Gazetevatan.com » Yazarlar » Yeni nesil: Sağ beyin çocukları

Yeni nesil: Sağ beyin çocukları

09 Aralık 2013 Pazartesi


Şimdi bebek sahibiyim ya.. Üstelik doğurmadım ve annesinin hamileliği nasıl geçti, nasıl travmalar atlattı bilmiyorum ya... Dahası yavrumun ilk 5 ayı yuvada mahzun (ve bir hayli tek düze) geçti ya...

Şimdi ben bu garibin zihinsel gelişimi aksak olmasın diye her şeyi okumaya başladım. Doktor arkadaşım aradı bugün “bak sağ beyin odaklı erken eğitim diye bir şey var. Onu oku” dedi.

Sevgilibebek.com’da detaylarıyla anlatmışlar. Dehşet içinde kaldım! İnsanın en önemli bölümü ilk 36 ayı imiş. İlk 36 ayda beynin sağ lobu inanılmaz bir süratte gelişiyormuş. “Sağ beyin odaklı erken eğitim”, bu gelişmeye paralel, her alanda bilgiyi depolatmaya yönelik bir metotmuş. Bebeğin beyni, dış dünyadan ilk yıllarda ne denli çok ve çeşitli uyarım alırsa on denli gelişiyormuş. Ki doktorum da aynısını söylemişti bana... “Markete götür, otobüse bindir, düğüne götür, geziye çıkart, sergi gezdir... Ses ve görüntü sok beynine...”

Olay özetle şu:

Bebekler, sağ lobları daha gelişmiş dünyaya geliyormuş.

Matematik, yabancı dil, müzik, bilim, sanat ve kültür beynin sağ lobunda işleniyor ve depolanıyormuş.
O nedenle hazır sağ lob gelişkinken o tarafa yönelmek gerekiyormuş.

Bebek, sağ beyin lobuna kaydettiği her bilgi sayesinde daha sonraki yıllarda daha çabuk öğreniyormuş zira daha büyük bir öğrenme isteği oluşuyormuş. Yani “merak”, ilk 36 ayda verilen bir “huy”muş. (Benim ilk 36 ayım CERN’de mi geçti acaba da bana söylemediler?)

Sağ beyin odaklı erken eğitim, aile ilişkilerini güçlendiriyormuş ve küçük çocuklara hedeflerini gerçekleştirebilecekleri donanımları kazandırıyormuş.

Ancak bu öğrenmenin kesinlikle gerilimden uzak, sevgi dolu bir ortamda olması gerekiyormuş. Bebek ancak rahat olursa sağ lobunu bilgiyle doldurabiliyormuş. O nedenle ilk yıllarda kıyaslama yok, yarış yok.. Maksat “süper çocuk” yetiştirmek değil. Maksat, gerilmeden, kasılmadan “öğrenebilen” bir çocuk yaratmak.

Oh be! Ben veledi bienale falan götürünce, “ne anlar?” demişlerdi. Bak anlıyormuş işte! Dağı taşı, ineği kuzuyu da anlıyormuş, rengi, dokuyu, sanatı, enstelasyonu da anlıyormuş. Anlamasa da depoya atıyormuş.

Tabi sadece markete götürmekle olmuyor. Ciddi ciddi yöntemler var. Uzak Doğu’da çok eğiliyorlar bu sağ beyin hadisesine...

Yarın devam edeceğiz...

Dizi delileri için şahane site: Ekranella

Dizi manyakları için Elçin Yahşi şahane bir site kurmuş. Ekranella.com. Türkiye’de benzeri yok. Yerli yabancı ne kadar dizi varsa hepsini bölüm bölüm, sahne sahne didikliyorlar. Herkes bir diziden sorumlu. Her bölümden sonra zeki bir özet/gözlem/değerlendirme yapılıyor. Çok çok iyi yazılar var. Dil, yaklaşım, yorum, kesim, biçim hepsi çok iyi, çok başka. Ve sürpriz isim: Perihan Mağden. Bir “dizi freak” olarak iki yazı yazıvermiş. “Neo gerçekçi dizileriyle kutsal annelik takır takır yıkılıyor” ve “Aşinalığımızı kazandıkça güzelleşenler.” Lezzetle okuduk tabii, pek sevdiğimiz yazarımızı. Onun dışında Özge Doğan’ın yazılarını çok beğendim. A.Ş.K. dizisi hakkında yazıyor. Böyle bayağı bir dizi yargıçlığı yapıyorlar. Sadece dizi değil yarışmaları da değerlendiriyorlar. Bir süre sonra çok ciddi takipçileri olacak sitenin. Yeter ki kafasızlık beyinsizlik basmasın “okur yorumu” adı altında. Evet illa her yere sızacaklar. İlla ki ilan edecekler ne kadar moron olduklarını.. Neyse. O da başka bir durum.