Babası hediye etti, hayatı değişti! Türkiye’de sayıları yok denecek kadar az
Çocukluk yıllarında babasının hediye ettiği fotoğraf makinesiyle başlayan merakı mesleğe dönüşen Ali Değer, 50 yıla yaklaşan meslek hayatında nostaljik fotoğrafçılık ekipmanlarını tamir ederek yaşatıyor. Ankara’daki küçük atölyesinde çalışan Değer, Türkiye’de analog fotoğraf makinelerinden anlayan usta sayısının artık yok denecek kadar azaldığını söylüyor.

Ali Değer, çocukluk döneminde babasının hediye ettiği fotoğraf makinesiyle fotoğrafçılığa ilgi duymaya başladı. Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’ndeki eğitimini yarıda bırakan Değer, askeri bir fabrikada elektronik teknisyeni olarak görev yaptıktan sonra elektroniğe olan ilgisini fotoğraf makinelerine duyduğu merakla birleştirerek, fotoğraf makinesi tamirinde uzmanlaştı.

Değer, Ankara'da farklı noktalarda açtığı dükkanlarda eski analog fotoğraf makinelerini tamir edip, çalışır hale getirdi. Dijital fotoğraf makinelerinin de tamir ve bakımını yapan Değer, ilermiş yaşına rağmen mesleğini sürdürüyor. Değer, yaklaşık 10 yıldır da Kızılay'daki atölyesinde çalışıyor.

Ali Değer, Konya'da çocukluk yıllarında babasından miras kalan karanlık odada fotoğrafla tanıştığını belirterek, "Rahmetli babam fotoğrafa meraklı bir insandı. Kendisi de amatör olarak 1930'lu yıllarda Beyşehir'de bir dönem fotoğrafçılık yapmış. İlkokuldayken babam bana bir kutu makine almıştı. Onunla anı fotoğrafları çekiyorduk; ancak o dönemlerde bugünkü gibi sık çekim yapılmazdı. Fotoğrafı tam anlamıyla kavrayabilmem lise yıllarına dayanır. Lise döneminde elektroniğe meraklı bir insandım, zaten esas branşım da elektroniktir. Bu alana duyduğum meraktan dolayı fotoğrafçılığı ilerlettim. Fotoğrafçılığa başladığım ilk dönemlerde bazı araç-gereçleri kendim üretmek durumunda kaldım. Örneğin o yıllarda kolay ulaşamadığımız ağır agrandisörümü (analog fotoğrafçılıkta optik cihaz) kendim yaptım. Bu durum benim makine tekniğini daha yakından tanımamı sağladı ve böylece tamirciliğe başladım. Zevk almazsanız tamirat aslında çok sıkıcı ve zor bir iştir; ancak benim hoşuma gittiği için devam ettim" dedi.

Ali Değer, geçmişte farklı noktalarda dükkan açtığını anlatarak, "Şimdi 10 yılı aşkın süredir bu küçük atölyede devam ediyorum. Analog ve dijital fotoğraf makinelerinin tamir süreçleri farklıdır. Elbette iki sistem arasında belirgin farklar var. Teknoloji birbirinin üzerine eklenerek gelişen bir süreçtir; geçmişte kalan sistemleri göz ardı edemeyiz. Onlar birbirini tamamlar. Analog dediğimiz mekanik makinelerde ciddi bir ustalık gerekiyor. Cihazı söktüğünüzde altından karmaşık bir mekanik yapı çıkar. Arızalı bir parçayı bulamadığınızda onu kendiniz imal etmek ve ayarlamalarını hassasiyetle yapmak zorundasınız. Dijital makinelerde ise durum farklı; tamamen modüler yapılar mevcut. Parça düzeyinde tamir yerine arızalı modülü söküp yenisiyle değiştiriyorsunuz. Dolayısıyla dijitaldeki ustalık sadece söküp takmaya ve fonksiyon testleri yapmaya dönüştü. Yani parçaya ulaşabildiğiniz sürece dijital makinenin tamiri analog makineden daha kolaydır" dedi.

Değer, Türkiye'de analog makine tamircilerinin sayısının parmakla gösterilecek kadar azaldığını anlatarak, "Eskiden İstanbul ve Ankara'da nam salmış çok meşhur ustalarımız vardı; ancak analog makine kullanımı düştükçe onlar da azaldı. Şu an saymaya kalksam tanıdığım belki 10 usta ancak çıkar. Önümüzdeki dönemde Türkiye'de analog makineden anlayan bir usta bulmak daha da zorlaşabilir. 100 yıllık makineler de en yeni dijital makineler de geliyor. Bu alanda uzmanlaştığım için hepsini kolaylıkla tamir ediyorum. 50 yıla yaklaşan meslek hayatımda farklı meslek guruplarının fotoğraf makinelerini tamir ettim. Fotoğrafla ciddi şekilde ilgilenen usta sanatçımız Ozan Sağdıç'ın da makinesini tamir etmişimdir. Gazetecilerin de makinelerini tamir ettim, dükkanıma çok sık uğrarlardı. Eskiden flaş kullanımı mecburiyet gibiydi ve bu flaşlar çok sık arıza yapardı. O dönemde gazeteciler ve düğün fotoğrafçıları sıkça gelirlerdi" ifadelerini kullandı.





