Irak ve Amerika’yı uyaran Dışişleri Bakanı Gül, 22 Temmuz’dan sonra sınırötesi mesajı verdi
Irak ve Amerika’yı uyaran Dışişleri Bakanı Gül, 22 Temmuz’dan sonra sınırötesi mesajı verdi: Ya işbirliğini anlamlı, ölçülebilir, netice alır hale getirirler ve ya da biz kendi inisiyatifimizi kendimiz kullanırız.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kuzey Irak konusunda Bağdat ve Washington’a çarpıcı uyarılarda bulundu. Gül sorularımızı şöyle yanıtladı:
Kuzey Irak konusunda son seçenek diye değerlendirilen sınırötesi operasyon kararında son durum nedir?
Terörle mücadele 30 yıllık mesele. Silahsız boyutu da var. Asker sivil bu konuda kararlıyız. Bitti zannettiğimiz terör örgütü Irak’a çekilmişti, kendi kendine ateşkes ilan etmişti. Sonra ateşkese son verdim dedi ve ortaya çıktı. Kendi kendimizi kandırmamamız gerekiyor. Mücadelede kararlılığı göstermemiz gerekiyor. Hükümet olarak hepsini bir götürüyoruz. Bir zamanlar neredeyse kaybedilmiş kabul edilen bazı şehirlerimizi tekrar kazanıyoruz. Halkın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bilincini daha güçlü hale getiriyoruz. Hem içerde hem dışarda bir mücadele yapılıyor. Kuzey Irak’ta bir birikim var. Bu birikim oradaki kaostan istifade ederek silaha da daha kolay ulaşabiliyor. Ama Türkiye’nin içini unutup, topu dışarıya atıyor gibi bir duruma düşersek, kendimizi aldatmış oluruz. Çünkü Tunceli sınıra 400 kilometre uzakta. Ama en çok kaybı da orada verdik. Dışardaki mücadelede tabii ki uluslararası hukuktan doğan tüm haklarımızı kullanmakta kararlıyız ama bu hakkı kullanırken netice alıcı bir kullanma olması lazım. Yoksa bir gösteri, seçim kampanyasına alet etme, Genelkurmay Başkanımızın dediği gibi kabadayılık yapmak gibi düşünülemez. Çünkü 1 şehit bizi derinden yaralar. İyi istihbarat, iyi bilgiler, iyi zamanlama çok önemli. Buna göre hareket etmemiz lazım. Hükümet olarak askerler ve istihbarat birimleriyle oturduk, konuştuk. Nasıl bir yol takip edileceğimize beraber karar verdik. Bununla ilgili bir kanaat, bir mutabakat oluştu. Onu takip ediyoruz şimdi.
ABD’den cevap bekliyordunuz, o cevap geldi mi?
Bizim hala Irak Hükümeti’nden ve ABD’den beklentimiz vardır. Çünkü Irak’ı Iraklılar kontrol edecek. Onlar edemiyorsa işgalci güç olarak ABD edecek. Onlar da Basra ile Bağdat ile ilgilenip, ben Kuzey Irak ile ilgilenmiyorum diyemezler. Beklenti içerisindeyiz ve onlara sorumlu olduklarını hatırlatıyoruz. Bizim açımızdan da şöyle, biz hiçbirinden izin alarak hareket etme içerisinde asla olmayacağız. inisiyatif daima bizde olur. İstihrabat bilgileri çerçevesinde, planlama, harekat, hedef bunlara biz karar veririz. Zaten şu süreçte hedefler darmadağın oldu. O kadar çok sesli konuşuldu ki bu iş... Örgüt barındığı yerlerden dağıldı.
O zaman sadece şan şöhret için girmiş olursunuz. Onun için Genelkurmay Başkanımız ’kabadayılık için iş yapılmaz’dedi. Ben de onun için siyasi kampanyamıza bu işi alet etmek istemeyiz, bunlar ayrı bir sorumluluktur dedim. Ama ümit ederiz ki, Irak Hükümeti olaya çok daha dikkatli baksın. Iraklılar ile görüşmeye devam edeceğiz. ABD’nin sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyoruz. Bu yönde baskıyı devam ettireceğiz. Ama diğer ihtimaller yok diyemem, hepsi geçerlidir. O şartlar oluştuğunda hiçbir tereddüdümüz olmaz. Sınır ötesi harekatı yaparız. Bizim arzumuz Iraklıların bu işi kendi kendilerine temizlemesidir. Şuna inanıyoruz, Irak’ın Kuzeyindeki Türkmenler de, Kürtler de, Araplar da hepsi bizim kardeşimizdir. PKK’nın aramızdaki dostluğu rehin almasına müsaade etmemek gerekir. Onlar eğer Türkiye’nin dostluğunu kaybederlerse, ne kaybedeceklerini düşünmeleri lazım. ABD çekilme planı yapıyor görüyorsunuz, bugün olmazsa yarın çekilecek.
Kuzey Irak yönetiminden olumlu bir adım görüyor musunuz?
Şu ana kadar görmedik. Ama Irak merkezi hükümetinin biraz daha hareketlendiğini görüyoruz.
Onların da Kuzey’de pek sözü geçmiyor...
ABD’lilerin biraz daha dikkatlerini artırdığını görüyoruz. Ama bunlar bizi tatmin eder noktada değil.
ABD Büyükelçisi’ne silah meselesini sormuştunuz. Ne yanıt aldınız?
Daha önceden de Kuzey Irak’a verilen silahlarda bazı şeyler olmuştu. Burası bizim çok dikkatimizi çekmişti. Biz onu sorguladık. Onu gözden geçiriyorlar. Teslim olan PKK’lıların itiraflarını ciddiye almak lazım. Açıkçası Amerikalıların kendi resmi arabalarıyla götürüp örgüte vermeleri mantıklı değil. Çünkü terör örgütü de ABD ile Türkiye’nin arasını daha çok bozmak istiyor. Ama bunun çok iyi sorgulanması ve sonuna kadar takip edilmesi gerekiyor. O yönden bunun da peşindeyiz. İzahat ve bilgi istedik.
Türkiye’nin bunu kendi başına Irak’a girip yapma kapasitesi var mı?
Var. Hiç tereddütsüz. Tekrar şunu hatırlatmak isterim; bizim izin alma gibi bir durumuz asla sözkonusu değil. Kendileri de biliyor. Bir gün arşivler açıklandığında, konuşmalarımızla ilgili tutulan kayıtlar ortaya çıktığında, nasıl davrandığımız görülür. Bizim asla izin alma durumumuz yok. O kapasitemiz de, o gücümüz de var. Ama kararı kendimizin verip, inisiyatifi kendi elimizle kullanmamız önemli. Onlara sorumluluklarını hatırlatıyoruz.
Seçimden sonra bu yönde gelişmeler hızlanır mı?
Kesinlikle. Ya işbirliğini anlamlı, ölçülebilir, netice alır hale getirirler veyahut da biz kendi inisiyatifi kendimiz kullanırız.
Türk kamuoyunda 70’li yıllarda bile ABD’ye karşı hiç bu kadar tepki olmadı. Hükümetler arasındaki güven katsayısında bir düşüş var mı?
70’li yıllarda çok ideolojik bir karşıtlık vardı. Şimdi sokaktaki sıradan bir vatandaşımızda da bu duygular oluştu. Bunun çok ciddiye alınması gerekir. Türk halkı müttefiki olan ABD’nin üstüne düşeni yapmadığına inanıyor. Hükümet olarak biz de yeteri kadar yapmadığına inanıyoruz, görüyoruz. Onun için bunu yapmak zorundasınız diyoruz. Rica etmiyoruz, sorumluluğunu hatırlatıyoruz. Terörle mücadele sözkonusu olduğunda ayrım yapmadan mücadele etmek gerekir. Bizim Irak’ın toprağında gözümüz var mı? Yok. Gizli ajandamız var mı? Yok. Irak’ın istikrarı Iraklılar kadar Türkiye için de önemli. Irak’ın demokratik bir yapıya kavuşması bizi de çok mutlu eder. Irak’ın kendi halkıyla barışık olması, komşularıyla dost ve barışık olması en çok bizim arzumuz. Çünkü istikrar geldiğinde tüm bölgesel ekonomik faaliyetlerde bir canlılık olacak. Biz bunu isteriz. Ama bizim Irak’tan yapmasını istediğimiz bir şey var: Terörle mücadele. Bunu bildikleri halde üstlerine düşeni yeteri kadar yapmadıkları için tabii çok rahatsızız.
ABD’ye İran resti: Türkiye yanlış bir şey yapmıyor
Üzerine İran ile doğalgaz anlaşmasında geri adım atar mı?
Türkiye yanlış bir şey yapmıyor ki. Avrupa’nın sevincini görün. Nabucco projesi Avrupa’nın çok stratejik bir projesi. Düne kadar belki bazıları farkında değil ama Türkiye Nabucco projesini çökertiyor diye suçlanıyordu Avrupa’daki enerji toplantılarında. İran ile bir pazarlık yürütüyorduk, görüşmelerimiz vardı. Bu mesele gerçekleşmemişti. Nerdeyse enerji yolları farklı taraflara kayacaktı. Sonunda bir mutabakata varıldı. Sadece Türkiye’nin değil Avrupa’nın enerji güvenliğine de en büyük katkıyı sağlıyoruz biz.
ABD Dışişleri Bakanı sizi aradı mı, “yapmayın” diye bir baskı geldi mi?
Hayır, hayır. Sözkonusu değil.
ABD Büyükelçiliği’nin bugün bir açıklaması var...
Her ülkenin kendi çıkarı vardır. Türkiye’nin de kendi çıkarı, güvenliği vardır. Güvenlik sadece askeri değildir, ekonomik güvenliği, enerji güvenliği. Avrupalılar temasa geçiyorlar İran ile anlaşıyorlar da, Türkiye komşusuyla açık seçik niye yapmasın?
Rus tekeli kırılmış oluyor...
Evet o açıdan söylüyorum. Avrupa’nın enerji güvenliğini sağlıyoruz biz şimdi.
CUMHURBAŞKANLIĞI SÜRECİ:
Siyasetin dışında işler döndü
Seçim sonuçlarıyla ilgili tahmininiz nasıl?
Türkiye’nin her köşesine gittik. Gitmediğimiz il kalmıyor. Başta yazın bu ayında miting yapmak gerçekten zor, kolay değil. Hem tatil hem sıcak. Büyük bir kalabalık, büyük coşkular görüyoruz. Çok büyük bir sevgi görüyoruz. Anketleri ve bütün bunları dikkate aldığımızda 2002 seçimlerinden daha yüksek oy alacağımızı tahmin ediyoruz.
Tek başına hükümet konusunda bir kuşkunuz yok herhalde...
Benim yok ama hala 1 hafta var yanılabiliriz. Ben bizim epeyce gizli oyumuz olduğuna da inanıyorum. Şöyle; insanlar belki görünüm olarak, gelenekel olarak iş hayatında bize pek sıcak bakmayabilirler, ama 4,5 senede getirdiğimiz istikrar ve Türkiye’nin kalkınmasına sağladığımız bu momentimun gitmesini istemeyebilirler. Onun için görüntüde bizimle beraber gözükmeyen ama çıkarını, Türkiye’nin geleceğini gördüğü için bize oy veren epey insan olduğunu tahmin ediyorum.
Siz de kampanyanın en önemli figürlerinden biri haline geldiniz. Partiniz cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin tamamlanamamış olmasını bir araç olarak kullanıyor. Mağdur edildiğini ileri sürerek oy istiyor. Bunun bir getirisini görüyor musunuz?
Meydanlarda kalabalığın iki nedenini görüyoruz. Birincisi partinin yaptığı hizmetlere karşı kadirşinaslık var. Başarılı görüyorlar. Eskiden iktidar partileri halkın içine çok çıkamazdı. Giderek oy kaybeder ve yıpranırlardı. Bu yapılan hizmetler, bir bu var. Bunun böyle olmasını istemezdim ama ikinci sebep de, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşananları toplum çok yakından takip etti. Vicdanına sığdıramadığı için bunları, buna karşı tepkisi ve heyecanı var.
Yüzde 40’ı geçeriz diyorsunuz. Yeni Meclis’in ilk işi de Cumhurbaşkanı seçmek. Yine aday olacak mısınız?
Demokrasilerde halkın iradesi, arzusu dikkate alınır. Ama nasıl olacak? Bunu da konuşmanın erken olduğu kanaatindeyim. Bunun halka bırakılması, halkın cumhurbaşkanını seçmesinin doğru olduğu kanaatindeyim. Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra ne olacak kesin birşey söylemek zor.
Anayasa Mahkemesi’nin kararı sizin için neden sürpriz oldu?
Anayasa Mahkemesi’nin hukukun siyasallaştığı süreçte Anayasa Mahkemesi tekrar minare kılıfına girmiyor diye gördü. Ben şahsen en azından hukuku ilke ederek hareket edeceğini beklememiştim Anayasa Mahkemesi’nin açıkçası. Herkes biliyor ki kendileri de biliyorlar, daha önceki 367 kararı siyasi bir karardı.
Ben çok fazla beklemiyordum böyle bir kararı. Anayasa Mahkemesi de kendisini bu işin dışına çıkarttı ve artık topu benim önüme atmayın, beni daha fazla alet etmeyin dedi. Meydanlarda öyle mağduriyet rolü falan oynamıyoruz. Ben yanlış bir şey yapmadım. Bir şeyi zorlayarak da yapmadım. Normal süreç içerisinde tarihi kuralı belli olan uygulamaları ortada olan cumhurbaşkanlığı seçiminde partimin halkın teveccühüyle aday oldum. Düz yolda giden bir otomobil düşünün. Önüne taşlar konup, kalaslar atılıp, yoldan çıkınca bunu halkla paylaşmayacak mıyız? Bundan dolayı erken seçime gidilmedi mi? Siyasetin dışında işler döndü. Siyasetçilerin zayıflığından istifade edildi.
Kastınız 27 Nisan bildirisi mi?
Hem o, hem Anayasa Mahkemesi’nin kararı. Anayasa Mahkemesi’nin bazı üyelerinin de söylediği gibi bir tarafta öyle açıklamalar, bir tarafta çatışmalar. Ondan sonra bu şartlar altında biz ne yapacaktık, diye kendi kendine soranlar var. O açıdan ben çok ferahım. Ama bu süreç içerisinde AKP’ye oy versin vermesin vermeyecek olsun vatandaşın gönlünde yer tuttuğunu görüyorum.
23 Temmuz’dan sonra yeniden aday olmayı düşünüyor musunuz?
Doğrusu seçime az süre kalmışken ismim üzerinde konuşulmasını istemiyorum. Süreç çok önemliydi. O süreçte mağdur olan Türkiye oldu. Türk demokrasisine yakışmayan bir durum var bugün ortada.










