Geri Dön
GündemKaradeniz'da kanser en sıradan ölüm nedeni

Karadeniz'da kanser en sıradan ölüm nedeni

Çernobil Nükleer Santralı'ndaki kazanın Karadeniz'deki etkisi üzerine yapılmış hiçbir sağlıklı araştırma yok. Her şeyi olduğu gibi bunu da bir süre konuşup sonra unuttuk

26 Nisan 1986'da yaşanan Çernobil Nükleer Santralı kazasından sonra, Doğu Karadeniz'de yayılan radyasyon nedeniyle kanser vakalarında artış olacağı öngörülüyordu. Bazı kanser türlerinde 5-10, bazılarında 15-20 yılda bu etkinin "pik yapacağı", yani doruk noktasına ulaşacağı da biliniyordu. Şimdi, kazadan 18 yıl sonra Doğu Karadenizli kanserle yaşıyor, kanserden ölüyor... Kanserin uğramadığı aile neredeyse yok. Ve bölgede kanser en sıradan ölüm nedeni olarak adeta kabul görmüş.

Trabzon, Rize ve Artvin'de görüştüğümüz onlarca insan, başka bir nedenle ölünebileceğini sanki unutmuş. Kiminle konuşsanız bir çırpıda kanserden ölen yakınlarının adlarını saymaya başlıyor. Bölgenin ikide bir bu konuyla gündeme gelmesinden rahatsız olan, "Bunları yazarsanız çayımız-fındığımız satılmaz, turist gelmez" diyenlerin bile üçüncü cümlesi, "Bakın, ben de son üç yıl içinde en yakınlarımdan dört kişiyi kanser yüzünden kaybettim..." oluyor.

Akciğer kanseri ilk sırada
Yeşilin her tonuyla bezeli, "İnsan burada ölmez" dedirten muhteşem köylerde, en meşhur insanlar doktorlar... Bölge hastanesi olarak görev yapan Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Bölümü'ndeki doktorların isimlerini, uzmanlıklarını, yardım derneklerinde çalışıyorlarsa buradaki görevlerini bilmeyen yok. Çünkü herkesin mutlaka buraya "işi" düşmüş.

Başta bilim adamları olmak üzere konuyla ilgilenen tüm yetkililer, bölgede Çernobil'in etkisine ilişkin sağlıklı veri toplanmadığını söylüyor. Sağlık Bakanlığı, 1999'da 8 ilde kanser vakalarının kaydının tutulmasına ilişkin bir çalışma başlatmış. En sağlıklı bilgiler burada diye Trabzon İl Sağlık Müdürlüğü'ne gidiyoruz. Müdür yardımcısı Doç. Alptekin Ofluoğlu, ellerindeki bilgileri bizimle paylaşıyor. Ancak o bilgilerden, Çernobil'in bölgedeki kanser vakalarına etkisini çıkarmanın mümkün olmadığını da ekleyerek. Çünkü kaza öncesine dair hiçbir veri yok.

Onkologlar ne diyor?
Her gün 20-30 hasta geliyor
Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Fazıl Aydın, kanser vakalarında radyasyonun etkisi üzerine çalışıyor Çernobil'den beri. "Radyasyon ve Kanser" adlı çalışmasında, "Radyasyonun alımından sonraki 6-8 yılda lösemi (kan kanseri) en yüksek oranda görülen kanser türüdür. Radyasyonun alımından sonraki 15-20 yılda ise meme ve akciğer kanseri en yüksek oranda görülür" ifadeleri bulunan Prof. Aydın'a bugün bölgedeki durumu soruyoruz. Somut bilgi ve kanıta dayanmadan bir şey söylemenin doğru olmayacağını vurguluyor ve şunları soyuyor: "Bölgede en çok rastlanan, kadınlarda meme kanseri, erkeklerde akciğer. Bir de mide kanseri var; bu bölgenin beslenme alışkanlıklarıyla ilgili. Burada temel tüketim maddeleri tuzlanarak saklanıyor ve bu kansere zemin hazırlar. Aslında bütün kanserlerde artış oldu. Ama benim söyleyebileceğim, kan kanserlerinde artış olduğu..."

KTÜ Farabi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde, onkoloji birimi 1995'te kuruldu. Prof. Aydın, "Her gün 30-40 hasta ayakta tedavi için gelir, serviste 30 hasta var, polikliniklere de günde 20-30 hasta gelir. Bize gelen hasta sayısında ciddi bir artış olduğunu söyleyebilirim" diyor. Çernobil'in bölgedeki etkisinin araştırılmadığını belirten Prof. Aydın'ın verdiği bilgiler durumu kavramak için epeyce fikir veriyor:

Bir Hiroşima bir de Çernobil
"Aşırı radyasyona maruz kalmak çok büyük nedenlerle olur. Bunu dünya iki kez yaşadı; birisi Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları. Bu bombalardan 5-10 yıl sonra bölgede kan kanserlerinde aşırı bir artış gözlendi. 15-20 yıl sonra da solid tümörlerde aşırı artış gözlendi, yani akciğer ve meme kanserlerinde. Bu tabii radyasyonun etkisi. Dünyadaki en kötü örneklerinden ikincisi de Çernobil Nükleer Santralı kazası. Çernobil'den yayılan radyasyondan bizim bölge etkilendi. Bunu, gerek onkoloji gerek atom enerjisiyle ilgili bütün kaynaklar bunu kabul ediyor. Ancak bizdeki etkisi ne kadar oldu, bilemiyoruz. O zaman ölçümler yapıldı, çaylar filan imha edildi. Ama bilimsel temellere dayanan, karşılaştırmalı bir çalışma hâlâ yok."

Hastaneye gitmeye korkar olduk giden kara haberle dönüyor
Trabzon'un Arsin ilçesine bağlı Fındıklı köyündeyiz. Ziyaretlerimizin ilkinde bir cenazeyle karşılaşmamız ne kadar tesadüftür, bilinmez. Ama hiç de "medyatik" olmayan köylerine gazetecilerin gelişini, işleri her gün demeç vermekmiş gibi gayet doğal karşılayan köylüler, durumun vahametini herhalde anlatır. Bölgedeki kanser vakalarına ilişkin haber yapmak üzere geldiğimizi, biz söylemeden anlıyorlar. Çünkü başında toplandıkları tabutun içinde 47 yaşında, akciğer kanserine yenik düşmüş biri yatıyor...

Tevfik Çin, 4 ay önce teşhis edilen akciğer kanserine, ancak bu kadar direnebilmiş. Karısı ve en büyüğü 18 en küçüğü 11 yaşındaki 5 kızı sessizce ağlıyor. Acılarını paylaşan onlarca kadının bakışlarında tanıdık acılar var. Son on yıl içinde kimi kocasını, kimi ağabeyini, ablasını, annesini, babasını, kimi çocuğunu kansere kurban vermiş. Dağlık arazide olduğu için evlerin hepsi birbirinden uzak, bu yüzden köy meydanı yok. Cenaze evinin önünde toplanan köylülerle konuşuyoruz. Şahide Şahin, geçen yıl 55 yaşındaki kocasını akciğer kanserinden kaybetmiş. Amcasının oğlu da 6 yıl önce aynı nedenle ölmüş. Gönül Aslan, "Hastaneye gitmeye korkuyoruz" diyor, "kim gitse kanser çıkıyor"... Babasını ve kardeşini kaybetmiş Aslan. Fatma Şen, biri 30 diğeri 29 yaşında iki kaynını kaybetmiş son üç yıl içinde. Fındıklı köyünde sela okunurken, eskiden herkes bilirmiş en yaşlı insanın adının geçeceğini. Şimdi bir sela okunduğunda o sırada kanserle boğuşan kimler varsa onlardan birinin adını bekliyorlar...

"Çernobil Faaliyet Raporu"
* Üniversitede bazı bilim adamları, kendi olanaklarıyla kazadan 6 yıl sonra bir tek kanser türü için bölgede çok küçük çaplı bir araştırma yaptı.

* İl sağlık müdürlükleri, bakanlığın talimatıyla kazadan 13 yıl sonra bölgedeki kanser vakalarının kayıtlarını tutmaya başladı.

* Bölgedeki sivil toplum kuruluşları, kazadan 17 yıl sonra "üst birlik" oluşturarak konuyla ilgilenmeye başladı ve şu sıralarda veri toplamaya çalışıyor.

* Kazadan 13 yıl sonra Lösemili Çocuklara Yardım Derneği kuruldu ve kanserli çocuklarının tedavi masraflarını karşılayamayan ailelere küçük çaplı da olsa destek olma çabasını sürdürüyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler