Metin Akpınar'ın 35 yıl sonra ikiz kızları ve torunları ortaya çıktı! “Neden kızlarına sahip çıkmadın usta?”
Türkiye, Metin Akpınar'ın 35 yıl sonra ortaya çıkan ikiz kızları Duygu ve Sevgi Nebioğlu kardeşleri konuşuyor. "Varlıklarından haberdar olmadığım çocuklarımın çektiği acılardan dolayı çok üzgünüm" diyerek kızlarını kabul eden Akpınar'ın açıklaması sonrası pek çok kişi Akpınar’a: “Neden kızlarına sahip çıkmadın usta?” diyerek kızdı. Ancak Metin Akpınar'a destek olan hayranları da bulunuyor. Sosyolog, uzman psikolog, Dr. Serap Duygulu yaşanan süreçle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Suphiye Orancı ile Metin Akpınar 1987'de Antalya'da tanıştı. 1988'de Duygu ve Sevgi Nebioğlu Antalya'da devlet hastanesinde doğdu. Suphiye Orancı ikizlerini doğduktan iki ay sonra Kemer'de bir köyde bakıcı kadına bıraktı. Duygu ve Sevgi 6 yaşına kadar Çocuk Esirgeme yurdunda çok zor şartlar altında kaldı.

Duygu, şiddet mağduru bir çocuk olarak büyüdü. O dönemde yaşadıkları nedeniyle duyma yetisini kaybetti. Öğretmen çift Emine-Özdener Nebioğlu tarafından evlat edinildikten sonra tedavi gördü, duymaya başladı. Konuşmayı ancak 7 yaşında öğrendi..

Duygu Nebioğlu annesini 2007 yılında buldu. Suphiye Orancı evlenip Almanya'ya yerleşmişti. Hiç yüz yüze buluşmadılar, internet üzerinden görüşmeler yaptılar.

Duygu'ya babasının Metin Akpınar olduğunu söyleyen ilk kişi annesi Suphiye Orancı'nın erkek kardeşi, yani biyolojik dayısı oldu. Duygu, ardından annesinin yurt müdürüne yazdığı bir mektuba ulaştı.

Bu mektupta da biyolojik babalarının Metin Akpınar olduğu belirtiliyordu. Duygu o zaman 21 yaşında İstanbul Aydın Üniversitesi Grafik Tasarım bölümünde okuyan öğrenciydi.

Duygu bu durumu annesine söyledi. Anne, kızının Metin Akpınar ile görüşmesini istemedi. "Eğer onunla görüşürsen benimle görüşemezsin" dedi. Ancak Duygu, gerçek babasına ulaşmak istediğini söyleyince annesi bütün ilişkisini kesti. Duygu, üniversitedeki bir hocasının yardımıyla Metin Akpınar'ın asistanına ulaştı.

Asistanı durumu Metin Akpınar'a haber verdi. Metin Akpınar 2012'de TRT'de İnci Çayırlı ile birlikte sunduğu bir müzikeğlence programına Duygu'yu konuk olarak çağırdı. İlk kez o zaman yüz yüze geldiler ve sadece 1 dakika görüştüler.

Bu buluşmadan sonra beş yıl boyunca Metin ile 62 yıldır evli ve çocukları yok. Akpınar, Duygu ile görüşmeyi reddetti. Babasına bir türlü ulaşamayan Duygu'ya "Biz bunu açıklarsak Metin Akpınar'ın hayatı mahvolur, rezil oluruz.

Topluma mal olmuş bir sanatçıya bunu yaşatamazsın" gibi haberler gönderildi. Sonunda Duygu, Metin Akpınar'ın yıllarca sahne ortağı olan Zeki Alasya'nın kızı Zeynep Alasya'ya ulaşıp yardım istedi. Nihayet Metin Akpınar'ın asistanı tarafından arandı. Ve geçen yıl Metin Akpınar Marmaris'te tatildeyken oraya çağrıldı. Birlikte beş gün geçirdiler.

Marmaris'te bir gün otomobilde giderlerken Duygu, saçından bir tel koparıldığını hissetti. Duygu'ya göre bu saç teli ile DNA testi yaptırdılar. O testten sonra Metin Akpınar'ın tavırları değişti, Duygu'ya "Kızım, yavrum" diye seslenmeye başladı. Ancak aradaki mesafe bir türlü kapanmadı.

Gerçek babasından beklediği yakınlığı göremeyen Duygu Nebioğlu da sonunda avukatlara danışıp babalık davası açmaya karar verdi. Bir yıl önce açılan dava önceki gün sonuçlandı ve tüm Türkiye, Metin Akpınar'ın Duygu ve Sevgi adında ikiz kızları olduğunu öğrendi.

Duygu Nebioğlu, yaşadıklarıyla ilgili şunları söyledi: "14 yılda sadece bir kez bana "Kızım, canım" diye sarıldı. Ben ona Marmaris'te "Basın açıklaması yapalım" dedim ama kabul etmedi. "Ben vasiyetimi yazdım. Ben öldükten sonra ne yaparsanız yapın" dedi. İkiz kardeşimle adımızı bile kendimiz koyduk."

Metin Akpınar ikiz kızlarıyla ilgili ilk kez dün akşam açıklama yaptı: 36 yıl önce Antalya'da bir etkinlikte tanıştığım kişiyle sadece bir gecelik beraberliğim oldu. Sonra bir daha ne görüştük ne de haberleştik. Onlara, eşim Göksel ile birlikte elimizden geldiğince maddi ve manevi destek olmaya çalıştık. 2023 yılına geldiğimizde aramızdaki bağı resmiyete kavuşturmayı tercih ettiler. İtirazım olmadı.

13 Ekim 2023 itibarıyla Duygu, benim nüfusuma geçti, hukuki işlem tamamlanınca kardeşi de geçecek. Varlıklarından haberdar olmadığım çocuklarımın çektiği acılardan dolayı çok üzgünüm. Ayrıca eşim Göksel Akpınar'dan ve halkımdan özür diliyorum.

Duygu Nebioğlu babası Metin Akpınar'ın açıklamasını görünce ise sinirlendi ve bir paylaşım yaparak şunları söyledi:

"İYİ NİYETİMİ KULLANIP..."
"Metin Akpınar'ın yapmış olduğu basın açıklamasına karşılık son açıklamamı pazartesi günü İstanbul'da televizyon programında gerçekleştireceğim. Size elimdeki deliller ile gerçekleri tüm çıplaklığıyla anlattığımda sanat tarihinin kaybı çok büyük olur. Bir insanın hayatı boyunca yapmış olduğu emeklerini yok edecek eğitim almadım Nebioğlu ailemden.

Benim çok iyi büyütülmüş olmamdan kaynaklı iyi niyetimi kullanıp yalanları ile konuşmaya devam edenlerin sosyalist yapısının gerçekliğıni bir araştırın önce. Ve siz terbiyesiz troller sizin kimler tarafınızdan tutulup bana attığınız mesajların yaptığınız AHLAKSIZLIĞIN farkındayım ben bu süreci Akpınar ailesi ile birebir yaşadım kendinize başka sözler bulun.

"HİÇ KOLAY DEĞİLDİ"
"Ayrıca avukatlarım Ferihan Polat ve Ahmet Furkan Uludağ'ın üstlendiği davamı almak hiç kolay değildi" diyen genç kadın devamında şunları söyledi:1 yıl boyunca gece gündüz demeden çalışıyoruz, önce avukatlarım hazırlanıyor sonra süreçlerimize beraber çalışıyoruz yani sığ beyinlerin anlayacağı bir durum değil ancak hata yapmış olmanız da sizi hemen kötü yapmaz.

Metin Akpınar’ın kendi tabiri ile “sadece bir gecelik beraberlikten” ikizleri olduğunu kızlarından Duygu Nebioğlu’nun açtığı babalık davasının sonuçlanması ile magazin gündemine bomba gibi düşen olayın ardından Hürriyet'ten Fulya Soybaş dikkat çeken bir yazı kaleme aldı ve uzmanlarla yaşananları değerlendirdi.

‘BU ÇOCUĞUN BABASIYIM’ DEMEK NEDEN BU KADAR ZOR
Öncelikle “tek gecelik” ilişki kavramına bir bakalım. Çünkü Hollywood ünlüleri kadar Türkiye’de de magazin gündemini sıklıkla meşgul eden bir başlık bu.

ÇOCUĞU İLE DAVALIK ÜNLÜLER
Selçuk-Hakan Ural, şarkıcı Emrah-Tayfun, İbrahim Tatlıses-Dilan Çıtak, Erol Büyükburç- Esra Şimşek benim aklıma ilk gelen ve DNA tespiti ile baba oldukları tespit edilen ünlüler. Gerçi TV’de sabah kuşaklarına bir göz atın magazin figürü olmaya da gerek... Kim, kimin babası? Ortalık pek karışık. Neyse... Şunu sormak isterim; 20-30-40 hatta Metin Akpınar olayında olduğu gibi67 yıl sonra bir gün, biri çıkıyor ve diyor ki: “Sen, benim babamsın.” Kişi, hele de ünlü ise bu gerçeği kabullenmek neden bu kadar zor? Dr. Serap Duygulu 3 maddede yanıtlıyor:

1. BABALIK HAKKI ELİNDEN ALINIYOR
“Gizli’, aniden gelişen bu gibi durumlarda çocuğun olduğu kadar babanın da hakkının yenildiği unutulmamalı. Bakalım o kişi baba olmak istedi mi? Buna hazır mıydı? Bu, o kişi için büyük şok. Bilerek, isteyerek bir çocuğu terk etmek başka, bir anda hayat akışını değiştiren bir gerçek; çocuk ile yüzleşmek başka. Dolayısıyla bir yerlerde, hiç bilmediği bir çocuğu olduğunu öğrenen kişinin kollarını açıp sanki o anı hep beklemişçesine o çocuğu bağrına basması tahmin edilenden daha zor.”

2. KARİYER KORKUSU VAR
“Yıllarını sanat camiası ya da iş dünyasına vermiş bu yolda kendilerine bir rol/ bir duruş/ bir kalıp belirlemiş öyle yaşamış, topluma mal olmuş ve hatta maddi bir zenginlik de kazanmış kişilerin, toplumun kendilerine biçtiği ‘pozitif’ değerin bir anda yok olacağı, kariyerlerinin ‘biteceği’, amiyane tabirle ‘piyasadan silineceklerini’ düşünmeleri de bunu zorlaştırıyor.”

3. BEBEK İLE TENSEL TEMAS ÖNEMLİ
“Üçüncü ve bence en önemlisi çocuk- ebeveyn ilişkisi ilk 18 ay içinde ‘sağlıklı’ şekilde kurulamıyor ise bunun sonradan telafisi neredeyse imkânsız olması. Bir bebek ile tensel temas çok önemli. Zira bireyin nörolojik gelişiminin en önemli yapı taşlarından biri ona ‘dokunulması’dır. Mesela, çocuk parmağını incitir, ebeveyne gelir. Ebeveyn parmağı öper ve bir anda çocuğun ağlaması kesilir. Çünkü ‘tensel’ temas kurmak; dokunmak, öpmek, sarılmak, mutluluk hormonu salgılatır, çocuk ile bağı güçlendirir. Bunca yıl çocuk ile duygusal ve dahi tensel temas sağlanmamış ise o anne- babanın çocuğuna ‘yabancı’ olması mümkündür. Böyle bir noktada- hele de kişi tanınmış ise- ‘Bu çocuk bana hangi amaçla yaklaştı?’, ‘Beni kullanacak mı?’ diye düşünebilir.”

BABA FİGÜRÜNÜN ÖN GÖRÜLEN GİBİ KUCAKLAYICI OLAMAMASI BÜYÜK YIKIM
Gelelim Metin Akpınar olayına. Bildiğimiz kadarı ile 14 yıl önce varlıklarını öğrendiği kızlarına maddi- manevi destek oluyor ama yasal olarak hiçbir zaman “soy bağı” kurulması, kızların toplum nezdinde kabulü ile alakalı bir girişimi olmuyor. “Bu durum kızlar için öylesine zor ki” diyor Dr. Duygulu, şöyle de devam ediyor: “6 yaşına kadar, bakımevinde büyüyen- anne neden terk etti bilmiyoruz- 2 kardeş var. Hayat belli ki adil davranmamış. Neyse ki Nebioğlu gibi dünya güzeli bir çift, evlat edinmiş ve bugünlere gelmişler. Zaten toplum vicdanına değen ve abartılı tepkiler vermemizin nedeni de bu. Çocukların yaşamış olabileceği acılar, yoksunluklar... Yıllar sonra biyolojik babanı buluyorsun ve o kişi Metin Akpınar. Yani toplumun ‘örnek’ aldığı, ‘kucaklayıcı’ bir figür ve o figür temsil ettiği değerlerle çelişiyor, kızları için- ön görülen gibi- kucaklayıcı olamıyor. Bu gerçekten de kabulü zor bir durum.”

SADECE BABAYI SUÇLAMAK DA ÇOK YANLIŞ
“Metin Akpınar tarafından bakacak olursak da- yine bildiğimiz kadarı ile- bilgisi dışında bir hamilelik gelişmiş, bilgisi dışında birtakım inisiyatifler kullanılmış. Madem ‘baba’ idi o zaman ona da haber verilmeliydi. Burada kızların biyolojik annesi ve dolayısıyla da kızları cezalandırma, ‘Madem benim karar vermeme izin verilmedi o zaman...’ gibi bir tutum içinde olabilir. Ki burada Akpınar’a hak verebilirim: Birisi, bilgisi dahilinde olmadan çocuk sahibi oldu diye- ki her şeyi biliyordu ve ‘o’ istememesine rağmen yine de o çocuklar doğdu ise de- sadece babayı suçlamak büyük haksızlık.”

GEÇMİŞTE YAŞANMIYOR AMA TELAFİSİ MÜMKÜN
* Gelelim sonuca. ‘Baba’ ve kızlarının, toplum ve medyanın bu olayda sorumluğu ne olmalı?Yanıtı şu: “Unutulmamalı ki her söz iz bırakır. Biyolojik baba ve kızları bu süreçte birbirlerine zarar verecek söz ve tutumlardan- bundan sonra hep ilişki içinde olacakları için- kaçınmalı. Akpınar’ın dediği gibi, ‘hayat geçmişte yaşanmıyor.’ Ama telafisi mümkün. Bunu başaracak olan da onlar. Dolayısıyla detaylar tarafları ilgilendirir, bizi değil. Toplumun linç etmesi ile yakınlaşmaya çalışan bir babanın babalığından da ne kadar duygusal bir iyilik beklenebilir ki? Bırakalım da bundan sonrasını onlar inşa etsin.”

AKSEKİ’DE YAŞADILAR
Öte yandan öğretmen çift, çocukları olmadığı için evlat edinme kararı alırken, meslek hayatları boyunca Antalya’nın seçkin okullarında öğretmenlik yaptılar. Özdener Bey, emekli olduktan sonra özel bir eğitim kurumunda bir süre yönetici olarak çalıştı. Bu süreçte hem Antalya merkez hem de Akseki ilçesi Güzelsu Mahallesi’ndeki 3 katlı evlerinde yaşamlarını sürdürdüler.

Duygu ve Sevgi’nin evlatlık olduğunu tüm mahallenin bildiğini söyleyen Güzelsu Mahallesi Muhtarı Mehmet Akif Akoğlu, Hürriyet’e şu bilgileri aktardı: “Nebioğlu Ailesi mahallemizde çok sevilir. Duygu ve Sevgi’nin çocukluğunu biliriz. Ailenin çocuğu olmadığı için ikizleri evlat edindiler. Emine Hanım’ın kardeşi ölünce onun çocuğunu da yanlarına aldılar.

İLK BAŞTA ŞAKA SANDIK
Maddi durumları çok iyiydi. Birkaç tane evleri olduğunu biliyorum. Sevgi evlendi, iki erkek çocuğu oldu. O da anaokulu öğretmeni. Duygu ise sanat okudu. İkizlerin Metin Akpınar’ın kızları olduğunu öğrendiğimizde büyük bir şok yaşadık. Şu an bütün mahalle bu olayı konuşuyor. İlk duyduğumuzda birileri bize şaka yapıyor sandık ama olay gerçekmiş.”

BABA ÖZDENER KONUŞMUYOR
- Özdener Nebioğlu’nun konu hakkında konuşmak istemediğini söyleyen muhtar Akoğlu şöyle devam etti: “Konu medyaya düşünce Özdener Bey ve Emine Hanım Antalya’daki evlerine gitti. Onların bu durumu nasıl karşıladığını inanın ben de bilmiyorum. Tek bildiğim öğretmenlerimiz ikizleri öz evlatları gibi yetiştirdi, sahip çıktı. Umarım bu yaşananlar aileye yeni bir travma yaşatmaz. Özdener Bey’le konuştum. Medyaya kesinlikle çıkmak istemiyor. Zaten böyle şeyleri pek sevmez. ”

