Fırsatçı ev sahipleri tazminat şoku ile karşılaşabilir!
Kiracı ve ev sahiplerini çok yakından ilgilendiriyor. Artan kira fiyatları nedeniyle kira ilişkilerinde sorunlar artarken bazı mülk sahiplerinin yaptıkları pahalıya patlayabiliyor. Ev sahipleri tazminat ödemek zorunda kalabilir.

Ev sahipleri ile kiracılar arasında yaşanan sorunlar her geçen gün artarken zorunlu arabuluculuk sistemi bu sorunların mahkemeye gitmeden önce çözümüne yönelik önemli bir adım olarak dikkat çekiyor.Kiracı ve mülk sahipleri arasında yaşanan sorunların temel nedeni kiralara yapılan fahiş zam. Kiracılar kimi zaman yüzde 100’ü aşan artışlarla karşılaşıyor ve yeni kira miktarını ödeyemeyecek olanlar artış oranını kabul etmiyor. Bu noktada ev sahibi mevcut kiracısını çıkarmanın yollarını arıyor. Genellikle ilk yapılan kiracıya baskı uygulamak oluyor.

Telefonla arayarak ya da bizzat evine gelerek kiracının çıkması için baskı uygulamaya çalışan ev sahipleri istedikleri sonuca ulaşamayınca farklı yollar deneyebiliyor. Özellikle son günlerde gelen haberler ev sahiplerinin kiracısını çıkarmak için yaptıklarında sınır tanımadığını gözler önüne seriyor.Son olarak Ankara’da yaşanan olayda ev sahibi yüzde 100 zam teklifini kabul etmeyen kiracısının, elektrik ve doğal gaz aboneliğini iptal ettirdi. Peki ev sahibinin böyle bir hakkı var mı? Hangi durumlarda abonelik iptal ediliyor. Avukat Cansen Erdoğan kiracıların en çok merak ettiği soruyu yanıtladı.

Son zamanlarda ev sahiplerinin kiracılara uyguladığı baskının giderek artığını dile getiren Erdoğan, bu durumun hukuki ve cezai boyutu olmak üzere 2 boyutu olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

1) Ceza hukuku kapsamında değerlendirildiğinde; Ev sahibinin, kiracının elektrik, su, doğalgazını, kiracının bilgisi ve izni olmaksızın iptal etmesi durumunda kiracı, Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesi uyarınca “kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu” sebebiyle Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulabilir. Kişilerin huzur ve sükûnu bozma suçunun anlamı ve gerekçesi kanunda şöyle düzenlenmiştir: “Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikâyeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.” Maddede de açıkça belirtildiği üzere özel bir maksat ve hukuka aykırı bir davranışın birlikte olması, suçun gerçekleşmesi için yeterlidir. Elektrik, doğalgaz veya suyun kesilmesi kiracının bilgisi ve izni olmadan yapıldığı için hukuka aykırı bir davranıştır. Keza özel maksat da evin tahliye edilmesinin sağlanmasıdır. Bu suç, şikâyete bağlı suçlardan olup durumdan zarar görenin şikayetine bağlıdır. Hal böyle olunca da kiracı, Türk Ceza Kanunu’nun 123.maddesi gereği, savcılığa başvurarak hukuki süreci, cezai yönden başlatabilme hakkına sahiptir.

2) Özel Hukuk açısından bakıldığında da; Elektrik, su, doğalgaz aboneliklerinin iptal ettirilmesi halinde kiracı, tazminat davası açabilecektir. Bu davanın açılmasının hukuki dayanağı da şudur;Kiracının ev sahibi tarafından kapattırılan elektrik, su, doğalgaz aboneliklerini yeniden açtırması, kiracıya maddi külfet getirecektir. İşte bu kapattırılma sebebiyle oluşacak zararlar ve maddi kayıplar, kiracı tarafından ev sahibine karşı açılacak maddi tazminat davası ile istenebilecektir.

TAZMİNAT KARARI
Bunun yanında kiracı, bu aboneliklerin kapattırılması/ iptal edilmesi dolayısıyla ziyadesiyle üzülmüş, utanmış ve ailesine- çevresine karşı mahcubiyet yaşamış olabilir. Yani uğradığı maddi zarar yanında manevi açıdan da yıpranma- zarar görme ihtimali söz konusu olabilecektir. Başka deyişle mal varlığındaki azalma değil de kişilik haklarına vaki tecavüz sebebiyle yaşanan zarar mevzubahis olabilir. Böyle bir durum halinde de kiracı tarafından manevi tazminat davası da açılabilir. Nitekim Yargıtay’ın tam da bu konuyla ilgili manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine yönelik kararı da mevcuttur;

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Esas No: 2014/5018 Karar No: 2015/1060 sayılı kararı;“Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalının kiracısı bulunduğunu, kira borcunu ödemediği gerekçesiyle davalının haksız bir şekilde, evine giden su borusunu keserek götürdüğünü, davalının, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan cezalandırıldığını, davalının haksız eylemi nedeniyle üzüntü yaşadığını belirterek uğradığı manevi zararın tazminini istemiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, manevi tazminat şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamına göre; davalı tarafından, kiracısı olan davacıyı kira borcunu ödememesi nedeniyle evden çıkarmak için, su saatini açma kapama vanasının yanından söktüğü ve su saatinden ev giriş plastik borusunu kestiği sabittir.

Davacının suyunun kesilmesi nedeniyle en doğal insani ihtiyaçlarını gideremeyeceği aşikardır. Davalının haksız eylemi nedeniyle yaşam için en doğal ihtiyaçlardan olan suyun kesilmesi davacının kişilik değerlerinin zedelenmesine yol açmıştır. Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek davacı yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.”

Tüm bunların yanında, ev sahibi henüz elektrik- su ya da doğalgaz aboneliklerini kesmemiş ancak bununla ilgili kiracıyı dolaylı- dolaysız tehdit ediyorsa yani bunların kesilme ihtimali kuvvetle muhtemel ise kiracı, sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak ‘kiracılık sıfatının tespiti ve ihtiyati tedbir’ talepli dava açabilir. Açtığı bu dava ile HMK 391. maddesinde yer alan ‘sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek tedbir’ kapsamında, elektrik-su- doğalgazın kesilmemesi yönünde ihtiyati tedbir de talep edebilir.



