Kılıçdaroğlu'nun masasındaki iki kitabın sırrı
Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can, Kılıçdaroğlu’nun masasındaki iki kitabı yazdı..
MASASINDAKİ İKİ KİTABIN SIRRI
Önceki gün CHP Genel Merkezi’nin 12. katında Kemal Kılıçdaroğlu ile ‘türban ve yargıyı’ konuştuk. Ama ben size türban tartışmasını değil, Kılıçdaroğlu’nun çelik kapılı kurşun geçirmez ofisini anlatmak istiyorum.
Çünkü Kemal Bey’in çalışma ofisi CHP içinde ve dışında yaşanan değişimin en güzel göstergesi.
Deniz Bey’in zevkine göre döşenen deri koltuk ve masif ağaç işçiliğinin hâkim olduğu odada ilk dikkatimi çeken çalışma masasının yeri oldu.
Baykal döneminde masa kapıya yandan bakıyordu.
Kılıçdaroğlu danışmanlarının tavsiyesiyle içeri giren herkesi direkt görmek istediği için masayı kapının karşısına koydurtmuş.
Partiye hâkimiyet çabasının ilk sinyali.
İkinci dikkat çeken unsur masanın üzerine özenle dizilmiş onlarca dosya.
Eskiden masanın üstü bomboştu.
Kılıçdaroğlu bürokrasiden geldiği için bu özelliği çalışma masasına aynen yansımış.
CHP’yi dosyalarla çalıştırma çabasının sinyali.
Masanın sağ köşesinde üst üste konmuş iki kitap vardı.
“Acaba ne okuyor” diye merakla o tarafa yürüdüm.
Üstte Hanefi Avcı’nın meşhur ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar’ kitabı. Sürpriz altta.
Şamil Tayyar’ın Hanefi Avcı’yı yerden yere vuran yeni kitabı: Çelik Çekirdek.
Aynı anda notlar alarak bu iki güncel kitabı okuması ilginç geldi bana.
Sordum…
“Karşılaştırmalı okuyarak anlamaya çalışıyorum” dedi.
“Sonuç?”
“Henüz bitmedi, bitirince konuşuruz.”
Yeni genel başkan en tartışmalı konuları bile çift taraflı anlama çabası içinde.
Bu kez de masanın sağ tarafında duran Kartaca’nın efsane komutanı Hannibal’a ait “Ya bir yol buluruz ya bir yol yaparız” sözü çekti dikkatimizi.
Bir arkadaşı hediye etmiş.
O da CHP’nin yeni genel başkanı olarak hem içinde bulunduğu zorlukları hem de kararlılığını iyi özetlediğini düşünerek başköşeye yerleştirmiş.
Gözleri bağlı ‘adalet tanrıçası’nın yanı başında ‘sabır ve kararlılık’ mesajı…
Parti içi dengelerden üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılmasına henüz bir yol bulunamadığını o da kabul ediyor. 29 Ekim’de resepsiyona katılıp katılmamaya henüz karar verememiş.
Ama “AKP ilköğretim ve kamuda gerekli güvenceleri sağlasın üniversiteler için türbanda yol bulmaya hazırız” demekten de geri durmuyor.
Peki ya bulunamazsa?
“CHP iktidarında o yolu bizzat ben yapacağım…”
Yapabilir mi?
“Diyoruz ki, gelin 12 Eylül’ün kalıntılarını; seçim barajı, YÖK, dokunulmazlıklar dahil kazıyalım. Demokrasiyi derinleştirelim, hak ve özgürlükleri genişletelim. Hak ve özgürlükleri genişletelim derken başkalarınınkini daraltmayalım. CHP’nin bakışı AKP’den farklı. Biz olaya din, inanç değil, eğitim özgürlüğü penceresinden bakıyoruz.”
12. kattaki çelik kapılı oda aynı oda.
Masa aynı masa.
Fakat hem masanın konumu hem okunan kitaplar hem de başköşeye yerleştirilen levha farklı…
Çaresi yok, Kemal Bey o masada ya farklı bir yol bulacak ya da o yolu yapacak.




