'O flash bellek benim değil!'
.
BALYOZ Davası’nın tutuklu sanığı emekli albay Hakan Büyük savunmasında Eskişehir’deki evinde bulunduğu iddia edilen ve içeriğindeki dokümanlar ikinci ve üçüncü Balyoz davalarına dayanak oluşturan flash belleğin kendisine ait olmadığını söyledi.
Balyoz Davası’nın 52. duruşmasında hakkında "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya eksik teşebbüs" suçundan 20 yıla kadar hapsi istenen Emekli albay Hakan Büyük savunmasını tamamladı. Hakan Büyük, savunmasında "Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kurumsal olarak yıpratmaya yönelik dijital bir terör saldırısı ile karşı karşıyayız" dedi. Sanık Büyük, "Yaşadıkları nedeni ile ’Sanki ilahi imtihandan, sabır tünelinden geçiyoruz’ demiş Hazreti Mevlana. Evet, bizler ’sabır’ ile imtihan ediliyoruz. Ancak sizlerin de adalet ve vicdan ile imtihan edildiğinizi hatırlatmak isterim" şeklinde konuştu.
Hakan Büyük, 18 Şubat 2011 tarihinde bir arkadaşını ve oğlunu arayarak dönüş yolunda olduğu ve ertesi gün Eskişehir’de olacağını söylediğini anlattı. Sanık Büyük, bu telefon görüşmesinden birkaç saat sonra oğlu Eskişehir’deki evindeyken elektriklerin kesildiğini ancak başka dairelerde elektrik olduğunu fark ettiğine dikkat çekti. Eskişehir’e dönmesinden kısa süre sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne 19 Şubat 2011 günü saat 16.31’de elektronik posta ile ihbar yapıldığını anlatan sanık Büyük, 21 Şubat günü de Eskişehir’deki evinde arama yapıldığını anlattı.
"İKAMETİMDE YAPILAN ARAMADAN TAM 68 GÜN SONRA TUTUKLANDIM"
Eskişehir’deki 45 metrekarelik evinin 21 Şubat günü 20 polis tarafından arandığını ifade eden Büyük "İkametimde yapılan aramanın ertesi günü, ikametimde bulunan ve bana ait olmayan flash belleğin içeriğinde ne olduğuna bakmak istediğimde iftira çetesi tarafından tuzağa düşürüldüğümü anladım ve oğlumu bilgilendirdim. O da bana birkaç gün önce elektrik kesilmesi olayını yaşadıklarını ancak bir anlam veremediğinden konudan bahsetmediğini ifade etmiştir" dedi.
21 Şubat 2011 tarihinde Eskişehir’de ikametimde yapılan aramadan tam 68 gün sonra tutuklandığını hatırlatan sanık Büyük, emniyette flash bellekteki dokümanların şifresinin oğlunun adı ve doğum tarihi olarak "NOYAN1990" olduğunu öğrendiğini anlattı. Büyük şöyle devam etti: "Flash belleğin içerisindeki dijital dosyaların şifresinin "NOYAN1990" yani oğlumun adı ile doğum tarihinin olması, bu flash belleğin bana ait olduğunu göstermez. Görev yaptığım hiçbir dönemde bulunduğum birimden ayrılırken arşiv yapmadım, hiçbir dijital doküman veya evrakın kopyasını yanımda götürmedim. Flash bellek bana ait olsaydı, şifresini bilir ve içeriğinde ne olduğuna vakıf olduğumdan, başımı derde sokmamak için imha etmiş olurdum. Flash bellek, kolay taşınabilir, risksiz, kolayca arama sırasında da konulabilir. Oğlumun adı ve doğum tarihi de bir devlet sırrı değildir. Muhtar, nüfus müdürlüğü veya çevreden kolayca öğrenilebilir"
"SANIK MAHKEME HEYETİNE SESLENDİ"
Sanık Hakan Büyük, mahkeme heyetine, "Sayın başkanım ve sayın üyeler sizlerin evlerinize de bırakılabilecek bir flash belleğin şifresi çocuğunuzun adı ve doğum tarihi olabilir" şeklinde seslendi.
MEVLANA’NIN SÖZLERİYLE SAVUNMA
Balyoz iddianamelerine dayanak oluşturan belgelerin iftira çetesi tarafından üretilmiş olduğunu savunan Büyük, bu belgelerdeki hatalara dikkat çekti. Kendisi dahil 184 sanığın tutuklu yargılamasını eleştiren sanık Büyük, savunmasını şu sözlerle tamamladı: "Oynanmak istenen oyun açık ve net olarak ortadadır. Kişilerin hürriyetleri ile itibar ve istikballerinin mevzu bahis olduğu bu denli önemli bir davada Adalet yanıltılmaya çalışılmaktadır. Hazreti Mevlana’nın dediği gibi; ’Biz öyle mahluklarız ki, bazen melekler insan yaratılmadıklarına üzülürler, bazen de şeytanlar bizden olmadıklarına şükrederler"










