Şanlıurfa'da bulunan camiler

Şanlıurfa'da hangi camiler var? Bu yazıda Şanlıurfa'da yer alan camiler ve bu camilerin tarihçesi yer alıyor.
Sıcak ve mistik atmosferiyle Güneydoğu'nun kalbinde yer alan Şanlıurfa, tarih boyunca farklı inançlara ev sahipliği yapmış bir şehirdir. Taş mimarinin zarif örnekleri, yüzyıllardır ayakta duran ve her biri farklı bir hikayeyi fısıldayan manevi yapılarla bezenmiş. Bu yapılar, sadece ibadethane olmanın ötesinde, şehrin kültürel ve tarihi dokusunun da ayrılmaz bir parçası. Her biri, farklı dönemlerin sanatsal inceliklerini yansıtan detaylarıyla adeta açık hava müzesi gibi. Zamanın yorgunluğunu taşıyan camiler, ziyaretçilerine dinginlik ve huzur sunarken, geçmişin derin izlerini de hissettiriyor.
Şanlıurfa'da bulunan camiler
Ulu Cami
Şanlıurfa şehir merkezinde, eski bir kilisenin yerine inşa edilen bu caminin yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1170-1175 yılları arasında Zengiler tarafından yapıldığı düşünülüyor. İslam fetihlerinden sonra kırmızı mermerleri nedeniyle "Kırmızı Mescit" olarak anılmıştır. Anadolu'da ilk kez bu camide uygulanan, çapraz tonozlu ve on dört sivri kemerli son cemaat yeri dikkat çekicidir. Camii içinde Hz. İsa'nın mendilinin atıldığına inanılan ve suyu şifalı kabul edilen bir kuyu bulunur. Kiliseden kalan avlu duvarları ve çan kulesi halen mevcut. Cumhuriyet döneminde minaresine eklenen saatle birlikte şehrin ilk saat kulesi olma özelliğini taşır.
Şehbenderiye Cami
Topçu Meydanı'nda yer alan bu caminin dış kapısındaki kitabeye göre 1909 yılında, Bekir Bey adında biri tarafından yaptırılmıştır. Kesme taş malzemeden inşa edilmiştir ve caminin yapılış tarihiyle ilgili iki farklı kitabesi bulunmaktadır.
Eski Ömeriye Cami
Tütüncü Pazarı'ndaki bu caminin dış kapı kitabesine göre Halife Hz. Ömer döneminde yapıldığı rivayet edilir. Farklı dönemlerde onarımlar görmüş olup, en dikkat çekici onarımlardan biri 1772 yılında Ali Beğin oğlu Hacı Firuz Beğ tarafından gerçekleştirilmiştir. 1911 yılında Osmanlı padişahı Sultan Reşad döneminde de onarım görmüştür. Kitabelerinden biri, ünlü Urfalı Hattat Behçet Arabi tarafından yazılmıştır.
Halil Ür-Rahman Camii / Döşeme Cami
Balıklıgöl kenarında yer alan ve halk arasında "Döşeme Camisi" olarak da bilinen bu yapı, 504 yılında Hz. Meryem adına bir kilise olarak inşa edilmiştir. Abbasi Halifesi Me'mun döneminde camiye çevrilmiştir. Minare, 1211-1212 yıllarında Selahattin Eyyubi'nin yeğeni tarafından onarılmış, sonraki dönemlerde de kapsamlı restorasyonlar geçirmiştir. Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde burayı "İbrahim Halil Tekkesi" olarak anmıştır.
Nimetullah Camii / Ak Cami
Ellisekiz Meydanı'ndaki bu caminin 1500'lü yıllarda Nimetullah Bey tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Tarihi bir kitabeye göre, harabe bir kilisenin tamir edilerek camiye dönüştürüldüğü belirtilir. Harim kısmındaki yarım kubbelerle alan genişletilerek daha fazla cemaatin ibadet etmesi amaçlanmıştır. Mihrapta geometrik süslemeler yer alır ve caminin silindirik minaresi, Şanlıurfa'daki en uzun minare olma özelliğine sahiptir. Avluyu çevreleyen medrese odaları 1695 yılında yapılmıştır.
Çakeri Cami
Türkmeydanı Mahallesi'nde bulunan bu caminin adı "köle" anlamına geliyor. Tarihte Balıklıgöl'den gelen suyun caminin mihrabının altından geçtiği bilinmektedir. Yapının 1524 yılında Muhammed oğlu Hacı Ali tarafından onarıldığı belirtilir. Daha sonra, 1635'te Sultan 4. Murad döneminde Ayaşoğlu Hacı Hüseyin tarafından yenilenmiştir. Yapı, beş farklı kitabe barındırmaktadır.
Kadıoğlu Cami
Su Meydanı'nda yer alan bu caminin yapım tarihi kesin değil. Minare kaidesindeki kitabede, minarenin Bahri Paşa tarafından 1844 yılında yaptırıldığı yazmaktadır. Minarenin dış kapı üzerine yapılması nedeniyle halk arasında "Dipsiz Minareli Cami" olarak da anılır. Rivayete göre, yapının ustasına kıble yönünü gösteren Kadıoğlu'nun mucizesi sayesinde ustanın Müslüman olduğu söylenir.
Hacı Lütfullah Camii
Harran Kapısı karşısında bulunan bu cami, 1720 yılında Hacı Abdurrahman Efendi tarafından tamir edilmiştir. Camiye ait olduğu düşünülen bir kitabenin aslında başka bir yapıdan, muhtemelen bir otelden, getirilerek buraya yerleştirildiği ve 1853 tarihini taşıdığı belirtilmektedir.
Kutbeddin Cami
Demokrasi Caddesi üzerinde yer alan bu cami, farklı dönemlerde onarımlar görmüştür. 1876'da Bican Ağa tarafından tamir edildiği bir kitabede belirtilir. 1778 yılında Ömer Paşa tarafından onarıldığı tahmin edilmektedir ve bu onarımın ardından eşiyle birlikte cami bünyesinde bir medrese de kurdukları bilinir.
Arabi Cami
Tepe Mahallesi'nde yer alan bu cami, halk arasında "Eski Arabi Camii" olarak da bilinir. 1743 yılında Muhammed Fazili Efendi tarafından yaptırıldığı minare kaidesindeki kitabede yazılıdır. Alihan Mescidi adlı bir mescidin yerine inşa edilmiştir ve minaresi Urfa'daki tek örnektir.
Hasan Padişah Camii
Balıklıgöl civarındaki bu cami, 15. yüzyılın ikinci yarısında Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan tarafından yaptırılmıştır. Daha eski olan Tok Temur Mescidi'ne bitişik olarak inşa edilmiştir. 1574 yılında başlayan onarımlar, 1859 yılına kadar farklı tarihlerde devam etmiştir. Balıklıgöl'den gelen su, caminin avlusundan geçmektedir.
Dabakhane Cami
Hanlar bölgesinde bulunan bu cami, 1568 yılında Sultan 2. Selim döneminde inşa edilmiştir. Yaptıranının Behram Paşa olduğu tahmin edilmektedir. Mihraba paralel üç kubbe ile örtülü olan cami, avluya imamın sesini duyurmak için kullanılan "mükebbire" özelliği ile Urfa camilerinde benzersizdir. Farklı tarihlerde çeşitli onarımlar görmüştür ve avlusunda Behram Paşa'ya ait olduğu düşünülen bir mezar kitabesi bulunur.
Narıncı Cami
Balıklıgöl semtinde yer alan bu cami, harap bir yapının yerine 1839 yılında Müşir Paşa tarafından, Rakka kaymakamı Muhammed (Miri) Paşa'nın desteğiyle yeniden inşa edilmiştir. Camiye dair bilgiler, eyvan duvarındaki kitabede Şair Sakıb tarafından kaleme alınmıştır.
Yusuf Paşa Cami
Sarayönü Caddesi'ndeki cami, 1710 yılında Urfa-Rakka Valisi Yusuf Paşa tarafından yaptırılmıştır. Farklı kitabelere göre, yapının bazı bölümleri 1850 ve 1872 yıllarında onarılmış, 1879 yılında ise Abdulvahab Efendi tarafından avludaki odalar tamamen yenilenmiştir.
Rızvaniye Cami
Balıklıgöl'ün kenarında bulunan bu cami, 1736 yılında Rakka Valisi Rıdvan Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mihraba paralel ve üç kubbeli olarak inşa edilen yapının harimi oldukça aydınlıktır. Caminin en dikkat çekici özelliği, çivi kullanılmadan geçme ve kakma tekniğiyle yapılmış, zengin bitkisel ve geometrik desenlerle süslü ahşap kapısıdır.
Hüseyin Paşa Cami
Kara Meydanı'nda yer alan bu cami, 1728 yılında Urfa Valisi Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kitabede ismi yer almasa da, Darendeli Hüseyin Paşa Vakfiyesi'ne göre yapıyı kendisi yaptırmış ve onartmıştır. Caminin minber kapısındaki 1878 tarihi ise, minberin onarım yılını göstermektedir.
Hızanoğlu Cami
Bu cami, 1729 yılında Hacı Halil adlı bir hayırsever tarafından onarılmıştır. Minare kitabesi, Şair Zahir tarafından kaleme alınmış olup, minarenin hoş bir yerde ve yüksek bir konumda olduğunu belirtir. 1851 yılında ise Muhtar Beğ tarafından minarenin onarıldığı bir başka kitabede yer almaktadır.
Mevlevihane Cami
Haşimiye Meydanı'nın doğusunda bulunan yapı, 18. yüzyılda Urfalı Mevleviler için Mevlevihane olarak inşa edilmiştir. Tekkelerin kapatılmasından sonra camiye dönüştürülen kare planlı yapı, tek kubbe ile örtülmüştür. Yanındaki eski Kasaplar Çarşısı ise günümüzde hediyelik eşya çarşısı olarak kullanılmaktadır.
Behramlar Cami
Harrankapı semtindeki bu caminin iki kapısı bulunmaktadır. Batı kapısındaki bir kitabeye göre, cami 1585 yılında Hacı Muhammed tarafından onarılmıştır. Aynı kapıdaki bir diğer kitabede ise Kur'an'dan bir ayet yer almaktadır.
Hayrullah Cami
Kendirci Mahallesi'nde bulunan bu cami, iki farklı kitabeye sahiptir. Dış kapı kitabesine göre, minaresi ve kapısı 1764 yılında Abdurrahman Paşa'nın oğlu Hacı Ali tarafından tamir edilmiştir. Minber üzerindeki bir diğer kitabede ise, 1797 yılında yapının minberinin onarıldığı belirtilmektedir.
Mevlid-i Halil Camii
Dergâh Platosu içinde, Balıklıgöl yakınında yer alan bu cami, Hz. İbrahim'in doğduğuna inanılan mağaranın yanında inşa edilmiştir. Alan, tarih boyunca farklı inançlara ait yapılar (tapınak, havra, kilise) barındırmış, en son 1523 yılında Muhammed Salih Paşa tarafından camiye dönüştürülmüştür. Çeşitli dönemlerde onarılan camiye minareler ve odalar eklenmiştir. Mevlid-i Halil Mağarası'ndan çıkan suyun şifalı olduğuna inanılmaktadır.
Tuzeken Cami
Türkmeydanı Mahallesi'nde bulunan bu caminin minaresi, 1754 yılında Hacı Mustafa tarafından onarılmıştır. İmam odasındaki kitabeye göre, 1858 yılında harap haldeyken onarılan bu oda, Kur'an kursu olarak kullanılmıştır. Cami eyvanındaki kufi yazıyla "Lâilâhe İllallah Muhammediin Resulallah" yazısı dikkat çekmektedir.
Miskinler Mescidi
Halk arasında 1865 yılında Muhammed Nabi tarafından yaptırıldığı rivayet edilen bu mescit, mihraba paralel iki sahınlı olarak inşa edilmiştir. Üst örtü olarak çapraz tonoz kullanılan yapıya, yakın zamanda üç gözlü son cemaat yeri eklenmiştir. Mihrap üzerinde, balkon şeklinde bir mimberi bulunmaktadır.
Kara Musa Cami
Beykapısı Mahallesi'ndeki bu cami, adını aldığı Kara Musa tarafından 1552'de yaptırılmış olsa da, sonraki onarımlar sırasında eski kitabelerin kaybolması nedeniyle orijinal bir kitabe bulunamamıştır. Farklı tarihlerde onarımlar görmüş, en önemli onarımlardan biri 1780 yılında Firuz Bey tarafından gerçekleştirilmiştir. Halk arasında, avlusunda eskiden fıskiyeli bir havuz bulunduğu anlatılmaktadır.
Hekim Dede Cami
Hekimdede Mahallesi'nde yer alan bu caminin kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte, üç farklı kitabesi bulunmaktadır. 1634 yılında Ahmed oğlu Bayram Bey, 1776 yılında ise Mustafa Paşa tarafından onarıldığı belirtilmektedir. Avlusunda, 1708 tarihli bir çeşme ve Hekim Dede türbesine ait 1803 tarihli bir kitabe de yer almaktadır.
Peygamber Cami / Circis Peygamber Cami
Kamberiye Mahallesi'ndeki bu cami, Circis Peygamber adına yapıldığına inanılan bir kilisenin camiye dönüştürülmüş halidir. İçindeki bir sütunda 1844 tarihli bir kitabe, yapının onarımını ve o dönemin yöneticilerini anlatır. 1965 yılında Muhammed Çarhoğlu tarafından onarılarak camiye dönüştürüldüğü, son cemaat yerindeki bir diğer kitabede belirtilmektedir.




