Geri Dön

Oğlum MİT yüzünden öldü (2)

Oğlum MİT yüzünden öldü Çünkü, ben o yıllarda da Türkiye'de "Hayır"mı diyelim, "Evet"mi diyelim tartışmasının içindeydim. Benim üzerime çok gelindi, karalama kampanyaları başlatıldı... Oğlum Raif, uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlandı. Sıkıntılı günler geçirdi. Manevi baskı altındaydı. O stres ve psikoloji içinde üniversiteye gider, gelirdi. Ve kazayı da o zaman yaptı....

Evet, Kıbrıslı gençlerin yarısını kaybettim
* Sizin için kabul etmesi belki zordur ama sonuçta bu halk da "Yetti bu dava" diyor. Kıbrıslı Türklerden bir ulus-devlet yaratamadığınızı kabul etmeniz mi gerekiyor acaba?

Bunu başardık addediyoruz. Ama bunun içinde Rum'la birleşerek AB'ye girdiği takdirde saadete ereceğini zanneden, gençliğimizi de aldatmış olan bir cereyan var. Bunlar sanıldığı gibi yüzde 65'lik oranda değiller.

* Sadece referandum sonucuna bakmak yeterli mi? CTP'yi de birinci parti yapmadı mı bu halk?
CTP şimdi ne diyor, o da belli değil. CTP lideri Mehmet Ali Talat, "Rum elinden gelse bizden havayı kesecek kadar yozlaştı" diyebiliyor. Büyük adımdır bunu söylemesi. Zaten Rum basınında da "Talat Denktaşlaşıyor" diye yazılar çıkmaya başladı. Kendi basınında bile eleştiriliyor.

* Müzakere masasına oturmak başka bir şey mi?
Ee tabii başka bir şey. İnsan sorumluluğunu anlar o zaman. Bak şunu söyleyeyim: Gün gele "Bağımsızlıktan vazgeçiyoruz" diye imza atacak insanı burada göremiyorum.

* Bir halk bundan vazgeçiyorsa, milli gelirinin kişi başına 3 bin dolardan, 15 bin dolara çıkmasını istiyorsa o imza da atılıversin o zaman...
İstemiyor halk. Yok böyle şey. Bu bir hikaye... Her "evet" diyene sorun, garantörlüğün devam edeceğini düşünüyordur. Onlara "Devletinden vazgeçiyor musun?", "Türkiye'nin garantörlüğünü istemiyor musun?" diye sorarsanız o zaman doğru yanıtı alabilirsiniz. Kamufle edilmiş, saçma sapan bir referandumla bu halkın ne dediğini anlayamazsınız.

* En azından Kıbrıs gençlerini kaybettiğinizi düşünmüyor musunuz? Israrla soruyorum, siz de ısrarla reddediyorsunuz.
Hiç olmazsa yüzde elli elli deyiver de kabul edeyim.

* Yarısını kaybettiniz yani?
Muhakkak. Sol muhalefetin gençler üzerinde büyük faaliyeti olmuştur. Rumların AKEL partisi bizimkilerden daha komünisttir ama konu Kıbrıs olduğunda herkesten çok milliyetçidir. Sol partimiz ise AKEEle işbirliği yapmış bizi düşman bilmiş ve gençlere de böyle anlatmıştır. Bizi emperyalist uşağı, Türkiye'nin her dediğine evet diyen biri olarak lanse ettiler gençlere.

* Hiç içinizden "Keşke bizimkiler de davasına Rumlar kadar sahip çıksaydı" diye geçirdiğiniz oluyor mu?
Takdir ediyorum ve söylüyorum: Benim solum AKEL kadar olamadı.

* Peki sonuna gelinmedi mi artık?
Kıbrıs meselesinde son nedir? Verecek misin, vermeyecek misin kardeşim? "Kıbrıs meselesini halledin" deniyor. Niçin halledilmiyor? Kıbrıs Rum'u bütün Kıbrıs'ı istiyor da onun için halledilmiyor. Sen de vermiyorsun diye... Verirsen halledilir. Vermeyeceksen, bugüne kadar vermediğin gibi, "Kıbrıs meselesi var" diye dövünme, bununla yaşamayı öğren artık.

Aybifan'ı özleyen hücrelerim öldü
* Rum yönetimi sizce 17 Aralık'ta Türkiye'yi veto eder mi?

Akılları varsa etmezler. Çünkü Türkiye'nin tarih alması onlar için Allah'ın günü olacak. Türkiye'yi karşılarına alıp, oynayabilecekler.

* Annan Planı artık ölü mü?
Bilirsin, bunlar ikide bir Hz. İsa'yı da canlandırırlar. Onun için korkulur.

* Girne'deki evinizi cumhurbaşkanlığı göreviniz bittikten sonra devredecek misiniz?
Hayır, sekiz yıl sonra eşdeğerimize karşı aldığımız, dört odalı bir ev.

* Torununuzun ikinci pasaport alması Denktaş soyadı için çelişki değil mi?
Biz AB pasaportunu almak için referandumda "evet" demiş insanlarımıza dedik ki 'AB pasaportu senin hakkındır. Almakla KKTC'ye sırt çevirmiş olmuyorsun." Herkes ona "Rum pasaportu" diyor. Rum'un gasp ettiği "Kıbrıs Cumhuriyeti" pasaportudur. Onda benim de hakkım var. Bence çelişki yok.

* Kıbrıs'tan Türkiye'ye ev, toprak dağıtılan furya oldu mu olmadı mı?
Yok böyle bir şey. Tek hediyemiz tek kişiye oldu. Cumhuriyetin kuruluşuna katkılarından dolayı İlter Türkmen'e (Dönemin Dışişleri Bakanı) bir ev hediye ettik. Sonra onu sattı o.

* Çifte vatandaşlık dağıtmak demografik yapıyı değiştirmek için miydi, siyasi rüşvet miydi?
Ne alakası var? O vatandaşlık hakkını alanların yüzde 90'ının seçme hakkı yok. Nasıl rüşvet olabilir? Türkiye'ye karşı bir şükran duygusuydu. Ama inceleyecek olursak, hepsi yasaya uygun muydu, dostluktan verilmiş olanlar var mıydı; olabilir.

* Gücünüz bir türlü partiniz UBP Genel Başkanı Eroğlu'na yetmedi. Menderes için de denir ya; "Yemedi ama yiyenlere göz yumdu" diye.
Ne Eroğlu'na ne Türkiye'ye söz dinletemedim... Sanki ben Eroğlu'yla yarış içindeymişim gibi algılandı. Mesut Yılmaz çok tutardı Eroğlu'nu... Halk beni seçtiği için Eroğlu ne yapsa benden bildiler.

* Rum Kesimi'nde özlediğiniz hiçbir şey yok mu?
Yok! Öyle bir özlem yaşatmak demek kalenizi zayıflatmanız demektir.

* Aybifan? (Güney'de kalan doğduğu köy) Onu da silip attınız mı hayallerinizden?
Çobanlık yaptığım, avlandığım, şiir yazdığım, hayal kurduğum köydü orası... Ama özlem duymuyorum.

* Özlem duymamak için bazı hücreleri de öldürmek gerekir.
Ben öldürmedim, kendileri öldü.

* Annenizin mezarlığı da Güney'de mi kaldı?
Getirdik onu. Ablam (89 yaşında ve İzmir'de yaşıyor) çok dert ediyordu. Ben de Klerides'e söyledim, annemin mezarını Baf'tan alalım diye... İyi saatiydi, kabul etti. 10 yıl önce ablam getirdi buraya.

TMT benim içimi acıttı
Denktaş:
Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) içinde siyasi uzman olarak çalıştık. Esas lideri gizlemek için önde görüldük. Bana büyük acı getiren yanlışlar oldu. Ama sanki komutanı benmişim, ben emir vermişim gibi beni çocuklara göstermek büyük hatadır. Yapılan yanlışlar yüzünden şimdi EOKA'nın yaptıklarını, TMT'nin direnişini de kaldırıp bir kenara atamayız. TMT'nin başlangıçta yaptığı yanlış hareketleri biz görür görmez süratle önledik. Ama onlar acı olarak içimde kaldı. O büyük acım. Ve hâlâ gerçekleri yazamayacak durumdayız. Yeminimiz var. TMT içindeyken gördüklerini, bildiklerini, bilmem ne yaptıklarını ölümün pahasına söylemeyeceksin. Yemin buydu.

Yetkisiz bir diktatör gibiyim
* Kaç yıldır cumhurbaşkanısınız?

Unuttum. (Bunu söylerken ki yüz ifadesini görmeliydiniz. Muzip ve mahcup. Ve sonrasında da kocaman bir kahkahayla karışık parmak hesabı yapmaya başladı) Ne zaman cumhurbaşkanı olmuştum ya? Bu üçüncü mü?

Dördüncü!
E niye hayret ediyorsun, maşallah de (Gülmeye devam ediyor)

* 21 yıldır cumhurbaşkanısınız. Diktatörlüğe girmiyor mu artık bu?
Ee girer, onun bunalımı içindeyim ben de... Üstelik yetkisiz diktatör... Olmaz böyle şey. Değişmesi lazım.

* 21 yılda "Kimler geldi, kimler geçti? Hiçbirisi sizin kadar direnmedi..." mi?
Onları bir yazsam büyük roman olur.