Gazete Vatan Logo
GündemBanka işi hataydı helale haram kattı

Banka işi hataydı helale haram kattı

Banka işi hataydı helale haram kattı

Sabah gazetesinin eski sahibi Dinç Bilgin:

Haberin Devamı

- EMEKLİ GAZETE SAHİBİYİM: 2001’de tutuklandım. Hiç hüküm giymeden 11 ay tutuklu kaldım, çete suçundan. 2000’den sonra tüm mal varlığımı kaybettim. Şimdi emekli gazete sahibiyim.

- ZAFER MUTLU NASIL ZENGİNLEŞTİ: (“Siz fakirleşirken sizin yanınızda çalışan Zafer Mutlu nasıl zengin ve gazete patronu oldu?” sorusu üzerine) Ben iyi bir işverendim. Arkadaşlarıma büyük imkanlar sağladım. Benim fakirleşmem bir büyük talihsizlik. Sabah grubu olarak bir büyük suikaste maruz kaldık.

- KAZANDIĞIM PARA GAZETECİLİKTEN: (BDP’li Sırrı Süreyya Önder’in, “Ecevit’in yerine yapılan hesaplar neydi? Bu tür darbe durumlarında parayı takip edeceksiniz. Anlıyoruz ki sizin üzerinizden servet transferi yapılmış. Helale haram kattınız banka işiyle” sözleri üzerine) Rahşan Hanım Hüsamettin Özkan’ı önce sevdi, sonra sevmedi. Daha fazla söylersem adamlar bana dava açacak. Çok büyük gazetecilik faaliyetlerim vardı. Bu faaliyetler servete yetti. Yeni Asır’ın net satışı 120 bindi. Kazandığım paraların tamamını gazete işinden kazandım. Banka işi helale haram kattı. Ama gazetecilikte haram yoktu.

- BARLAS’IN MAAŞI 25 BİN DOLARDI: Barlas Ailesi’nin 28 Şubat süreci içinde işlerine son vermedim. Mehmet Barlas çok yüksek ücretli yazarımdı. Ücreti o tarihte 25 bin dolardı. Aynı zamanda bize rakip televizyonlarda programlar yapmaya başladı, aramızdaki itilaf ondan doğdu. Arkasında siyasi bir durum yok. Bir patron tasarrufu olarak işine son verilmesini Zafer Mutlu’ya söyledim, hatta Zafer ‘Yapmayalım’ dedi.

- ÇEKİRGE 5 MİLYON DOLARA TRANSFER OLDU: Fatih Çekirge bizim Ankara temsilcimizdi, Uzanlara geçmek istedi. Geçmemesi için kendisine bir maddi imkan sunduk. Bizim sunduğumuzun çok üzerinde bir rakama transfer oldu. Benim duyduğum 5 milyon dolardı o tarihte. Uzanlara gelince. Uzanların gazetecilikle filan alakaları yoktu.

- BİR VE ÖZKASNAK’LA 20 DAKİKA: Ben Ankara’da sık sık siyasi lobi yapan bir gazete patronu değildim. İstanbulda biraz eğlenerek gazete yapıyordum. Askerle hiç ilişkim olmadı. Bir kere Genelkurmay’a, Karadayı’ya öğle yemeğine davet edildim. Ondan evvel bir odaya alındım. Çevik Bir ve Erol Özkasnak beni aldılar içeriye. Orada pek hoş olmayan 20 dakika geçirdim. Yazarlarla ilgili şikayetlerini söylediler. O tarihte Çetin Altan da Sabah’taydı. Tepki çekiyordu. Bana bir bülten gösterildi. Orada işte Altan şunu yazdı altında aslında şöyle deniliyor yazıyordu. Ben gazetenin keyifli okunması gerektiğini, belli rütbeli askerlerin okuduğunu anlayacağını söyledim. Bir ağız dalaşı oldu ben de onlara karşılık verdim. Daha sonra yemeğe geçildi ve bu yemekte Özkasnak yoktu. Havadan sudan konuşuldu.

- CAVİT BENİM UYKUMU KAÇIRMA: Etibank’la ilgili ihaleyi almak için Cavit Çağların baskı yapıp yapmadığını bilmiyorum, ama tahmin edilebilir, yapmış olabilir. Mesut Yılmaz’a beni ortak et diye bir yaklaşımım olmadı. Bir gece Cavit telefon açtı bana. O zamana kadar da aramız pek iyi değildi. Etibank’ı aldığını söyledi, ‘Senin ortak olmanı istiyorum’ dedi. ‘Cavit uykumu kaçırma, benim öyle şey yapacak halim yok’ dedim. Unuttum ertesi gün gazetede söyledim, ‘Aman patron yapalım‘ dediler.

- BİR ANDA SIFIRA İNDİM: Etik olarak çok büyük yanlışlar vardı. Basının bu tür işlere girmemesi lazımdı, basının işinin salt gazetecilik olması lazımdı. Sabah’ın işi yalnız gazetecilik ve televizyonculukken çok başarılıydım sonra başka şeylere burnumu sokunca bir anda sıfıra indim.

- BANA MANŞET TELKİNİ YAPILMADI: Bana mektup filan yazılmadı, gazetecilerin işten atılması söylenmedi. Genellikle o tip telkinler Ankara büroları üzerinden yapılır, onlar da bazılarını eksiltip bazılarını katarak, İstanbul’a bildirirler, genel yayın yönetmenleri de patrona anlatır.

- ŞİMDİKİ BAŞBAKAN OLSAYDI: Türkiye koptu biz de koptuk gazeteciler olarak. O zamanki Türkiye başka bir Türkiye’ydi, Şimdiki Başbakan gibi başbakan şimdiki Meclis gibi Meclis olsaydı Türkiye’nin başına bunlar gelmezdi. Darbeleri araştıracak bir meclis var şimdi.

- UZLAŞMAK BASININ İŞİNE GELDİ: Yeter derecede demokrat cesur olmadığımız doğru o tarihte. Ama o zamanki Türkiye’yi hatırlayın. Genelkurmay başkanlarını bırakın üst düzey generallerin beyanatı ortalığı titretirdi. Öyle bir Türkiye’de genetiği pek sağlam olmayan bir basın, muhalefeti hep seçilmişlere karşı yapmış bir basın geleneği. Uzlaşmak basının işine geldi. Bozuk bir iklimdi. Yalnız asker değil bir de yargı vardı. O tarihteki savcıları başsavcıları hatırlayın.

- AYARI KAÇMIŞ BİR TÜRKİYE VARDI: Gerçekten tüm müesseseleriyle ayarı kaçmış bir Türkiye’ydi. Basın 4. güç olmaktan daha yukarıdaydı, neredeyse 3., 2. güç durumundaydı.

- BİZ DYP’YE, DOĞAN ANAVATAN’A DESTEK OLDU: Doğan Grubu ile benim grubum arasında inanılmaz rekabet vardı. Bu iş bir ara siyasi arenaya da yansıdı.Biz DYP’ye, Doğan grubu Anavatan Partisi’ne destek oldu o tarihte. Bir gazetenin dağıtımını yapmaktan vazgeçtiğimiz doğrudur. Mali sorumluluk altında olmamak için o yola başvurduk, siyasi sebep yoktu. Bu gazete Akşam Gazetesi’ydi. Akşam’ın televizyon promosyonu, nitekim iş sonunda adliyelik oldu.

Daha çok tekneye binebilmek için...

Bilgin, komisyonun “Sizi o dönemdeki davranışlarınıza ne itti?” sorusuna şu cevabı verdi: “Sizin komisyonun araştırdığı kuvvet o kuvvet. Basındaki birliktelik, rahat etmek, daha çok tekneye binebilmek, daha çok Avrupa’ya gidebilmek, tehditlerden uzak kalmak. Rahatlığın içinde o da var. Kendimle ilgili her yıl yat aldığım söyleniyor. Böyle değil. Dörder, beşer yıl aralıklarla aldım.”

Sizin İçin Seçtiklerimiz