Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu'ndan 128 milyar dolar açıklaması

AA |  16 Nisan 2021 Cuma - 14:49 | Son Güncelleme : 16 04 2021 - 15:30

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, 128 milyar dolar tutarındaki rezervin akıbetine ilişkin iddialara yanıt verdi: Bilanço varlık yükümlülük denkliği açısından bakıldığında ortada kaybolmuş bir varlıktan bahsetmek mümkün değil.


 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası  (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, 128 milyar dolar tutarındaki rezervin akıbetine  ilişkin iddialara yanıt vererek, döviz alım-satımlarının koordinasyon içinde  yapılabilmesi için Şubat 2017'de Hazine Müsteşarlığı ile TCMB'nin protokol  imzaladığını, protokolle sağlıksız fiyat oluşumunun engellenmesine, döviz  piyasalarındaki arz-talep dengesine ve likidite tesisine katkıda bulunulduğunu  bildirdi.
 
Kavcıoğlu, AA muhabirinin, "128 milyar dolarlık rezerv tartışmasına"  ilişkin sorularına şu yanıtları verdi:
 
SORU: Sayın Başkan, son zamanlarda gündemde yoğun bir şekilde rezerv  satışlarına dair haberler yer almaya başladı. Bu konu hakkında farklı  spekülasyonlar yapılıyor, Merkez Bankası olarak sizden bir değerlendirme alabilir  miyiz?
 
CEVAP: Dünyada daha önce görülmeyen bir krize yol açan yeni tip  koronavirüs (Kovid-19) salgını, tüm ülkelerde sıra dışı tedbirlerin alınma  mecburiyetini doğurmuştur. Bu dönemde IMF çeşitli ülkelere toplam 110 milyar ABD  doları acil yardımda bulunurken, ülkelerin salgın karşısında aldıkları mali  tedbirlerin toplamı 16 trilyon ABD dolarını, merkez bankalarının bilanço  genişlemesi ise 10 trilyon ABD dolarını bulmuştur.
 
Birçok gelişmekte olan ülkede olduğu gibi, Türkiye'de de son dönemde  salgından kaynaklanan olağandışı koşullarda sermaye çıkışının artması, doğrudan  yatırımların azalması, altın talebinin hızla artması ve turizm ile ihracat gibi  döviz kazandırıcı faaliyetlerimizin de durma noktasına gelmesi, ekonomide yüksek  tutarda bir döviz talebi yaratmıştır. Buna son yıllarda Türkiye'ye özgü yüksek  seyreden jeopolitik riskler de eklendiğinde, makro finansal istikrarı sağlamak  üzere ekonomide döviz likidite ihtiyacının karşılanması gerekmiştir.
 
Tüm bu gelişmeler ışığında, 2019 ve 2020 yıllarında ülkemiz  ekonomisinin içinden geçtiği zorlu süreçler sonucunda oluşan dış açık, turizm  gelirlerinde yaşanan belirgin düşüşle beraber 30 milyar ABD doları cari açık, 31  milyar ABD doları tutarında yabancı sermaye çıkışı, 50 milyar ABD doları  tutarında reel sektörün yabancı para pozisyon azaltması ve hane halkının 54  milyar ABD doları tutarında döviz ve altına yönelmesi kurlar ve döviz rezervleri  üzerinde yoğun baskı yaratmıştır. Özetle, ekonomideki döviz sıkıntısının  giderilmesinin zorunlu ve olağanüstü koşullardan kaynaklandığı ortadadır.
 
Bunun sonucunda, finansal istikrarın korunması, ödemeler dengesi  finansmanı ve döviz arz-talep dinamikleri kapsamında işlemler  gerçekleştirilmiştir. Bu sayede ülkemiz ekonomisinin üretim, istihdam ve ihracat  kapasitesi korunmuş, reel sektörün, finansal kesimin ve kamu kurumlarının döviz  likiditesine erişim ve dış ödemeler noktasında herhangi bir sorunla  karşılaşmaması için gerekli tedbirler alınmıştır.
 
Salgınla mücadele sürecinde ülke ekonomisinin korunması öncelikli  tercih olmuştur. Alınan tedbirlerle birlikte hem para politikası hem de mali  politika tarafında atılan adımlar sayesinde Türkiye, pandeminin tüm olumsuz  etkilerine rağmen G20 ülkeleri içinde 2020 yılını pozitif büyümeyle tamamlayan  iki ülkeden biri olmuştur. Reel sektörün likidite döngüsü sekteye uğramamış,  bankacılık sisteminin güçlü bilanço yapısı korunmuş ve bu sayede makrofinansal  istikrar desteklenmiştir.
 
SORU: Peki bu süreçte söz konusu işlemler hangi dayanakla ve nasıl  gerçekleştirilmiştir?
 
CEVAP: Öncelikle bu konuların yanlış ve eksik bilgiye dayalı olarak  kamuoyu önünde tartışılmasının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına zarar  verdiğini düşünüyorum.
 
Hazine Müsteşarlığının TCMB nezdindeki hesapları kullanılarak  yapılacak döviz alım-satım işlemlerinin para ve kur politikaları çerçevesiyle  uyumlu gerçekleştirilmesi için gerekli koordinasyonun sağlanmasına ilişkin  esasların belirlenmesi amacıyla 21 Şubat 2017'de Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı  ve TCMB arasında bir protokol tesis edilmiştir. Protokol, 4059 sayılı Hazine  Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 2'nci maddesinin birinci  fıkrası ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nun 2'nci  maddesi, 4'üncü maddesinin 1’inci fıkrasının b bendi ve 41'inci maddesi ile  53'üncü maddesinin birinci fıkrası maddelerine dayanmaktadır.
 
Protokolün amacı, uygulanmakta olan para ve kur politikasının  etkinliğini artırmak ve finansal istikrara katkı sağlamak şeklinde  belirlenmiştir. Söz konusu protokol kapsamında 2017 yılından itibaren ihtiyaç  görülen durumlarda, kamu bankaları aracılığıyla döviz işlemleri yapılmaya  başlanmıştır. Bu sayede sistemde sağlıksız fiyat oluşumlarının engellenmesi ile  döviz piyasalarındaki arz-talep dengesi ve likiditenin tesis edilmesine katkıda  bulunulmuştur.
 
SORU: Bu döviz satışlarının nasıl bir yöntemle yapıldığı konusunda  daha fazla detay verebilir misiniz? Çünkü "Kime satıldı?" diye soranlar oldu.
 
CEVAP: Piyasanın işleyişini çok iyi bilmelerine rağmen, bazı  uzmanların “Kime satıldı“ diye konuşmalar yaptığını görüyoruz.
 
Söz konusu döviz işlemleri, işlem platformları üzerinden o günkü  piyasa koşulları ve piyasa fiyatları çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Alıcı ve  satıcı tarafın işlem gerçekleşene kadar bilinemediği otomatik işlem  platformlarında, doğrudan bir karşı taraf belirlenmeksizin mevcut piyasa  kotasyonları üzerinden işlemler yapılmıştır. Dolayısıyla herhangi bir kesime,  banka veya firmaya ayrıcalıklı döviz işlemi gerçekleştirilmesi söz konusu  değildir. Otomatik işlem platformlarında gerçekleşen bu işlemlerin karşı  tarafları yurt içi ve yurt dışı piyasa yapıcı bankalardır. Anılan işlem  platformlarında piyasa dinamiklerinden bağımsız olarak, piyasa dışı fiyatlardan  belirli taraflar seçilerek işlem yapılması teknik olarak mümkün değildir. Bu  nedenle sadece Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası değil, dünyanın hiçbir yerinde  bu tür karşı taraf ayrıntıları açıklanamaz.
 
SORU: Peki karşılığında aldığınız Türk lirası ne oldu?
 
CEVAP: Bilindiği üzere döviz işlemleri çift taraflı işlemlerdir. Döviz  verilirken Türk lirası alınır ya da tam tersi gerçekleşir. Söz konusu döviz satım  işlemleri ile piyasadan Türk lirası likidite çekilmesi nedeniyle bankaların  TCMB'den fonlama yaptığı tutarlar aynı miktarda artış göstermiştir. Bu açıdan  döviz satım işlemlerinin valör tarihi ile aynı gün olacak şekilde, söz konusu  Türk lirası tutarı piyasadan çekilmiştir. Bu işlemler sonucu piyasadan çekilen  Türk lirası likidite, TCMB tarafından açık piyasa işlemleri ve swap işlemleri  yoluyla piyasaya fonlama olarak sağlanmıştır. Dolayısıyla Merkez Bankasından  çıkan ve dolaylı olarak bankacılık sisteminde yabancı para mevduata dönüşen  dövizin büyük bir kısmı yine swap işlemleri yoluyla Merkez Bankası bilançosuna  geri dönmüştür. Bilanço varlık yükümlülük denkliği açısından bakıldığında ortada  kaybolmuş bir varlıktan bahsetmek mümkün değildir.
 
Bir kez daha vurgulamak isterim ki veri paylaşımı konusunda, TCMB  görev ve sorumluluk alanlarındaki bilgi ve verileri uluslararası standartlar  dahilinde son derece şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşmaktadır. Bu kapsamda  günlük analitik bilanço açıklanmakta olup, TCMB rezerv seviyesinin gelişimine  ilişkin piyasa katılımcılarına detaylı şekilde veriler duyurulmaktadır.
 
Buna rağmen son dönemde kamuoyunda TCMB rezervlerine yönelik Bankamız  itibarını sarsıcı, yerli ve uluslararası yatırımcılar üzerinde güven kaybına ve  risk primlerinde artışa yol açabilecek açıklamalar yapılmaktadır. TCMB olarak  hakkımızda çıkan yanlış ve yanıltıcı haber ve söylemler konusunda yasal  haklarımızı saklı tutmaktayız.