Erdoğan, İmralı ile 15 ay önce kesilen görüşmelerin tekrar başlayabileceğini söyledi. Oslo süreci için ‘Çözüme dönük her şeyi yapmak durumundayız’ dedi
Başbakan Erdoğan, “Terör sorununun çözümü için Meclis’in açılmasıyla birlikte CHP’ye çağrı yapacağız ‘Gelin hep beraber elimizi taşın altına koyalım. Ne gerekiyorsa yapalım’ diyeceğiz. Ha bu arada İmralı’yla ilgili görüşmeler yine olabilir” dedi
Başbakan Erdoğan dün Kanal 7 ve Ülke TV’de ortak yayınlanan “İskele Sancak Özel” programında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Başbakan’ın açıklamaları özetle şöyle:
- 2012’DE 144 ŞEHİT (Son zamanlarda eylemleri artan terör örgütünün neyi amaçladığı sorusu üzerine) Terör 1992-1993’te zirve yaptı. O yıllarda 6 bin 956, 6 bin 596 gibi, terör olaylarının grafiği var. 2012’de bin 698’e düşüyor. En düşük olduğu yıl ise 2000, 2001, 2002. Burada da bin 381, bin 435, bin 365 eylem sayısı. Bu olaylarla birlikte özellikle şehitlerimizin durumuna baktığımızda, bir de teröristlerin durumuna baktığımızda, ortadaki bir diğer şey de şudur; toplamda 2012 yılı itibarıyla şu anda bizim olay sayısı bin 926 gözüküyor şu an itibarıyla. Toplam şehidimiz 144. Şehit asker sayısı 107, şehit polis sayısı 24, şehit geçici köy korucusu 13, ölen vatandaşımız, şehidimiz 29. Bu arada terörist sayısı ölenlerden 239.
- TERÖR ŞU ANDA BİTECEK DENEMEZ Yollardaki mayınlar tek sıkıntımız. Bunlara yönelik güvenlik güçlerimiz çalışma yapıyor. Bu konuda da olumlu neticeler bekliyoruz. Ama terör yani şu anda bitecek diye bir tespiti yapmak kolay bir iş değil.
- OSLO, EMRE BEY’LE BAŞLADI Biz biliyorsunuz kimsenin, yani adım atmakta tereddüte düştüğü İmralı olsun, Oslo olsun bu görüşmeleri biz çok açık net bu adımları da attık. Niye? Bu görüşmelerle bir şey elde edeceksek bununla bunu yapalım. Oslo’da olacaksa Oslo ile bunu yapalım. Onun için de ben MİT Müsteşarı olarak Emre Bey zamanından itibaren başlattık görüşmeleri. Sonra Hakan Bey geldi, Hakan Bey ile de aynı şekilde devam ettik. Şu anda bu kesilmenin bazı sebepleri oldu. O sebep de neydi? İletişimdeki samimiyetsizlikti. Tabii bu samimiyet olmayınca ister istemez burada bu işi keselim dedik.
- CHP’NİNKİ ASLINDA BELGE DEĞİL (CHP’nin açıkladığı belgenin hatırlatılması üzerine) Oslo’yla ilgili yalan ve yanlış haberler terör örgütü kaynaklı. O aslında bir belge değil. Onların hazırlamış olduğu, kendilerine göre bir uydurma kaleme aldıkları 9-10 maddelik bir yazı. Ama bunu belge olarak sundular. Bu, oradaki görüşmelerden de onun içinde yok mudur, vardır tabii. Ama bir evrakın belge olabilmesi için tarafların onun altında imzalarının olması lazım. Böyle bir imza var mı? Yok. Ne yaptı terör örgütü? Bunu bazı yazılı medyaya, ardından görsel medyaya pas ettiler. O servisi yaptıktan sonra hemen bakıyorsunuz yargı devreye girdi ve müsteşarımın üzerine geldiler. Tabii gıyabında. Ardından da şahsen benim üzerime geleceklerdi. Yani ben o zamanlarda da o açıklamayı yaptım. Müsteşarımın üzerine niye gidiyorsunuz? Direkt benim üzerime gelin, onu oraya gönderen benim. Ne yapacaksınız bu noktada bana yapın. Çünkü böyle bir belge olsa benim müsteşarım zaten o belgeleri, görüşmeleri filan geliyor bana özetliyor. Orada da bakardım ki orada imza var vesaire, ’bu imzayı nasıl attın’ derdim, sorardım zaten bunu. Biz devlet yönetiyoruz, bakkal dükkanı yönetmiyoruz ki. Dünyanın neresinde istihbarat teşkilatları yan gelip yatar? O ülkedeki yönetim onları sadece terörü bırakın, adi suçlarda, anarşiyle ilgili değişik suçlarda her suçta onları kullanır ve biliyorsunuz dünyada istihbarat örgütünün elemanlarına ’ajan’ derler.
- CHP’YE ÇAĞRI YAPACAĞIZ (Oslo benzeri bir sürecin işletilip işletilmeyeceği sorusu üzerine) Çözüm için yapılması gereken neyse bunu yapmak durumundayız. Bu konularda tabii BDP’nin çağrısını ne denli değerlendiririz, kaale alırız o ayrı bir konu. Benzer çağrıyı biliyorsunuz CHP de yaptı. ’Buyrun gelin’ dedik, geldi, görüştük. ‘Gelin talimatları verelim ve arkadaşlarımız çalışmaya başlasınlar” dedik. O günden bu yana bir adım atılmadı. İşte biz kendilerine çağrıyı zaten ayrıca ’Ne oldu? Hani ekipleri çalıştıracaktık’ diyeceğiz. Meclis’in açılmasıyla birlikte bunu kendilerine söyleyeceğiz ve ’gelin, hep beraber haydi bakalım bu taşın altına elimizi koyalım, müşterek olarak arkadaşlar başlasın çalışmaya, ne gerekiyorsa bunu yapalım.’ Ha bu arada İmralı’yla ilgili görüşmeler yine olabilir. Çünkü farklı farklı şeyler uyduruluyor. Mesela kampanyalardan bir tanesi ’İmralı öldü, öldürüldü’. Bu tür şeyler var. Geçenlerde kardeşinin oraya gitmesini istedik. Dedik ki, ’Kabul ediyorsa kardeşi oraya gitsin.’ Sonunda kabul edildi ve gitti. Görüştü geldi.
- OSLO’LA STATÜKOYU KIRDIK (Hakkında “değiştiği ve Ankaralılaştığı yönünde eleştiriler” bulunduğunun hatırlatılması üzerine) ’Ankara, şahsımı değiştirdi’ gibi bir şeyi kabullenmem mümkün değil. Ben bu toprakların çocuğuyum. Mümkün olduğunca mütevazı çocuğu olarak yaşamımı sürdürmeye gayret ediyorum. Bu mütevazılık, özellikle yaşamımla, düşüncemle, oradan aldığım özellikle, terbiyeyle doğru orantılı. 4+4+4 kod bunlardan bir tanesidir. Bu aslında, ’Ankaralılaşıyor’ diyenlere en güzel cevaptır. Erdoğan ve arkadaşları asla statükoya teslim olmaz. Biz statükoyu nerede kırdık? Adaya danışmanımızı göndermek suretiyle, Oslo’ya göndermek suretiyle kırdık. Statükoyu korumak isteyenler ’yanlış yapıyorsunuz’ dedi bana. ‘Onun riskini ben alıyorum’ dedim.
Ümit Boyner’e yanıt
ERDOĞAN, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’in, ”Başbakan’dan korkmuyorum” dediği anımsatılıp “Başbakan olarak bir sivil toplum kuruluşu başkanına ne yapabilirsiniz veya herhangi bir kişi sizden korkmalı mı?” sorusu üzerine, ”Bir hanımefendinin benden korkup korkmamak gibi bir yaklaşım içine girmesini doğru bulmam. Kalkıp benim de tabii TÜSİAD’ın başındaki bir hanımefendiyi korkutmak gibi bir derdim, sıkıntım yok. Bir hanımefendiyle de korkutmak gibi aşağılık bir durum içine girmem. Böyle bir seviyesizliğin içine de girmem. Ama kurumsal olarak bir yanlışın içine girdikleri zaman bizden gereken cevabı alır. En azından ben, bu kurumu boykot ederim” dedi.
Torunum sıkıntı çekti
BAŞBAKAN Erdoğan, 4+4+4 eğitim sistemi kapsamında bu yıl ilkokula başlayan torununun, okula ve öğretmenlerine alışmasının ilk hafta sıkıntılı olduğunu söyledi. Yeni dönemde oyun ağırlıklı sistem bulunduğuna değinen Erdoğan, torununun okul öncesine gittiği için alışkanlığı olduğunu ifade etti.
Osman Can AK Parti’de
ERDOĞAN dün Anayasa Mahkemesi eski raportörü Osman Can’la görüşmesinin hatırlatılması ve ”AK Parti’de daha flaş isimler görmek mümkün olacak mı?” sorusu üzerine “Alacağımız arkadaşların, aramıza katılacak arkadaşların ehliyeti liyakati bu noktada gayet iyi. Osman Can arkadaşım da bunlardan bir tanesi. Bazı akademisyen arkadaşlarımız da var MKYK alacağımız var. Uluslararası camiada hakikaten temsil kabiliyeti olan arkadaşlarımız var. Kadın oranı konusunda yüzde 30’u belirlemiş durumdayız” dedi.
10 gazeteyi okuyorum
ERDOĞAN bazı yazar ve gazeteleri okuyup okumadığının sorulması üzerine ”Bazı gazeteleri okumuyorum” dedi. Her gazeteyi okuyarak demoralize olmamak gerektiğini anlatan Erdoğan, ”Biz de insanız” diye konuştu. Erdoğan, bazı konularda özetler aldığını ancak okumadığını belirterek, okunması gerekli 10’a yakın gazeteyi okuyarak güne başladığını söyledi.
Arkadaşları atayamadık
GÖREVE geldikleri günlerde yaşadıkları sıkıntılara da anlatan Erdoğan “Çok vasıflı arkadaşları tayin edemediğimiz günler yaşadık. Niye? Çünkü aramalar yapılıyor, evine giriliyor, bu eve kimler geliyor, gidiyor bunlar takip ediliyor. Hakikaten üzücü şeylerdi. Ayakkabılarını nerede çıkarıyor, içeride mi dışarıda mı? Bir örnek vereyim. Mehmet Şimşek’i Merkez Bankası’nın başına getireceğim. Kararımızı gönderdik, tabii olumsuz. Cumhurbaşkanımıza dedim ki ’Bu arkadaş çok iyi yetişmiş bir arkadaş. Eğer eşi başörtülü filan diye düşünüyorsanız eşi Müslüman da değil, başı açık bir arkadaş’. ’Ben böyle düşündüm’ dedi Cumhurbaşkanımız. Mecburen yeni alternatif arama yoluna gittik. Bütün bunlar çok zaman kaybettirdi” dedi.










