‘İpiniz gevşetilmedikçe tuvalete bile gidemezsiniz’

Başbakan 1.5 ay sonra parti grubuna konuştu, siyaset hareketlendi. BDP’yi sert sözlerle eleştiren Erdoğan, “Bazı densizler çıkıyor, ‘Bu ülke bölünmüştür’ diyor. Sen kimsin, kimi temsil ediyorsun? Siz silahlı efendileriniz ipini gevşetmediği sürece tuvalete bile gidemezsiniz” dedi
ANKARA - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, Şırnak’ın Uludere ilçesinde 35 kişinin yaşamını yitirmesiyle ilgili BDP’ye sert sözlerle yüklendi. Yaklaşık 1.5 ay aradan sonra partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan şu mesajları verdi:
TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ: Bu acı hadisede en küçük bir detaya kadar adli ve idari inceleme yapılıyor, yapılacak. Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel ile konuyu enine boyuna değerlendirdim. Konunun takipçisi olduklarını Genelkurmay Başkanımdan tekrar duydum. Gösterdikleri hassasiyet sebebiyle gerek Genelkurmay Başkanıma, gerek bölgede hizmet veren komuta kademesinin hepsine, bu konudaki hassasiyetleri sebebiyle de şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Medyaya rağmen teşekkür ediyorum. Çünkü bazı gerçekleri görüyor, biliyorum.
KAHKAHA ATTILAR: Uludere ilçesinde meydana gelen elim hadisenin ardından cenazeler üzerinden derhal istismar, fitne faaliyetlerine başlayanları da gördük. Cenazeleri bile etnik kökenleriyle tasnif edenler insanlıktan nasibini alamayanlardır. Siyasi zihniyeti nedir bilemem. Ancak, mesela orada ölenlerden bir tanesinin ablası da benim kadın kollarımda çalışan, orada başkanlık yapan bir bayan. Bizden bunun istismarını duydunuz mu? Cenazeleri bile Kürt Türk diye ayıranlar, iblisin yolunda, şeytanın izinde yürüyenlerdir. İşte, İstanbul’da bu acı hadiseyle ilgili olarak yaptıkları basın toplantısının görüntülerini izlediniz değil mi? Güya acı içindeler ama kameraların önünde kahkahalar atmaktan çekinmeyecek kadar insafsızlar, vicdansızlar. O cenazelerin, o tabutların üzerine parti bayraklarını asmak ikiyüzlülük, fırsatçılık değil de nedir? Cenazede, teröristbaşının resmini taşıyanlar neye hizmet etmek istiyorlar?
BDP’YE SERT TEPKİ: Bazı densizler çıkıyor, bu olay üzerinden, ‘Bu ülke bölünmüştür’ diyor. Ya sen kimsin, kimi temsil ediyorsun, kimin adına konuşuyorsun? Siz silahlı efendileriniz ipinizi gevşetmediği sürece tuvalete bile gidemezsiniz. Neyi, kimi bölüyorsunuz? Bugüne kadar masum insanların, sivillerin, görevini yapan vatan evlatlarının terörist eylemler sonucu hayatını yitirmesine hangi tepkiyi verdiniz? Eline silah alıp öldürmeyi bir yöntem olarak seçen teröriste tek bir laf söylemeyip, ülkesini ve milletini korumak için mücadele eden güvenlik güçlerini suçlamak nasıl bir hezeyandır? Bu millet, bu ülke habis bir ur karşısında teslim olmayacak kadar asildir, güçlüdür, sağlamdır, en önemlisi de bir ananın çocukları gibi bir elin parmakları gibi birbirinin kardeşidir. Bunu böyle bilin. Sizin nifak tohumlarınız bu topraklarda asla kök salamaz. Apo’ya peygamber diyenlerin Kürtler’in dinini Zerdüştlük sananların, her türlü manevi değeri çiğneyenlerin, gençlerin kanıyla beslenen vampirlerin bu topraklarda hiç bir şekilde muhatabı yoktur.
3-5 OY İÇİN: Kürt kökenli kardeşimin en asil, en güzel dünyayı emsal tespit edecek vasıflarından biri misafirperverliğidir... Taziyeye gelmiş, başsağlığı dilemeye gelmiş, acıyı paylaşmaya gelmiş, kendisi de o coğrafyanın insani olan kaymakamı öldüresiye dövmek, linç etmek, benim Kürt kökenli kardeşimin değil, o insan diye geçinen müsveddelerin işidir. Sizin hiç insafınız, izanınız yok mu?3-5 oy için bu milleti birbirine düşürmeye, toplumu tahrik etmeye değer mi?
CHP’YE ELEŞTİRİ: Böyle bir acı hadisenin ardından anamuhalefet partisi CHP’den gelen açıklamalar sorumsuzluk örneği. Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’li yetkililer bu hadiseyi, “33 kurşun, Mustafa Muğlalı olayıyla” eş tutarak, çok ciddi bir sorumsuzluk örneği sergilediler. BDP’nin, terör baronlarından aldığı istikametle olayı bir nifak girişimine çevirmesini anlıyoruz, zira işleri bu. Ama CHP’nin, PKK’nın, BDP’nin dili ile konuşmasına açıkçası anlam vermekte zorlanıyoruz. CHP’nin üslubunun, PKK ve BDP’nin üslubu ile bu kadar örtüşmesi son derece dikkat çekicidir. CHP’nin BDP’nin değirmenine su taşıması, peşine takılması çok hazindir. Mustafa Muğlalı olayı CHP’nin eseridir. Kışladan Mustafa Muğlalı isminin indiren de AK Parti iktidarı olmuştur.
MOLOTOF DÜZENLEMESİ: Biz molotofkokteylini de bir silah olarak yasalaştıracak bir yasayı inşallah getireceğiz. Terörle mücadele kararlı bir şekilde sürecek. Bunu yaparken sivillerin mağdur olmaması için büyük bir hassasiyet göstereceğiz.
Taraf gazetesine ve Baransu’ya tepki
n En az bu gözü dönmüş, fırsatçı siyasetçiler kadar bazı medya kuruluşları, bazı yazarlar da bu hadiseyi istismar etme gayreti içine girdiler. Dertleri olayın aydınlatılması değil, acıyı paylaşmak hiç değil. ‘Devlet halkını bombaladı’ diye manşet atıyorlar. ’Katliam, kirli savaş’ diyorlar. Güya vicdan kisvesi altında, kuzu postu altında kendi dünya görüşleri çerçevesinde, toplumu tersiye etmenin, çok bilmiş edasıyla, millete istikamet çizmenin gayreti içindeler. Daha da ileriye gidiyor. ’Ben eli silahlı olanlardan korkmadım, Kasımpaşalı Tayyip’den mi korkacağım’ diyor. Bizim derdimiz kimseyi korkutmak değil ama şunu unutma, unutmayın; ben Kasımpaşalı Tayyip olmaktan şeref duyarım. Kasımpaşa’dan çıkan, oranın bir evladı olarak, tüm halkımın da biz bu makamlara getirmesinden dolayı, bir hizmetkar olarak milletime hizmet etmekten onur duyarım. Eğer bu ülkede yüzde 50 bize oyunu verdiyse, herhalde bu yüzde 50’den daha akıllı değilsin. Kendinizi çek edin, kontrolden geçirin.
‘BARIŞ ANNELERİ’NDEN OTURMA EYLEMİ
Barış Anneleri, BDP’lilerin eşliğinde TBMM’de Başbakanın makam odası önünde oturma eylemi yaptı. Erdoğan’ın makamda olduğu sırada gerçekleştirilen eylem sırasında TBMM Koruma Daire Başkanlığı yetkilileri ile BDP’liler arasında sert tartışmalar yaşanırken, eylemi görüntülemeye çalışan gazeteciler ile TBMM polisleri arasında da arbede yaşandı. TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “Meclis eylem değil, söylem yeridir” dedi ve isim vermeden BDP’lilere seslendi: “Bu işlere milletvekilleri yardımcı oluyorsa, herkesin biraz daha sorumlu davranması lazım.”




