Gazete Vatan Logo

HDP AK Parti'den oy alacak

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçime 10 gün kala Ankara'da Ahmed Arpat'ın sorularını yanıtlıyor.

Kılıçdaroğlu, araştırmaların HDP'nin, kendilerinden ziyade, AK Parti tabanından oy alacağını gösterdiğini ifade etti.

HDP'nin Erdoğan'a yönelik "Seni başkan yaptırmayacağız" söylemini de değerlendiren CHP lideri, "HDP barajı aşsa da aşmasa da birilerinin başkanlık hevesi asla gerçekleşmeyecek" dedi.

AK Parti mitinglerini eleştiren CHP lideri, öğrenci ve memurların zorla mitinge götürüldüğünü öne sürdü ve "Gelmeyenleri fişliyorlar Bu benim gördüğüm en büyük ahlaksızlıktır. Devlet ayrı hükümet ayrıdır. Hükümetler devlet olmak için değil, devleti yönetmek için gelir. AKP artık devlet oldu" diye konuştu.

"ABDULLAH GÜL NASIL YAPTIYSA ÖYLE YAPMAN GEREKİRDİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı "tarafsız" olmadığı gerekçesiyle eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Sağ duyusu olan herkes sayın cumhurbaşkanına dönüp şunu söylemesi lazım; seni bu süreç içerisinde 3 kez başbakan yaptık. Sonra cumhurbaşkanı yaptık. Sayın Abdullah Gül nasıl yaptıysa senin de öyle yapman gerekirdi. Sen bir siyasi partiyi destekliyorsan namusun ve şerefin üzerine yemin etmemen gerekirdi."

Haberin Devamı

"AK PARTİ İLE KOALİSYON" SORUSU

Kılıçdaroğlu, "AK Parti ile koalisyon yapar mısınız?" sorusuna da yanıt verdi. "Yolsuzluğu kendisine şiar eden partiyle nasıl koalisyon yapacaksınız" diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Sen bunlarla nasıl bir araya geldin diyenlere ne söyleyeceğim? Yolsuzluk diz boyu. Biz hayatımız boyunca yolsuzlukla mücadele ettik, yolsuzluk yapanlarla nasıl bir araya geleceğiz?"

MERKEZ TÜRKİYE PROJESİ

CHP lideri, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın "Seçim otobüsünün arka odasında hazırlanmış" sözleriyle eleştirdiği Merkez Türkiye Projesi'ne de değindi.

Seçimi iki ana eksen üzerine oturttuklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Kısa vadeli çözümler, çiftçiye mazotun 1.5 lira olması, emekliye iki maaş ikramiye gibi. Bir de uzun vadeli düşünmemiz lazım. Türkiye'yi dünyanın sayılı bir ülkesi yapma idealimiz var. Türkiye'nin 3 alanda üstünlüğü var. Tarım, coğrafi konum ve genç nüfus. Bunları bir araya getirip Merkez Türkiye Projesi'ni oluşturduk" dedi.

Haberin Devamı

Proje hazırlanırken, iş dünyasından önemli isimler, akademisyenler ve ekonomistlerden destek alındığını; uzun ve detaylı değerlendirmeler yapıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın 2035 hedefiyle ilgili "Kim öle kim kala" sözlerine yönelik ise şunları söyledi:

"Proje ilk katma değerini 2017 yılından itibaren doğuruyor. 2035 hedefinin konmasının nedeni, etap etap büyüen ve olgunlaşan projenin sonudur. 2035'ten sonra Türkiye yaşılılar sınıfına geçecek. 2035'e kadar Türkiye'nin insani gelişmişlikte 69. sradan 20. sıraya sıçraması lazım."

"DİYANET İŞLERİ BAŞKANI'NI UYARIYORUM"

İktidar partisinin "israfa meşruiyet kazandırmak" için Diyanet İşleri'ni kullandığını öne süren Kılıçdaroğlu, Mehmet Görmez'e "Sakın bu tuzağa düşmesin" uyarısında bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, Papa'yı örnek göstermesini eleştirdiği Erdoğan'a da "Sen Papa'yı örnek göstereceğine Peygamber efendimizi neden örnek göstermiyorsun?" sözleriyle yüklendi.

Haberin Devamı

Sürekli meydanlardasınız, meydanlar ne söylüyor bu kez size?

Halk ciddi sorunlarla boğuşuyor ama biz seçim bildirgemizle vatandaşın içinde bulunduğu durumu çok iyi saptadığımıza inanıyoruz ve onların yaşadığı sorunları da çözeceğimize inanıyoruz. Bunlara ilişkin vaatlerimiz var. Bu vaatleri halka anlatıyoruz meydanlarda. Bir de gittiğimiz yerde bölgenin sorunları varsa o sorunlara yönelik düşüncelerimizi de ifade ediyoruz. Mesela dün Lüleburgaz’daydım ve Trakya’nın en büyük sorunlardan birisi Ergene nehrinin kirliliğidir. Eğer bir iktidar 13 yılda bir nehri kirlilikten kurtaramıyorsa ne yapacak bu iktidar. Kirlilik o boyutlardaki Marmara’yı da kirletiyor. Bu konuda bizim milletvekillerimiz defalarca araştırma önergesi verdiler. Siyasi iktidar 3 dönem ardı ardına Ergene Nehri’ni kirlilikten kurtaracağım vaadinde bulundu ama diğerleri gibi bunu da yapmadı.

2020 yılında genel başkan seçildiniz öncesinde İstanbul belediye başkanı adayıydınız. Daha önceki seçimlerle kıyasladığınız meydanın sesini nasıl duyuyorsunuz?

Haberin Devamı

Kemal Kılıçdaroğlu: Daha iyi. Bir de sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren seçmen kitlesi meydana gelmiyor, sorunları aşmak isteyen bir kitlede meydana geliyor. Acaba Cumhuriyet Halk Partisi’nin düşünceleri nedir nasıl yapacaklar bunu görmek için geliyorlar. Farklı partilerden gelenler oluyor. Konuşmaya başlamadan önce miting alanında küçük bir anket çalışması yapılıyor. Partililer parti dışından gelenlerin oransal büyüklükleri ölçülüyor.

Hangi partinin seçmeni daha fazla size ilgi gösteriyor bu anketlere göre?

Bölgeye göre değişiyor.

Bu kez farklı dediniz o fark sizi tek başınıza iktidara taşır mı?

Bütün amacımız o. Çok samimi olarak söylüyorum, 27 buçuk yılını bu devletin büyümesi, kalkınması için, harcamaların sağlıklı yapılması için harcayan bir kişi olarak söylüyorum devletin çivisi çıktı. Hukuk yok, anayasa yok, ekonomi benim deyimimle değil sayın cumhurbaşkanının deyimiyle 3 yıldır patinaj yapıyor. Etrafımız kan gölü, dışarıdan istenmeyen bir ülke görünümündeyiz. Bunları aşmanın yolu Cumhuriyet Halk Partisi’nin tek başına iktidar olması. Ben 13 yıl filanda istemiyorum bu ülkenin hukuk içinde, adalet içinde, siyasetinde hesap verdiği bir çerçevede yönetilmesini istiyorum. Biz bunu yapmazsak yazık günah olacak ülkemize. Benim kişisel heveslerim yok. Bu ülkede 17 milyon yoksul varsa geriye dönüp 13 yılı sorgulayacağız. Aylığı 1000 liranın altında olan 8 milyon emekli varsa bu ülkeyi yöneten 13 yıllık iktidarı sorgulayacağız. 6 milyon 250 bin işsizimiz var. Genç nüfusumuz var, taşı sıksa suyunu çıkaracak gençlerimizin hepsi kahve köşelerindeler. Bugün yeni rakamlar çıktı ortaya genç işsizlikte Avrupa birincisiyiz. Krizde olan Yunanistan’ı geçtik.

İktidarı hedefliyorsunuz ve alabildiğiniz en yüksek oyu almak istiyorsunuz. HDP’nin baraja meydan okuması Cumhuriyet Halk Partisi’nin oylarına nasıl yansıdı? Çevremdeki Cumhuriyet Halk Partili seçmende gördüğüm yaklaşım Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir iki oy fazla alması bir şey etkilemeyecek ama HDP’nin barajı aşması çok şey demek. Bu barajla imtihan Cumhuriyet Halk Partisi’ne nasıl yansıyor?

HDP barajı aşsa da aşmasa da birilerinin başkanlık hevesi asla gerçekleşmeyecek. Biz demokratik sürecimizi getirip bir dikta rejimine teslim edemeyiz. Bir kişinin arzusu ve istemi üzerine rejim değişmez. Hem milli irade diyeceksiniz hem tek konuşan ve tek seçici ben olacağım diyeceksiniz. Ben ve benim partim yüzde 10 seçim barajının kaldırılmasını savunan bir partidir. Bir açık ve net söylüyorum darbelere karşıyız. Bunun içindir ki parlamentoda defalarca darbe hukuku değişmeden ülkede sağlıklı demokrasi olmaz dedik. Ama darbeye karşıymış gibi görünüp darbe hukukunun arkasına saklanan, tahkim eden bir yönetim var. Yüzde 10 seçim barajının arkasına saklanıyor. Hangi demokraside yüzde 10 seçim barajı var. 12 Eylül darbecileri getirdi bunu ama bugünkü iktidar da bunu savunuyor. Onun içinde bu iktidarın samimiyetinden tüm yurttaşlarımın sorgulama yapmasını isterim. Bunlar kendine özgü bir demokrasi anlayışı yaratmak istiyorlar. Açık v enet söylüyorum demokrasi konusunda halkı kandırıyorlar. Yüzde 10 seçim barajını bırakın yüzde 1 oy alan partinin bile en azından genel başkanının parlamentoya gelmesini isterim. Milli irade budur. Bütün Cumhuriyet Halk Partililere net şekilde ifade etmek isterim ve tüm yurttaşlarıma da ifade etmek isterim Cumhuriyet Halk Partisi bir yardım kuruluşu değil. Bizim projelerimize inanıyorsanız Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönetim yolunu açmak zorundasınız. Türkiye'yi içinde yaşadığı krizden ekonomik, sosyal ve uluslararası krizden biz çıkarırız. Biz bütün dünyaya güven veriyoruz.

Böyle bir geçiş görüyor musunuz siz Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninden hadi bu seferlik barajı geçirelim diye emanet oy HDP’ye giden var mı?

Değişik kurumların yaptırdığı ve bize gelen araştırmalardan ağırlıklı olarak HDP’nin AKP tabanından oy alacağını gösteriyor.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak seçimlerden sonra bir tablo çıkar ve kıyıların partisi olarak görünür Cumhuriyet Halk Partisi. Bu seçimde o fotoğraf değişir mi?

Bizde aslında her yerden oy alıyoruz ama milletvekili çıkarmak için aldığınız oyların yüksek olması lazım. Bu seçimlerde bu tablo değişecek hem de çok değişecek Güneydoğu Anadolu’da dahil buna.

Sayın cumhurbaşkanının katıldığı programlarda altını çizdiği kendi tabanında bir rehavetten bir sürpriz olabilir diyor. Ne dersiniz?

Seçmende bir rehavet yok aslında bir kaygı var, gelecek endişesi var. Sadece kendisi için değil ülkesi içinde bu endişeyi taşıyor. Bir kişinin meydanlara çıkıp açıkça anayasayı ihlal etmesi, tarafsızlık ilkesini görmezlikten gelmesi, namus ve şeref kavramlarını ayaklar altına alması bu ülkenin milletinin değerlerine saygısızlıktır. Emin olun şu anda millet ne oluyor bu ülkede diye kendisine soruyor. Miting meydanlarına öğrencileri götürüyorlar zorla, memurları zorla götürüyorlar. Gelmeyen memurları fişliyorlar. Devlet ayrı hükümet ayrıdır. Hükümetler devleti yönetmek üzere gelirler devlet olmak için değil. AKP 13 yılda devlet oldu. Vali benim valimdir diyor devletin valisi değil, öğretmen benim öğretmenimdir diyor. Vali genelge yayınlıyor gideceksiniz diyor. Şu arabalara sivil plaka takacaksınız başbakanı karşılayacaksınız diyor. Çocuk doğduğu andan itibaren vergi öder ve siz tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyorsunuz. Meydanlarda rehavet değil endişe var.

Sayın Cumhurbaşkanının meydanlara çıkması AK Parti tabanında olumsuz mu yargılandı?

Sağduyusu olan herkesin sayın cumhurbaşkanına seni 3 kez başbakan yaptık sonra cumhurbaşkanı yaptık. Sayın Abdullah Gül nasıl yaptıysa seninde öyle yapman lazım. Sen bir siyasi partiyi destekliyorsun namusun ve şerefin üzerine yemin etmeyecektin demesi lazım. Bir cumhurbaşkanının namus ve şeref kavramlarını ayaklar altına aldığında seçmenin sorması gereken; “sayın cumhurbaşkanı sizin için namus ve şeref kavramı nedir bunu anlatın öğrenelim” demesi lazım. Seçim meydanlarına çıkıyor ben tarafsızım diyor. Tarafsızsa neden muhalefet partilerine çatıyor iktidar partisine neden iki çift laf söylemiyor. Açıkça halka yalan söylüyor. Biz seçilmesine karşı çıktık ama parlamentoya geldiğinde cumhurbaşkanlığı makamına göstermemiz gereken saygısı gösterdik. Ama aynı saygıyı onun bütün yurttaşlara göstermesi lazım.

Köşe yazılarında AK Parti seçmenine uyarılar içerikli yazılarda bir koalisyondan, eğer kararsız seçmen sandığa gitmezse 8 Haziran sabahına koalisyonla uyanabiliriz deniyor. Siz koalisyon fikrine nasıl bakıyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Koalisyon fikrine sıcak bakmıyorum. İçinde bulunduğumuz şartlar Cumhuriyet Halk Partisi iktidarını zorunlu kılıyor.

Şartlar oluşursa koalisyonda yokum mu demek istiyorsunuz?

Koalisyonlar Türkiye'nin sorununu çözmez. Türkiye'nin sorununu çözecek olan siyasal iktidarın ufku olması lazım. Tek başına iktidar olanlar ceplerini değil vatandaşın cebini düşünmesi lazım. İsraf konusunda kendisine haklılık kazanmak için diyaneti kullanıyorlar. Diyanet işleri başkanıyla Papa’yı kıyasladılar. Eğer israf nedir örnek vereceksen sevgili peygamberimizi örnek vermen lazım.

Olursa bir koalisyon ortamı oluşursa oluşacak koalisyon 4 yıl götürmeli midir yoksa erken seçim söz konusu olur mu?

Sağlıklı demokrasilerde koalisyonlarda olabilir. Ama bugün Türkiye'nin yaşadığı ciddi bir sorun var hem içerde hem dışarıda. Türkiye'nin yeniden rehabilite edilmesi lazım. Ufku geniş olan, hem bugünü hem geleceği sağlıklı olan bir yönetime ihtiyacı var. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına ihtiyacı var bu ülkenin. Bizim dışımızda hiçbir siyasal parti bizim gösterdiğimiz net tutarlılığı göstermiş değil. Bizim ortaya koyduğumuz projelerin hiç birisine iktidar dahil hiçbir parti yanlıştır demiyor. Sadece nasıl yapacaksınız diyorlar. Nasıl yapacağımızı biz çok iyi biliyoruz.

Şartlar bir şekilde bir koalisyonu gerekli kılarsa Cumhuriyet Halk Partisi kiminle yan yana gelir kiminle gelmez kırmızı çizgileri nedir?

Kemal Kılıçdaroğlu: Biz bütün siyasi partilerle eşit mesafedeyiz hepsine saygı duyarız.

AK Parti ile bir koalisyon yapar mısınız?

İsrafı ve yolsuzluğu kendisine şiar edinmiş bir parti ile nasıl koalisyon yapacaksınız? Birisi yarın bana dönüp sen seçim meydanlarına kul hakkı yiyene karşıyız diyordun sen nasıl oldu bunlarla bir araya geldin dediklerinde ne diyeceğim? Yolsuzluk diz boyu, yolsuzlukları önlemek yerine dosyaları kapattılar. Yolsuzluk yapanlarla nasıl bir araya geleceğiz. Vatandaşıma açık ve net çağrıda bulunuyorum ben, bu ülkede yoksulluğun, yolsuzluğun bitmesini istiyor musun? Siyasi iktidar diğer partilere hesap versin istiyor musun? Herkesin karnının doyduğu bir düzeni istiyor musun? O zaman 4 yıl yetki ver nasıl yönetilir hem sen gör hem bütün dünya görsün. Ben halktan birisiyim. Aristokrat bir aileden gelmedim ben. 7 çocuklu bir aileden geliyorum. Rahmetli annem okuma yazma bilmezdi. 7 kardeşten üniversiteye giden sadece bendim. Devletin sınavlarına girdim en zor sınavları başardım, önemli mevkilerde görev yaptım. Ama hiçbir zaman asla kim kalkıp Kemal Kılıçdaroğlu yolsuzluk yaptı diyemedi. Devleti aynı anlayışla yönetmek istiyoruz.

Çok konuşulan sandık güvenliği konusunda alacağınız önlemler, yaklaşımınız nedir? Siz en son sandığın üzerine oturun dediniz.

O konuda çok güzel çalışmalar yapıyoruz. AKP iktidardan gitmemek için her yolu deneyecektir. Elektrikleri söndürecektir, kediler trafoya girdi diyecektir her şeyi yapacaktır. Valileri, kaymakamları, öğretmenleri ayarlayacaktır. O nedenle en kesin yöntemi söyledim. Elektrikler mi kesildi hemen bizim sandık görevlisi sandığın üstüne oturacaktır elektrikler gelinceye kadar. Birleştirme tutanaklarını kontrol edecektir, asla sandıktan ayrılmayacaktır. Sivil toplum bu konuda güzel çabalar harcıyor onlarla birlikte çalışıyoruz. Bütün siyasal partilerinde aynı şekilde çalışmasını istiyoruz. Aslında sormamız gereken hakim gözetiminde yapılan bir seçimden niye endişe duyuyoruz? Çünkü ülkede hukuk bitti, yargı bitti, demokrasi bitti, liyakat sistemi bitti. İktidardan gitmenin maliyetini çok iyi biliyorlar.

Özeleştiri yapıyor musunuz önceki seçimlerde dikkatli olmadık diye.

Bizimde eksikliklerimiz oluyor, onları gözlüyoruz. Her seçim bize yeni bilgiler kazandırıyor. Son seçimde ıslak imzalı imzaların yüzde 70’ine ulaştık. Seçim hileleri konusunda çok duyarlıyız. Sadece ve sadece diğer muhalefet partilerinden de istirhamım onlarda yanı kararlılıkta sandıklarına sahip çıksınlar. Eğer sandı güvenliği konusunda vatandaş endişe ediyorsa kirli siyaset yüzündendir. Hem Müslüman’ım diyeceksin hem de sahtekarlığa izin vereceksin. Almanya’da bir din adamının bir imamın ikinci kez oy kullanırken yakalanması bunun derhal Ankara’ya çekilmesi lazım. Bu cemaate namaz kıldıramaz.

Bir gazete röportajında HDP’de her sandığa bir silahlı kişiyi koysun dediniz. Gerçi sonrasında şaka yollu bir ima olduğu belli ama iktidar cenahından eleştiriler geldi.

Normalde bütün siyasi partilerin sandıklara sahip çıkması lazım. Bütün partilerin kendi oylarına sahip çıkması lazım. Bürokrasi devletin değil iktidarın bürokrasisi olduğu için vali devletin değil AKP’nin valisi olduğu için bu kaygı besleniyor.

Sayın Gürsel Tekin’in mekanizma işlemiyor seçim boyasına tekrar geri dönülmeli açıklaması vardı.

Gerekirse dönülebilir. İktidar o güvenliği yok edecek kendine göre her türlü önlemi alıyor. Anket şirketleri bu bağlamda yönlendiriliyor. AKP’nin yüksek oy alacağı söyleniyor, anket şirketleri buna göre kamuoyu oluşturuyor sandıklardan da o sonuçların çıkması için özel çabalar harcanıyor.

Vaatlerinizde kaynak tartışmaları vardı. Seçmeni ikna edebildiniz mi kaynak konusunda?

Bu kadar israfı görünce kaynak yok denmesine kimse inanmıyor artık. Türkiye zengin bir ülkedir. 1 trilyon 800 milyar dolarlık son 12 yılda harcandı. Ne yapıldı? Keban mı yapıldı, Telekom mu yapıldı, Karakaya mı yapıldı, Atatürk barajı mı yapıldı? Duble yol yapıldı. Bunu her ülke yapıyor. Olağanüstü bir israf. Sayın Arınç çıktı bu kadar büyük israf olmasaydı belki vergilere de ihtiyaç olmazdı. En son Burhan Kuzu çıktı israf mı anam anam anam diye başladı. Biz israfa karşıyız. Devlette israf olmayacak.

Hangi kalemleri sıralarsınız israf derken?

Sadece gereksiz harcama olarak düşünmemek lazım. İzmir Büyükşehir Belediyesi metro yapıyor, Ankara yapıyor, İstanbul yapıyor. İzmir’le İstanbul arasında 3 kat fark var, Ankara ile iki kat fark var. Metro aynı metro yeraltından gidiyor aynı araçlar, aynı insanlar çalışıyor. 1 liralık işi 5 liraya yaptırmak israftır. Bir uçağınız varken ben 5 uçak daha alayım derseniz bu israftır. 17 milyon yoksulun olduğu ülkede israf günahtır. Türkiye'nin kaynağı var, yerli yerinde kullanılmıyor. Siyaset zenginleşme aracı değildir. Bunlar siyaseti zenginleşme aracı olarak gördüler ve öyle de yaşıyorlar. Diyaneti de bu işe karıştırıp sende bizim gibi yaşa bak ne güzel yaşıyoruz diyorlar.

Yüzyılın projesi diye tanımladığınız Merkez Türkiye projesine ilk yorumlarda fikir güzel ama çok anlaşılamadı. Bir şehir oluşturulacak ama nereye, o şehrin içinde tam olarak ne olacak, üretim mi yapılacak, istihdam nasıl olacak?

Biz seçimi iki ana eksen üzerine oturttuk. Kısa vadeli çözümlerimiz 2-3 yıl içinde kendisini tamamlayacak çözümler ve bir de uzun vadeli düşünmemiz lazım. Türkiye'yi bölgenin lideri, dünyanın önemli bir markası yapma idealimiz var. Bunun içinde düşündük ve üç alanda Türkiye'nin üstünlükleri var dedik. Tarım konusunda zenginlik, coğrafi konum ve genç nüfus. Genç nüfus ve üstünlüğü bir araya getirdik ve Merkez Türkiye projesini oluşturduk. Gerçekten de Türkiye'yi ve dünyada önemli bir marka yapacak. Patinaj yapıyoruz gelir artmıyor. 10 bin dolara geldik sıkıştık. Orta teknoloji tuzağı. İleri teknolojiyi kullanamıyoruz. Bir ülkenin başbakanı şu kadar buzdolabı yaptık diye övünemez. Buzdolabı 18.yüzyılın ürünüyle geleceği düşünen bir başbakan övünemez. Merkez Türkiye projesinde Türkiye'yi limanları olmayan denizi olmayan ülkelerin küresel limanı haline getireceğiz. Sadece lojistik üssü değil. 4 buçuk saatlik bir uçuş mesafesinde Türkiye'den 58 ülkeye olaşıyorsunuz. 1 buçuk milyar nüfusa ulaşıyorsunuz. 21.6 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşıyorsunuz. Türkiye bu üstünlüğünü hiçbir zaman avantaja dönüştürmedi. Biz bunu ürettik. Türkiye 21. yüzyılın lideri olacak. Megakent oluşturacağız. Dünyada buna benzer üç proje daha var. Diğerlerinde çok daha güçlü bir proje bu. Gelişen ve büyüyen ekonomiler var. 90’lı yıllarda bu ekonomiler küresel ticaretten yüzde 23 pay alıyorlardı, küresel gelirden de yüzde 30. Günümüzde bu ekonomiler küresel ticaretten yüzde 42 pay alıyorlar. Küresel gelirden de yüzde 57 pay alıyorlar. Türkiye burada gerilerde. Merkez Türkiye projesi bütün Türkiye'yi kapsıyor ama işin kalbinde mega kent var. O kent özel bir yasa ile kurulacak. Bir kent olmayacak. 82.kent olacak bu kent. Bugün yeri belli değil yerini tek başına siyasetin belirlemesi doğru da değil. Uluslar arası kuruluşların, iş dünyamızın aktörlerinin ve bu konuda çalışan bürokrasinin önemli isimlerinin karar alması lazım. Tek başına şurayı yapacak dersek baştan öldürürüz.