Terör kalıcı olarak bitecek mi, karşılığında ne verilecek
.
ANKARA- CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hükümetin Kürt açılımına olan eleştirilerine dün de devam etti. CHP Parti Meclisi’ni toplayan Baykal, özetle şöyle konuştu:
Kafasındakini söylemiyor: (Kürt açılımıyla ilgili hükümetin randevu talebinin olup olmadığı sorusu üzerine) Böyle bir girişim söz konusu değil, bizim de böyle bir talebimiz yok. Artık bu konunun kapalı kapılar arkasında, kulaklara fısıldanarak konuşulabilir olmaktan çıktığını düşünüyorum. Hükümetin, ilk yapması gereken şey, düşündüğü çözümü ortaya koymasıdır. Bunu gördükten sonra biz heyecanla, ’aman çok iyi yaklaşmışsınız, ama bunun şu tarafı var, bu tarafı var, şöyle yapalım’da deriz. Bunu ’desteklemeyiz’de deriz. Hükümetin kafasında bir çözüm olmaması mümkün değil. Kafalarında bir çözüm var ama o çözümü söylemiyor. Bu da kuşkuyu, şüpheyi artırıyor. Niye söylemiyorsun? Söylemeye mi cesaret edemiyor kafasındaki çözümü?
Tehlikeye sokmamalı: Bu konudaki çözümün Türkiye’nin ulusal bütünlüğüne, anayasal konumuna ve Türkiye’yi bu günlere taşıyan temel bazı ilkelerin belki değiştirilmesine, sarsılmasına yol açabilecek sonuçlar doğurması olasılığı vardır. Böyle bir durum olmadan bu ortadan kalkacak ise ne mutlu. Herkes, “anaların göz yaşı dinsin, kanlar akmasın, barış gelsin” amacı taşıyor. Ama böyle bir amacı herkesin paylaşması, o durumun yaşanması sonucunu doğurmuyor. Hangi sıkıntılar, sakıncalar bizleri beklemektedir?
Neler konuşuldu?: Başbakan ile DTP liderinin görüşmelerinde neler konuşulmuştur? Milli eğitim sistemine etnik kimlik sokulacak mıdır, hangi biçimde sokulacaktır? ’Şimdi bu biçimde sokalım, sonra başka biçimde bu işi geliştiririz’ mi denilmektedir? Bunlar çok önemli olaylar, bunları bilmemiz lazım. Türkiye’nin yarınki istikrarı, yarınki barışı, yarınki huzuru, bugün atılacak bu adımlara büyük ölçüde bağlıdır.
DTP üç muhataptan biri: (Asıl muhatap PKK’dır sözlerinin anımsatılması üzerine) Bugüne kadar hükümete bir adım atması gerektiğini söyleyen çevreler üç muhatap gösterdi. Bu üç muhatabın her birinin öbürünü ikame edebileceğinin kabulü anlamına gelir. Bu bir tespittir. Bu gerçekten yola çıkın. Size İmralı’daki demişse, ’ister benle, ister Kandil’dekiyle, ister DTP ile konuş’, Kandil’deki demişse; ’ister benle, ister İmralı ile ister DTP ile konuş’. Ve bu söylendikten sonra bir görüşme başladıysa, bunu unutacak mıyız? “ Başbakan diyor ki, ” Ben AKP Genel Başkanı sıfatıyla görüşüyorum. “ Sen AKP Genel Başkanı olarak konuşuyorsun ama onlar, seninle Başbakan olarak konuşuyorlar.
Karşılığında ne vereceksin?: Bu müzakere çok açık bir şekilde terörün siyasi sorumluluğunu üstlenenlerle yapılmış olan bir müzakeredir. ” Canım şartlar öyle getirdi öyle yapıyoruz “... İyi öyle yapıyorsanız yapın da, biz de ne yaptığınızı görelim. Bizim için önemli olan sonuç. Bizi aldatmayın, sonucu söyleyin, niye söylemiyorsunuz? ’Söyleyeceğiz’, biz de sabırla bekliyoruz. İster terörün siyasi sorumlularıyla yap, ister İmralı’yla yap, ister Kandil’le yap, kimle yaparsan yap. Sonuç ne, terör kalıcı olarak bitecek mi? Bunun karşılığında sen ne vereceksin?
Takvim sıkıştı: (Başbakan Erdoğan daha önce DTP ile görüşmeyeceğini söyledi. Ne değişmiş olabilir sorusu üzerine) Takvim sıkıştırdı Başbakan’ı. Bir 15 Ağustos lafı var, harekete geçme mecburiyeti var. Başbakan’ın bu söylediği sözün arkasında duramaması kimseyi şaşırtmamıştır. Hepimiz çok iyi biliyoruz bunları, bu da onlardan biridir. Zaten DTP de dikkate almadı onun bu tavrını, sükunetle bekledi, tavrında hiçbir değişiklik yapmadı. Başbakan da buluşma noktasına geldi. Niye şimdi geldi? Takvim, olaylar, bir an önce bir şeyler yapılmasını gerektiriyor. Takvim nasıl şekillendi? Onun arkasında kimler var diyorsan? İşte içi dışı hepimiz biliyoruz.










