Erzincan'daki maden faciası 5.5 saat önce geliyorum demiş! Gözaltı sayısı 9 oldu 1'i İngiliz vatandaşı
Maden faciasında yeni detaylar ortaya çıkıyor. Erzincan İliç’teki altın madeninde siyanürlü toprağın dev bir çağlayan gibi aktığı facianın saatler önce alarm verdiği ortaya çıktı. Liç alanında önceki sabah 09.00’da yapılan rutin kontrollerde çatlak olduğu tespit edildi. Çalışmalar hemen durduruldu. 3 saha sorumlusu kontrolleri yaparken, 14.28’de göçük oldu. Erzincan'ın İliç ilçesinde altın madeni sahasında kayan toprağın altında kalan 9 işçiyi arama kurtarma çalışmaları yaklaşık 1000 personelle sürüyor. Arama kurtarma çalışmalarının 3'üncü gününde de işçilere ulaşılamadı. Gece saatlerinde etkili olan sağanak yağışa rağmen ekiplerin bölgede olayın yaşandığı andan itibaren aralıksız çalışması sürüyor. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, "Gözaltına alınanların sayısı 9'a yükselmiş durumda" dedi.

Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 2010 yılı Aralık ayından beri altın üretimi yaptığı Çöpler Maden Sahası'nda çıkarılıp istiflenen toprak, 13 Şubat günü saat 14.28'de kaydı. Yaklaşık 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan bir su gibi vadiye doğru aktı. 9 işçi, geniş bir alana yayılan toprağın altında kaldı. İhbar üzerine bölgeye Erzincan Jandarma, AFAD ve sağlık ekipleri yönlendirildi. Ayrıca bölgeye Erzurum, Sivas, Rize, Malatya, Giresin, Diyarbakır, Tokat ve Tunceli AFAD ekipleri de takviye olarak bölgeye sevk edildi. Birçok gönüllü yardım kuruluşu da kurtarma çalışmalarına katıldı. Olayın ilk gününden itibaren İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya başta olmak üzere Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, koordinasyonu sağlamak için bölgeye geldi.

AFAD, JAK, TSK, Emniyet Genel Müdürlüğü, madenciler ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan yaklaşık 1000 kişi alanda görev yapıyor. Çalışmalarda 5 dron, 2 kimyasal biyolojik ve nükleer araç, 5 metale duyarlı radar cihazı ve 5 kurtarma köpeği de kullanılıyor. Olayın yaşandığı ilk günden itibaren ekiplerin bölgedeki çalışması sürüyor. Tek sıra halinde AFAD ekiplerinin bölgedeki arama çalışmaları dronla da havadan görüntülendi. Çalışma yapılan alanda ayrıca zaman zaman sis etkili olduğu da görüldü. Bölgede ayrıca gece saatlerinde de yağmur etkili oldu. Kayan toprağın yağmur nedeniyle sıvılaşması da ekiplerin alandaki çalışmasını zorlaştırıyor. Arama kurtarma çalışmalarının üçüncü gününde de işçilere ulaşılamadı.

Olayın ardından bölgeye gelen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya gece saatlerinde bölgeden ayrıldı. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar ise kriz masasındaki koordinesi sürüyor. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan'ın ise öğle saatlerinde altın madeni sahasına gelerek, arama kurtarma çalışmalarındaki koordineye katılacağı öğrenildi.

Olayın yaşandığı günden itibaren toprak altındaki 9 işçinin aileleri de bölgeye geldi. Ailelere ayrılan alanda toprak altındaki yakınlarının çıkarılmasını bekleyen ailelerin umutlu bekleyişi sürüyor. Kurtarma çalışmalarını yapan ekiplerden umutlu bir haber bekleyen aileler, gözyaşı döküyor. Ailelerin zaman geçtikçe toprak altında kalan yakınlarının kurtulacağı umudu da azalıyor. Bazı ailelerin 'Orada yaşayan biri yok, birbirimizi kandırmayalım' diyerek feryad ettiği görüldü.

Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu aileleri kriz masasında görüşmek üzere maden sahası içerisinde bulunan idari binaya davet etti. Hamza Aydoğdu'nun burada aileler ile görüşerek, son 3 günde kurtarma çalışmalarında hangi aşamaya gelindiği konusunda bilgilendirme yapacağı öğrenildi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Erzincan'ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan toprak kaymasının altında kalan 9 işçinin ailesini ziyaret etti. Ailelerle görüşerek geçmiş olsun dileklerini ileten ve çalışmalar hakkında bilgi veren Bakan Yerlikaya, ziyaretini sosyal medya hesabından paylaştı. Yerlikaya, mesajında "Erzincan İliç’te maden ocağında meydana gelen olay sonrasında işçilerimizin kıymetli ailelerine geçmiş olsun ziyaretinde bulunduk. AFAD Koordinasyonunda arama kurtarma ekiplerimiz gece gündüz demeden çalışmalarını sürdürüyor. İşçilerimizin olabileceği yerlerde çalışmalarımızı yoğunlaştırdık" paylaşımında bulundu.

Erzincan Barosu Başkanı Avukat Adem Aktürk, Çöpler Altın Madeni'nde yaşanan toprak kaymasıyla ilgili 8 şüphelinin bulunduğunu söyledi. Avukat Aktürk, 4 şirket çalışanının gözaltında olduğunu, 3 şirket çalışanının sadece ifadesine başvurulduğunu bildirdi. Şüphelilerden 1'inin şirkette çalışan İngiliz vatandaşı olduğu bilgisini veren Aktürk, ayrıca İliç'in Sabırlı köyünde yaşayan Sedat Cezayirlioğlu adlı şüphelinin de maden sahasındaki toprak kaymasının ardından sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle jandarma tarafından gözaltına alındığını belirtti. Avukat Aktürk, ayrıca oluşturulan bilirkişi heyetinin, yaşanan olayın sebeplerinin 2 gün içinde netlik kazanacağını kaydetti.

Erzincan'ın İliç ilçesinde yaşanan toprak kaymasının ardından bölgeye giden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, gazetecilere açıklamalarda bulundu. Bakan Bayraktar, 9 işçiye ulaşmak için yoğun bir çaba sarf edildiğini belirterek, "Bütün ilgili arkadaşlarımız, gece-gündüz yoğun bir mesai harcıyor. Burası halen çalışan bir yapı, belli alanlarda heyelan tehlikesi halen devam ediyor. Özellikle büyük kütlenin olduğu alanda çalışırken onlara zarar gelmemesini önemsiyoruz. Bir kurtarma yaparken diğer arkadaşlarımızın zarar görmesini istemeyiz. Çok dikkatli bir şekilde arama faaliyeti yürütüyoruz. Bu elbette ki zaman alıyor. Çok büyük bir toprak kütlesinden bahsediyoruz. Yaklaşık 10 milyon metreküplük toprak kütlesi.

Elimizde imkan olsa bugün kaldırmaya kalksak; en az 400 bin kamyona ihtiyacımız var. Böyle bir büyüklükle karşı karşıyayız. Dün de ifade etmiştik. İşçi kardeşlerimizin olduğunu tahmin ettiğimiz konteyner ve bir aracın içinde olduklarını öngörüyoruz. O yönlere aramaları yoğunlaştırmış durumdayız. Metal dedektörler, dron radarlarımız, MT'nın ekipmanları, AFAD'ın ekip ve ekipmanları, tüm teknik imkanları kullanarak faaliyetleri yürütmeye gayret ediyoruz. İnşallah olumlu bir netice almak ve kardeşlerimize ulaşmayı hedefliyoruz" diye konuştu. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile dün aileleri ziyaret ettiklerini belirten Bayraktar, "Onları bilgilendirdik, konuştuk. Onları teskin etmeye, bilgilendirmeye gayret ettik. Bu, stresli ve zor bir bekleyiş. Hepimiz için de böyle. Bu süreci onlarla irtibat halinde, sahada bilgilendirmek suretiyle yürütmeye gayret ediyoruz" dedi.

Çevreye ilişkin de Bayraktar, "Bütün ilgili kurumlarımız başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, Tarım Orman Bakanlığımıza bağlı DSİ, yoğun bir şekilde çalışmalarını yaptı. Bütün planlamalarımız herhangi bir halk sağlığına, çevreye zarar vermeyecek, buradaki Fırat Havzası'na zarar vermeyecek gerekli tedbirleri aldık, alıyoruz. Bunları belli kademelerde gerçekleştireceğiz. Hem o açıdan hem de arama- kurtarma yönünden yoğun bir faaliyeti devam ettiriyoruz. Üniversitelerden, çok farklı disiplinlerden hocalarımız burada. Onlarla da görüş alışverişinde bulunuyoruz. Uygulamayı hedeflediğimiz programları onlarla da paylaşıyoruz. Herkesin katkısını alarak yapılması gereken neyse onu yapmaya gayret ediyoruz. İnşallah öncelikle arama- kurtarma faaliyetlerinde netice almak istiyoruz. Beraberinde eş zamanlı olarak ilave yeni bir durum oluşturmadan gerekli tedbirleri alarak inşallah en kısa zamanda bu süreci tamamlamak istiyoruz. Sonraki aşama ciddi bir rehabilitasyon süreç. Gerek bölgede gerekse maden özelinde" dedi

Müfettişlerin de yoğun mesai sarf ettiğini ifade eden Bayraktar, "O konuya da çok yoğun mesai harcıyoruz. Bunların tekrar etmemesi için, burada yapılanın nerede eksik veya yanlış yapıldı; onları da ortaya çıkaracağız. Bu konularla alakalı kimlerin sorumluluğu varsa, onların yargı önüne çıkmasını, hesap vermesini de temin edeceğiz. Milletimizin hiçbir endişesi olmasın. Burada, biraz işletmeci şirketin yönetim düzeyinde özellikle zafiyet içerisinde olduğunu görüyoruz. Çünkü hala söz konusu yabancı şirketin temsilcileri, burada değil. Bu tabii işin beraberinde bakmamız gereken konudur. Bu konuya da arama-kurtarma sürecini bitirdikten sonra bakacağımız ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

Gazetecilerin şirketin çalışmaları ve izin durumuna ilişkin sorulara yönelik Bayraktar, "Gerekli izinler, ilgili tüm kurumlardan alınmış gözüküyor. Ama işletmecilik anlamında, uygulama noktasındaki konuları hem bizim bakanlığımız hem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız soruşturuyor. Bunların neticelerini alıp, kamuoyuyla paylaşacağız. Hiçbir şeyin üstünün örtülmeyeceğini ifade edebilirim. Bakanlığa geldikten sonraki süreçte Türkiye'de madenciliğin ülkemiz için çok hayati öneme haiz konu olduğunu ifade ettim. Beraberinde şunu da ifade ettim. 'Bizim için madenden önce insan dedik, sonra çevre dedik sonra katma değerli madencilik yapacağız' dedim. Yerli ve yabancı yatırıma açık olduğumuzu ifada ettik. Burada herkesin aynı sorumlulukta davranması çok önem arz ediyor.

İzin süreçleri bunlarla ilgili ilgili kurumlar tarafından takip edilerek verilmiştir. İşletmecilik noktasında da nelerin olduğuna bakıyoruz. Konuşmak için biraz erken. Resmi süreçlerin, hukuki süreçlerin tamamlanması daha doğru olur. Özellikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın laboratuvarları, buradaki kurulu hazır laboratuvarların hatta buna ilaveten numunelerin özellikle Ankara'ya giderek üçüncü yerde test edilmesi dolayısıyla özellikle hem sudan aldığımız hem topraktan alınan numunelerle alakalı endişe edilecek süreç söz konusu değildir. Sen maskeni takmayı isteyebilirsin ama hepimiz buradayız; daha da yakınız. Şu anda böyle bir risk söz konusu değildir; onu da ifade etmiş olayım. Periyodik olarak numune alıp, ölçümlerini yapıyoruz" dedi.

Bakan Vedat Işıkhan da şunları söyledi: "Aziz milletimiz ve Erzincan'a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bakanlık olarak olayın ortaya çıktığı andan itibaren bakan yardımcımız, 3 başmüfettişimiz ve 1 müfettişimizle olay yerine intikal ettik. Buradaki çalışmalara destek vermeye çalışıyoruz. Siz de şahit oluyorsunuz, devletin tüm kurumları AFAD başta olmak üzere ilgili bakanlıklarımız, bütün yetkililer burada. Bu olayın daha iyi şekilde yönetilmesi konusunda neler yapılabilir noktasında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bizim öncelikli hedefimiz; madencilerimize, kardeşlerimize ulaşmak. Özellikle madenci kardeşlerimizin aile ve yakınlarıyla bir araya gelmek için geldim. Onların yanında olmak için geldim. Süreç sonra nasıl işleyecekse işler. Bu noktada odaklanmamız gereken konu, göçük altında kalan kardeşlerimize bir an evvel ulaşmak.

Bölgeye gelerek incelemeler yapan akademisyenler, gözlemleri hakkında bilgi verdi. Bilgilendirme toplantısına İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Mustafa Kumral, Maden Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç.Dr. Cüneyt Atilla Öztürk, Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim üyesi Prof.Dr. Tolga Görüm, Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ömer Ündül, Cevher Hazırlama Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç.Dr. Hüseyin Baştürkcü, Cevher Hazırlama Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Özer, Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Atilla Arıkan, Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Yolcubal, Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç.Dr. Yılmaz Mahmutoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesi Afet Yönetimi Enstitüsü'nden Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, Çorum Hitit Üniversitesinden Prof. Dr. Dursun Ali Köse, Araştırma Görevlisi Ömer Yurdakul, Öğretim Görevlisi Tuğrul Yıldırım katıldı. İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kumral, toprak kaymasının olduğu bölgede inceleme ve tespitlerini yaptıklarını belirterek, “Yapılanların neler olduğunu bizzat gözlemledik bu anlamda ilgili kurumlarla da görüştük. Sonuç olarak bizler hem devletimizin yetkili mercilerine hem de kendi uzmanlık alanlarımızda hangi tür çalışmalar yapılabilir durumunu ortaya koymaya çalıştık" dedi.

Bölgede çok büyük bir kayma meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Mustafa Kumral, “800 metre uzunluğunda 30 metre derinliğinde 50 metre genişliğinde bir alan kaymış vaziyette. Hem Sabırlı Deresi’ne hem de arka tarafta daha önce üretim yapılmış ancak terkedilmiş olan maden sahasına da kaymış vaziyette. Maden sahasının içinde kamyonun içinde bir arkadaşımızın olduğunu duyduk. Diğer tarafta 8 çalışanın olduğunu duyduk. AFAD geniş bir ekiple çalışıyor. Mümkün olduğunca teknolojiyi kullanıyorlar. Uzaktan dronlarla manyetik olarak yer altındaki bölgeleri tarama, aynı zamanda geniş çalışma ekibiyle kendi canlarını da tehlikeye atarak toprakların üzerinde fiziksel arama da gerçekleştiriyorlar.

Bizim burada gözlemlediğimiz konulardan biri toprak kaymasının arkası ve önünde yeni bir atık sahası olduğudur. Buralarda bazı çatlamalar olduğunu gözlemledik. Bu riski de göze alarak bu çalışmaların bir an önce bitmemesi gerekiyor. Risk var olduğu için diğer konular siyanür, falan bu tür konular biraz daha ikinci plana atılmış vaziyette. Heyelanı da göz önüne aldığımız da AFAD çalışanlarını da düşünmemiz gerekiyor. Yani öyle bir kontrolle gitmesi gerekiyor ki işi yapalım derken başka bir önemli kötü sonuca sebebiyet vermemek için tedbirli davranmamız gerekiyor" diye konuştu.

Basın mensuplarının sağlık açısından risk olup olmadığı sorusuna cevap veren Prof. Dr. Mustafa Kumral, şunları söyledi: “DSİ olsun, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olsun, İçişleri Bakanlığı olsun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olsun bizler de burada Hitit Üniversitesi’nden siyanürde uzman hocalarımız, Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden hocalarımız burada çalışıyor. Bir defa şunu söylemek istiyorum; burada bir siyanür olayı var. Ama bu siyanür olayı çevreye ne kadar etki yapar bunun araştırmaları devam ediyor. Kendilerinin ilk buldukları verilere göre şu anda düşük seviyede devam ediyor. Ama DSİ, siyanürün ortamdan uzaklaştırılması, akarsuya, yer altı suyuna ulaşmaması için kısa, orta ve uzun vadede almaya çalışıyor. Kısa vadede hemen atığın altında set oluşturdular. Hem kaymanın içinde bulunan sıvıların ortamdan uzaklaştırılması, orada birikecek ve oradan da iç havuzlara geri pompalıyorlar. Orta vadede madenin bütün etrafını oradaki suyu ortamdan uzaklaştıracak set kurmaya çalışıyorlar. Atığa gelebilecek olan suların temiz bir şekilde başka taraftan deşarjı söz konusu olacak bu da bizim için son derece önemli."

Madende insan eliyle yapılan bazı olumsuzluklar olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Mustafa Kumral, “Burası uzun süredir çalışan bir maden. Bazı insan etkisiyle yapılan olumsuz şeyler var. Bunu gözlemledik. Bunlar yargıya taşınmış vaziyette. Yargı bunu eminim bilirkişilerle sonucunu ortaya koyacaktır. Ama bizim gözlemlediğimiz bazı olumsuzluklar olduğunu görüyoruz. Atık sahasının yanında ikinci bir atık sahası yapmışlar. Bunu biraz daha eğilimini ayarlayabilirlerdi. Bunu gözlemleyebiliyoruz. Onu ön görememişler, diyebiliriz. Olayın neden olduğuyla ilgili araştırmalar devam ediyor. Bir günlük çalışmayla olay şu şekilde meydana gelmiş demek çok kolay değil. Ama öncesi ve sonrası incelenecektir. Ondan sonra ortaya konulabilir bu. Ben şunu söylemek istiyorum. Burada her şey şeffaf yürüyor. Bakanlıklar şeffaf hareket ediyorlar. Atığın her tarafından, sulardan örneklemeler yapılıyor. Bunlar düzenli olarak yapılacak ve şeffaf bir şekilde paylaşılacak. Bizler de bu konu da gerekli desteği sunmaya hazırız."

Heyelan sonrası bölgeye su ile alakalı analizlerin yapılması için Mobil, Su ve Atık Su Analiz Laboratuvarı gönderildi. Laboratuvar basın mensuplarına tanıtıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Denetimi Daire Başkanı Barış Ecevit Akgün, burada gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Acil durumlarda analizlere daha rahat ulaşabilmek için mobil laboratuvarı kullandıklarını söyleyen Akgün, "Çevre mevzuatı kapsamında tesisin faaliyet yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine ilişkin çevre denetimleri gerçekleştiriyoruz. Ve bu denetimler sırasında ihtiyaç duyduğumuz ölçüm analizleri aslında merkezde bulunan ve çevre referans laboratuvarında gerçekleştiriyoruz. 1200'ün üzerinde parametrenin analizini bu laboratuvarımızda gerçekleştirebiliyoruz. Ancak afet ve kaza durumlarında, acil durumlarda da ihtiyaç duyduğumuz sonuçlarını çok daha kısa bir sürede ulaşabilmek için Mobil, 'Su ve Atık Su Analiz Laboratuvarı'mızı kullanıyoruz. Aynı zamanda faaliyetleri biz uzaktan da izliyoruz. Bu minvalde 780 üzerinde sanayi bacasını ve 500'ün üzerinde tesis çıkışlarındaki makineyi online olarak izliyoruz. Herhangi bir olumsuzluk durumunda da ivedilikle de müdahale ediyoruz" dedi.

Heyelanın ardından bakanlık tarafından Mobil, Su ve Atık Su Analiz Laboratuvarı'nın ivedilikle bölgeye getirildiğini söyleyen Akgün, "İçinde bulunduğumuz sahada ayın 13'ünde meydana gelen kaza sonrasında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Mehmet Özhaseki'nin talimatıyla hem bakanlığımızın merkez denetim ekiplerini, il müdürlüğünün denetim ekiplerini ve Mobil, Su ve Atık Su Analiz Laboratuvarı'nı da aynı gün bölgeye sevk ettik. İvedilikle, yaşanan olaydan kaynaklanabilecek bir çevre kirliliği olup olmadığına ilişkin çevresel izleme çalışmalarımızı başlattık. Bu çalışmalar sırasında hem toprak hem su numunelerini sürekli olarak alıyoruz ve bu analizleri de anında ölçüm sonuçlarına ulaşabiliyoruz. Aynı zamanda İstanbul Teknik Üniversitesi'nden gelen hocalarımızla da burada gezdik ve onların tavsiyeleriyle de ilave ölçüm ve izleme noktaları da oluşturduk. Şimdiye kadar almış olduğu, ilk günden itibaren, analizlerde herhangi bir olumsuzluğa rastlamadık ama analizleri devam eden, henüz süreçleri devam eden çalışmalarımız da var" diye konuştu.

Analiz sonuçlarının Bakanlık tarafından kamuoyuna açıklanacağını söyleyen Akgün, "Aynı zamanda biz bu analiz sonuçlarını tek bir laboratuvarda, sadece Bakanlığın kendi laboratuvarına değil, Bakanlık tarafından yetki verilen 230'un üzerindeki çevre laboratuvarı var. Dolayısıyla burada bakılan parametreler doğrultusunda yetkili olan diğer laboratuvarları da gönderiyoruz ki aynı zamanda bizim yaptığımız analizlerin karşılaştırmalı sonucuna bütün kamuoyu ulaşsın" ifadelerini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Erzincan'ın İliç ilçesindeki altın madeninde yaşanan toprak kaymasına ilişkin, "Toprak altında kalan 9 işçimizin arama-kurtarma çalışmaları, yoğun bir şekilde devam ediyor. Gözaltına alınanların sayısı 9'a yükselmiş durumda" dedi.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder başkanlığında toplandı. Önder, Erzincan'ın İliç ilçesindeki altın madeninde yaşanan toprak kaymasıyla ilgili bilgilendirme yapması için CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül'e söz verdi. Sarıgül, devletin bütün kamu kurum ve kuruluşlarının işçilere ulaşmak için tam bir dayanışma içinde elinden geleni yaptığını belirterek, "Gece buraya geldim. Hemen konuşmadan sonra Erzincan'a gitmem gerekiyor. O canlarla beraber olmam gerekiyor. Rabbi'm inşallah böylesine acıları, ulusumuza göstermesin. Erzincan'daki bu madenin yıllardan beri Türkiye'nin gündemine bu şekilde gelmesi, yıllardan beri hepimizi alabildiğine üzmektedir. Bu soruyu Cumhuriyet Halk Partisi olarak 2022 yılında sormuşuz. Bu noktada soru önergelerimiz var. 2022 yılında yaptığım bir açıklamada, 'Bu küresel şirket, insanlığa ve doğaya karşı suç işlemiştir. Para cezası ve faaliyeti geçici olarak durdurulmakla örtbas edilemez, gerekli tedbirlerin mutlaka alınması lazım' demişim. Buradan soruyorum; Almanya'da, Fransa'da, İngiltere'de maden aramaları yapılıyor, neden buralarda bir tek can kaybı duymuyoruz da Türkiye'mizde buna benzer can kayıpları duyuyoruz? 'Maden araması yapılmasın' demiyoruz ama gerekli tedbirler alınmalı. Çevre düzenlemeleri mutlaka yapılmalı ve artık siyanür konuşulmaması lazım" diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ise "Millet olarak kalbimiz, yüreğimiz Erzincan'da, İliç'te atıyor. Toprak altında kalan 9 işçimizin arama-kurtarma çalışmaları, yoğun bir şekilde devam ediyor. İlgili bakanlarımız yine oradalar ve tüm kurumlarımız yakından takip etmekte. Gözaltına alınanların sayısı 9'a yükselmiş durumda. Adli, idari soruşturmalar yine derinleştirilerek devam etmekte. Sorumluluğu, ihmali olanların en ağır şekilde adalet önünde hesap vereceğine olan inancımız tamdır. Dün de gazi Meclis'imizde tüm siyasi partiler olarak ortak komisyon kurduk. Bu konuda Meclis'imizin iradesini de tecelli etmiş bulunduk. İnanıyorum ki kurulacak bu komisyonda da bu konu derinlemesine değerlendirilecektir. Yerinde incelemeler yapılacaktır ve bu raporda bundan sonraki çalışmalara ışık tutacaktır" dedi.

Erzincan'daki Anagold Çöpler Altın Madeni’ndeki facia edinilen bilgilere göre şöyle yaşandı: Maden sahasında sabah mesaisi başladığında, liç alanında (dışarı çıkarılıp istiflenen toprak) rutin kontroller yapıldı. Sabah saat 09.00’da toprağın üst katmanında oluşan çatlaklar fark edildi. Çatlakların olası bir toprak kaymasına neden olabileceği değerlendirildi. Hemen bilgi verildi, raporlama yapıldı.

Bunun üzerine o bölgede çalışmalar durduruldu, saha boşaltıldı. Normal şartlarda bu sahada 100’e yakın işçi çalışıyordu. Alan boşaltıldıktan saatler sonra 3 bölge amiri (sorumlu) kontrol amaçlı aynı noktaya hareket etti. Saat 14.28’de alana vardıklarında araçlarından inmeye fırsat bulamadan toprak kütlesi nehir gibi üzerilerine aktı ve içinde bulundukları araçla birlikte toprak seline kapıldılar.

O sırada boşaltılmış bölgede konteyner içerisinde de 5 işçi vardı. Onlar da içerisinde bulundukları konteynerle birlikte kayan toprağın altında kaldı. Göçüğün yaşandığı noktadan farklı bir bölgede çalışma yapan kamyon şoförü de aracıyla birlikte sel gibi gelen toprağa kapıldı. Bu arada, dar alanda toprak yığılmasının da göçüğe neden olduğu değerlendiriliyor.

Kayan toprak kütlesi altında kalan 9 işçiye ulaşılması için gece-gündüz aralıksız çalışma yürütülüyor. 562 araç, 5 dron, 2 kimyasal-biyolojik ve nükleer araç, 5 metale duyarlı radar cihazı ve 5 kurtarma köpeği çalışmalarda kullanılıyor. Dün sabahın ilk ışıklarıyla çalışmalar zaman zaman yağan yağmurun altında devam etti. Yapılan çalışmalarda akşam saatlerine kadar bir sonuç elde edilemedi. Bölgede yeni gelişebilecek bir kaymayı izleme ve göçük altındaki işçiler ile araçların yerlerini belirleme amacıyla da mobil takip sistemleri ve yer radar ekipmanları kuruldu.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, dev toprak kaymasıyla ilgili şu bilgileri verdi: “Maden ocağından çıkarılan cevherin konumlandırıldığı yığın alanında önce kayma ve sonra çok hızlı akma şeklinde bir kütle hareketi meydana geldi. Hareket yaklaşık 200 metre yüksekliğe sahip bir yamaç boyunca oldu. Kayan kütlenin toplam hacminin şimdilik 10 milyon metreküp olduğu, bu kütlenin de yaklaşık 800 metre kadar, hareket hızının ortalama saniyede 10 metre olduğu öngörülüyor.”

Facianın geldiği anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde toprağın geldiğini gören hafriyat kamyonları, geri geri giderek son anda kurtuluyor.

Felaketin ardından başlatılan soruşturmada aralarında saha sorumlusunun da olduğu 4 kişi gözaltına alındı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, şu bilgileri verdi: “İliç Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında çevre, maden, jeoloji, iş sağlığı, kimya, inşaat ve ziraat alanında uzman 7 kişiden oluşan bilirkişi heyeti toprak kaymasının nedenlerini ve sorumlularını tüm yönleriyle araştırmaktadır. Soruşturma kapsamında işyeri yetkilisi 4 kişi gözaltına alınmış olup, bilirkişi raporuna göre soruşturma titizlikle sürdürülmektedir.” Öte yandan TBMM Genel Kurulu’nda yapılan oylamada, faciayı araştırmakla görevlendirilecek bir komisyon kurulması kabul edildi.

Maden Mühendisleri Odası eski Başkanı Mehmet Torun ile Çevrebilimci Prof. Dr. Mustafa Öztürk, faciayı getiren ihmaller zincirini Hürriyet’e anlattı...

Burada birinci hata fay hattı üzerine, Fırat’ın hemen yakınına maden tesisi kurulması. Burada açık işletme yöntemiyle altın çıkarılıyordu yani kayalar patlatılıyor, kırılıyor, un haline getirilip, alta muşamba serilerek 30 metrelik yığınlar yapılıp üzerine siyanür çözeltisi ve sülfirik asit sıkılıp, mikron boyutundaki altını ayrıştırıyorlardı. Akan toprağın tamamı siyanürlü ve ağır metallerle dolu.

Milyonlarca ton toprak tekniğine uygun çıkarılmamış ve depolanmamış. 100 metre yükseklikte bir toprak çıkardıysan en fazla 30 m. yükselterek veya düşürerek depolayabilirsin, yani yataya yakın olacak ve sıkıştırılacak.

Yağmur drenaj sistemi kurulmamış. Drenaj yapılmazsa heyelan olur ve bu toprak su gibi akar. 10 milyon metreküp toprak, saniyede 10 metre hızla, yani saatte 36 bin kilometre hızla akıyor. Bu demek ki bunun önünde hiçbir şey duramaz. Burada denetimin de doğru yapılmadığı anlaşılıyor. Acilen toprak, hava ve suda kimyasal analizler yapılmalı.”

Göçük altında kalan yakınlarının haberini alan vatandaşlar madene koştu. Bölgede güvenlik güçlerinin olağanüstü yoğun önlem aldıkları görülürken, jandarma ekipleri köylere giden yolları kesti.

Toprak altında kalan 7 işçinin isimleri belli oldu. Bu işçilerin Şaban Yılmaz, Kenan Öz, İbrahim Keklik, Adnan Keklik, Hüseyin Kaya, Uğur Yıldız ve Ramazan Çimen olduğu bildirildi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: Toprak kayması sırasında akan malzemenin Fırat Nehri’ne ulaşmaması için Sabırlı Deresi’nin Fırat’a ulaştığı menfezin kapakları kapatıldı.Menfezlerin önünde de bir sedde yapıldı. 10 kişilik uzman ekiple 2 georadar, 1 multistation, 2 set izleme cihazlarının bulunduğu 2 mobil cihaz ve mobil laboratuvarın da yer aldığı ekipler bölgeye sevk edildi.

Yağmur ve benzeri nedenlerle oluşabilecek akış sularını toplamak için her ihtimale karşı sızdırmazlığı sağlanmış olan bir yüzey suyu toplama havuzu yapıldı. Olası bir akış durumunda atık depolama barajına verilecek sistem oluşturuldu. Bakan yardımcımız ile birlikte jeoloji, maden ve çevre alanında uzman 10 biliminsanı ile sahada çalışmalar sürüyor. İlk andan itibaren Sabırlı ve Çöpler dereleri ve Fırat Nehri boyunca belirlenmiş noktalardan rutin olarak anlık numuneler alınmaya başlandı ve takibi yapılıyor. Şu an için bir kirlilik tespit edilmedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Burası 2004 yılından beri işletilen bir maden. En son 2021 yılında Çevre Bakanlığı tarafından ilave izinlerini almış. En son denetim geçen yıl ağustos ayında yapılmış. O denetimlerde dün gerçekleşen kazayla ilgili bir tespit yok. Bu zaman içerisinde ne olmuş olabilir, araştırmamız sürüyor. Konun derinlemesine tetkik edilmesi ve sizlere doğru bilgi verilmesi için zamana ihtiyaç var.

Anagold Madencilik Şirketi’nden şu açıklama yapıldı: “Atık depolama havuzumuz ile ilgili herhangi bir tehlike söz konusu değildir. Karasu (Fırat) Nehri’ne herhangi bir siyanür akışı olmamıştır. 6 noktadan yüzey suyu numunesi alınmıştır. Alınan numuneler normal değerlerdedir ve herhangi bir kirlenme söz konusu değildir.”

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, olay yerinde yaptığı açıklamalarda şunları söyledi: “Şu an itibarıyla bölgede AFAD, TSK, arama kurtarma, JAK madenciler, sivil toplum kuruluşlarından oluşan toplam 1700 personel görev yapıyor. Bu kütle içerisinde bir avantajımız var. Araç içinde ve konteyner içinde olan demek bizim metal radar tespitleriyle bu kütle üzerinde tespit edilmesi... Daha hızlı aksiyon alabilmek amacıyla bu konteyner ve araçlarla ilgili tespit yapıp hızlı yol almak istiyoruz.”

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Avukat Erinç Sağkan, facianın yaşandığı Erzincan'ın İliç ilçesindeki altın madeni gelip, kriz masasını ziyaret ederek yetkililerden son durum hakkında bilgi aldı. Daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Sağkan, "Öncelikle içeride İçişleri Bakanımız ve valimizle görüştük. Geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Sürecin işleyişine yönelik bilgiler aldık. Biz bir hukuk kurumuyuz. Önceliğimiz hukukun işlemesini sağlayabilmek. Bunun için çaba gösteriyoruz. Ancak bugün itibariyle önceliğimiz ise hepimizin olduğu gibi 9 canımızın sevdiklerine bir an önce kavuşabilmesini temenni ediyoruz. Buna ilişkin çalışmaların bize devam ettiği söylendi. Ayrıca, bu kimyasal atık dolu yığının yeraltı sularına karışarak daha büyük bir alana zarar vermemesi bakımından da çalışmalar yürütüldüğü ifade edildi. İçeride kriz masası toplantısı var. Ciddi bir şekilde çalışmaların yürütüldüğünü gördüğümüzü ifade edebilirim" dedi.

Maden ocağı için yapılan uyarıların yok sayıldığını söyleyen Sağkan, "İliç'teki bu maden kazasına biz kaza diyemeyiz. Göz göre göre gelen bir olaya biz kaza diyemeyiz. Maalesef bugüne kadarki bütün uyarıların yok sayıldığı TBB'nin bizzat 14 Nisan'da kamuoyuyla paylaştığı açıklamaların yok sayılmasının bugün çok acı bir sonucunu yaşıyoruz. Biz burayla ilgili olarak kapsamlı bir açıklama yaptık. Özellikle ikinci kapasite artışına ilişkin olumlu ÇED raporunun emsal gerçekliklerle bağdaşmadığı, burada su havzasına çok yakın bir noktaya kurulan madenin aynı zamanda yeraltı sularıyla birlikte bilimsel gerçekliklerle değerlendirildiğinde buna ÇED olumlu raporunun verilmemesi gerektiği ifade ettik. Bunun çok büyük felaketlere sebebiyet vereceğinin özellikle altını çizdik. Aynı zamanda bu uyarımızdan yaklaşık 2 ay sonra ise bir siyanür sızıntısı gerçekleşti. O zaman da tekrar bu bölgeye dikkat çektik. TBB olarak burada devam etmekte olan yargılamalara müdahil olduk. İdarenin yaptığı hukuksuzluğa yargının 'dur' demesi gerektiğini söyledik. Ancak ne kamuoyuna derdimizi anlatabildik ne de yargıya derdimizi anlatabildik. Gelinen süreçte maalesef ki bütün bu uyarıların göz ardı edilmesi neticesinde bugün bu facia ile karşı karşıyayız" diye konuştu.

Siyanürle bu coğrafyada altına ilişkin bir maden çalışması yapılmasının kaçınılmaz sonucunun yaşandığını söyleyen Sağkan sözlerine şöyle devam etti:
"Artık bir karar verilmesini istiyoruz. Bu faciaların yaşanmasını istemiyoruz. 3 ay sonra hiçbir şey olmamış gibi kaldığı yerden bu işletmenin çalışmasına devam etmesini istemiyoruz. Bu nedenle hem burada yürütülmekte olan ceza soruşturmasını en etkin şekilde Erzincan Baromuzla beraber, tüm barolarımızla birlikte TBB olarak takipçisi olacağız hem de bundan sonra tekrar bu tür faciaların yaşanmaması için muhakkak ki farkındalık çalışmalarını yürüteceğiz, hukuki anlamda elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz. Mağdur ailelerin de tamamen avukatlık hizmetlerini yürütmek üzere Erzincan Baromuz gereken bütün hukuki süreci yürütecektir. Aynı şekilde TBB de gerekli bütün kapasitesiyle Erzincan Barosunun yanında bu hukuk mücadelesini sürdürecektir."

Maden ocağı ile ilgili herhangi bir gözaltı var mı? sorusuna cevap veren Sağkan, "Şu anda öğrendiğimiz 7 şüpheli bulunduğu ve bunlardan 4'ünün gözaltında olduğuna dönük. Zannedersem soruşturmanın selameti bakımından, çünkü burada delillerin karartılmaması çok büyük önem arz ediyor. Bugüne kadar birçok soruşturmada bu tür yaşanan aksaklıkların ileride kovuşturmaya geçtiğinde maalesef ki etkin cezalar verilememesinin temel sebebi olduğunu görüyoruz. Bu tür davalarda soruşturma kısmı çok önem arz eder. Bu sebeple bütün sorumluların yargı önünde hesap verebilmesi bakımından etkin ve şeffaf bir soruşturma yapılmasını bekliyoruz. Bunun takipçisi olacağız. Ancak şu anda kamuoyu ve bizlerle paylaşılan net bir bilgi yok. Soruşturmanın selameti bakımından bu şekilde yürütülmesi uygun görülüyor. Ancak TBB de soruşturma sürecini etkin bir şekilde takip edecek, gizlilik unsurlarına zarar vermemek kaydı ile kamuoyu ile gerekli ölçüde açıklamalarımızı paylaşacağız" ifadelerini kullandı.

Erzincan'daki enkaz altında bulunan 9 işçiye ulaşmak için ekiplerin arama kurtarma çalışması aralıksız devam ediyor. Arama kurtarma çalışmaları kapsamında AFAD ekipleri tek sıra halinde ellerine aldıkları demir çubuklarla ‘sondalama’ yöntemi kullanarak toprak altındaki işçilere ulaşmaya çalışıyor.

Havanın kararmasının ardından bölgeye yerleştirilen 40 aydınlatma kulesiyle toprak kaymasının olduğu saha yeniden aydınlatıldı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın kriz masasındaki koordinasyon toplantısının devam ettiği ve arama kurtarma çalışmalarının ara verilmeden süreceği öğrenildi.

