Dünyanın en büyük hazinelerinden biri bulundu! 131 altın sikke ve...
Dünyanın en büyük hazinelerinden biri İngiltere'de ortaya çıkarıldı. Hobi amaçlı metal dedektörü kullanan amatör defineci, şimdiye dek keşfedilmiş dünyanın en büyük hazinelerinden birini gün yüzüne çıkarmayı başardı.

Amatör bir defineci bugüne dek keşfedilmiş en büyük Anglosakson sikke hazinesini ortaya çıkardı. Toplamda 131 altın sikke ve 4 altın nesneden oluşan hazine, definecinin yardımlarıyla 6 yıl içinde tamamlandı. 2016 ve 2020 arasında dedektörüyle hazinenin büyük kısmını ortaya çıkaran amatör defineci, isminin açıklanmasını istemedi ve parçaları British Museum’a teslim etti. Sikkelerin yüzde 85 ila 95 oranında altın içerdiği ifade edildi.

MS. 600 civarında, henüz bilinmeyen sebeplerle gömüldüğü anlaşılan hazine, İngiltere’deki West Norfolk bölgesinde çıkarıldı. Ancak buluntuların tam yeri güvenlik gerekçeleriyle açıklanmadı. Zira hazinenin bazı parçaları, daha önce tarihi eser kaçakçılığına konu olmuştu. Hazineye ait 10 sikkeyi yine bir metal dedektörü aracılığıyla tespit eden eski polis memuru David Cockle, buluşundan yetkilileri haberdar etmemiş ve sikkeleri 15 bin sterline (yaklaşık 200 bin TL) yasadışı yollarla satmıştı.

Olay 2017'de açığa çıkmış ve Cockle 16 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Sikkelerden ancak 8’i ele geçirilebilmişti. British Museum'a göre hazinede sikkelerin yanı sıra bir kolye ucu, bir altın külçe ve uzmanların daha büyük mücevherlerin parçası olduğundan şüphelendiği iki nesne daha yer alıyor.

İngiltere’de daha önce bu tür altın nesnelerden ve külçelerden oluşan daha büyük Anglosakson hazineleri de bulunmuştu. Örneğin bu dönemin en ünlü keşfi, MS. 610 ve MS. 640 arasına tarihlenen Sutton Hoo gemi mezarıydı. Netflix filmi Kazı'ya (The Dig) da konu olan bu mezarda 37 altın sikkenin yanında birçok altın eşyadan oluşan bir çanta bulunmuştu.

Ancak uzmanlar amatör definecinin keşfettiği buluntuların, Anglosakson krallıklarına atfedilen en büyük sikke hazinesi olduğunu söylüyor. British Museum'dan Küratör Gareth Williams, yeni hazineyi "Bu çok önemli bir keşif" diye niteledi. "Bu hazine, Sutton Hoo gemi mezarıyla yakın bir tarihten kalmış. Sutton Hoo mezarının tamamı kadar altın içermiyor ama çok daha fazla sikke içeriyor" diyen Williams, sözlerini şöyle sürdürdü: "Aslında o döneme ait olduğu bilinen en büyük sikke istifi."

Geçtiğimiz ay ise, altın hazineleriyle ünlü efsanevi Endonezya krallığının yerinin, Altın Adası olarak bilinen Sumatra'da keşfedilmiş olması gündem yaratmıştı. Son beş yıldır, Palembang yakınlarındaki timsahların istila ettiği Musi Nehri'ni keşfeden balıkçılar, derinlerden - değerli taşlar, altın tören yüzükleri, madeni paralar ve bronz keşişlerin çanları dahil - şaşırtıcı bir hazineyi çektiler.

Şimdiye kadarki en inanılmaz buluntulardan biri, 8. yüzyıldan kalma, milyonlarca sterlin değerinde, mücevherle kaplı, gerçek boyutlu bir Buddha heykeli.

Bulunan eserler, 7. ve 13. yüzyıllar arasında güçlü bir krallık olan ve bir yüzyıl sonra gizemli bir şekilde ortadan kaybolan Srivijaya uygarlığına kadar uzanıyor.

Daily Mail gazetesine açıklamalarda bulunan İngiliz deniz arkeoloğu Dr Sean Kingsley, "Büyük kaşifler, Srivijaya'yı Tayland ve Hindistan kadar uzaklarda her yerde aradılar, hiçbirinin şansı yaver gitmedi." dedi.

Dr Sean Kingsley, ayrıca, "Arkeologlar, ortadan kaybolan krallığa ev sahipliği yapan Palembang'da bile çanak çömlek bulamadılar. Srivijaya, dünyadaki son güçlü kayıp krallık ve sırlarını koruyor" ifadelerini kullandı.

Deniz arkeoloğu Dr Kingsley, "Son beş yılda olağanüstü şeyler ortaya çıkıyor. Tüm dönemlerin madeni paraları, altın ve Budist heykelleri, mücevherler, Denizci Sinbad'da okuyabileceğiniz ve bunların uydurulduğunu düşündüğünüz her türlü şey. Aslında gerçek." diye konuştu.

Sumatra, altın yatakları ve doğal kaynaklar açısından zengin olması nedeniyle eski zamanlarda Altın Adası olarak anılırdı ve Güneydoğu Asya ticaretinin önemli bir noktasaydı.

Altıncı ve yedinci yüzyıllarda, büyük Çin pazarının açılmasıyla birlikte Asya deniz ticaretinde istikrarlı bir artış görüldü. Özellikle Budist ritüellerine yönelik artan talep, Endonezya mallarının Çin'e ihracatında artışa yol açtı.

Dr Kingsley, "İlginç altın ve mücevher buluntuları dışında, nehir yatağında tonlarca Çin sikkesi ve hatta daha büyük miktarda batık seramik bulundu." dedi ve ekledi: "Tencereler ve tavalar Srivijaya'da halkın nasıl yaşadığını gösteriyor. Hindistan, İran'dan mallar ve Çin'in büyük fırınlarından çağın en iyi sofra takımları ithal edildi."

"Burası dünyanın en iyi markası olacak olan ilk mavi ve beyaz porselen tabakların yapıldığı yer" diyen Dr Kingsley, araştırmasını; editörlüğünü de yaptığı Wreckwatch dergisinin sonbahar sayısında yayınladı.

Srivijayan araştırması, Çin ve İpek Yolu üzerine odaklanan 180 sayfalık sonbahar yayınının bir parçasını oluşturuyor. Sığ bölgelerde, en zengin krallıklara yakışan ışıltılı altınlar ve mücevherler ortaya çıktı. Ticaret araçlarından savaş silahlarına ve din kalıntılarına kadar her şey...

Arkeologlar, geçen ay da Kolombiya'da bir tapınak ve bitişiğindeki mezarların içinde, içinde zümrüt bulunan sekiz seramik kavanoz buldular. Bulunan kavanozların 600 yıl önce yaşayan ve 'kayıp altın şehir' efsanesine ilham olan Muisca halkına ait olduğu bildirildi.

Hürriyet'in haberine göre, Kolombiya'nın günümüzdeki başkenti Bogota yakınlarında çalışma yapan arkeologlar, Muisca kasabasının kalıntılarındaki tapınağı ve mezarları ortaya çıkardılar.

Francisco Correa liderliğinde çalışan ekip bölgede yol yapımı öncesinde yürütülen kazılarda zümrütlerle dolu sekiz seramik kavanoz ve metalik figürler buldu.

Bulunan figürlerin bazıları hayvanlara benziyor, diğerleri ise daha çok asalı ve silahlı insanlara benziyor. Figürlerin bulunduğu tapınağın tapma ritüelleri ile ilgili olabileceği düşünülüyor.

Livescience'ta yer alan habere göre, keşfin yapıldığı antik kentte bir zamanlar Kolombiya’nın yerli halklarından Muiskalar, bir diğer deyişle Chibcha'lar yaşıyordu.

Muiskalar, yaklaşık 600 yıl önce 'ofrendatario' adı verilen kavanozlar üretiyordu. Muisca halkı özellikle metal işçiliğindeki becerileriyle ünlüydü.

Livescience’a açıklama yapan arkeolog Francisco Correa, bölge halkının değişik ritüellere sahip olduğuna dikkat çekerek, bazı törenler sırasında kabile reisinin vücudunu altın parçacıklarından yapılmış bir merhemle kapladıklarını anlattı.

Bu ritüelin İspanyolların altından yapılmış efsanevi bir şehir olan 'El Dorado efsanesi'ne ilham vermiş olabileceği düşünülüyor. Efsanenin peşine düşen Avrupalılar yıllarca altından yapılmış kayıp bir şehri arayıp durmuştu.

1537 ve 1540 yılları arasında İspanyollar bölgeyi fethetti ve Muisca'nın çoğu savaş sırasında veya hastalık nedeniyle öldürüldü. Yaşanan yıkıma rağmen Muisca'nın binlerce torunu bugün hala yaşıyor.

TAM 32 PARÇA
Güneş ışınlarını temsil ettiği düşünülen 'yedi ışınlı yüzükleri' içeren nadir hazine, Rusya'nın en eski şehirlerinden biri olan ve 1237'de kana susamış bir Moğol saldırısının yapıldığı Eski Ryazan bölgesinin yakınında bulundu. Araştırmacılar, zengin Rus vatandaşlarının hazinelerini işgalcilerden saklamasının yaygın olduğunu, ancak bu 32 parçalık hazinenin Moğollar saldırmadan 100 yıldan fazla bir süre önce saklandığını söylüyor.

Rusya Bilimler Akademisi ve Ryazan Tarih ve Mimari Müze-Rezervi'nden arkeologlar, 'İsad hazinesi' olarak adlandırılan değerli ganimetin neden yakın bir saldırı tehdidi olmadan saklandığını ortaya çıkarmayı umuyorlar.

Uzak Doğu'dan getirildiği düşünülen yedi ışınlı yüzükler, erken ortaçağ Rus takılarının ayırt edici özelliği haline geldi. Bileziklerin bazılarında kabartmalı haçlar ve palmiye yaprakları olan üç gümüş örgü var. Stilleri ve teknikleri 10. veya 11. yüzyıla ait bir kökene işaret ediyor.

Parçalanmış bir başlık da, spiral boncukların kalıntıları ve çeşitli uzantılarla birlikte ortaya çıkarıldı. Şu anda Rusya'nın Suzdal Opolye bölgesinde bulunan hazinede ayrıca sekiz 'grivna' (para birimi ve ağırlık ölçüsü), boyna takılan değerli metallerden yapılmış altı kenarlı kolyeler de var.

Arkeologlar ayrıca, kökeni henüz kesin olarak belirlenmemiş olan bölge için alışılmadık bir öğe olan, halka şeklinde kulplu metal bir kase de buldu.

PAHA BİÇİLEMİYOR
Geçtiğimiz aylarda, gezegenin en büyük ikinci elmasının bulunduğu Batı Afrika ülkesi Botswana'da ortaya çıkan yeni sürpriz, bütün dünyada büyük ses getirmişti.

Botsvana, yeryüzünün en büyük üçüncü elmasının da çıkarıldığını yaklaşık iki yıl sonra açıkladı. 1098 karatlık mücevher, başkent Gaborone'de ülkenin lideri Mokgweetsi Eric Keabetswe Masisi'ye takdim edildi.

Elmas firması Debswana, mücevhere Jwaneng madenindeki toprağın altında 1 Haziran tarihinde ulaşıldığını duyurdu. Mücevhere henüz bir isim verilmiş değil.

NADİR KEŞİF
Yaklaşık 2,3 milyon nüfusa sahip Botswana'da, 2019'da yeryüzünün en büyük ikinci elması Sewelô bulunmuştu. 'Nadir keşif' anlamına gelen mücevher, 1758 karattı.

353 gram ağırlığındaki Sewelô'yu Fransız moda devi Louis Vuitton, geçen yıl satın almıştı. Fiyatı açıklanmayan elmasın, Louis Vuitton'a on milyonlarca dolarlık bir maliyetinin olduğu tahmin ediliyor.

İngiltere'den bağımsızlığını kazandıktan bir yıl sonra, 1967'de Orapa'da devasa bir elmas madeninin keşfiyle ses getiren Botsvana, halihazırda dünyanın en büyük elmas üreticisi.

Dünyada şimdiye kadar keşfedilen en büyük elmas Cullinan. 3106 karatlık mücevher, 1905'te Güney Afrika'da bulunmuştu. Dokuz parçaya bölünen mücevherin iki parçasını İngiliz kraliyet ailesi almıştı.



