Avrupa’da ‘multi-kulti’ yani çok kültürlü hayatın sonunu ilk ilan eden Merkel oldu
Bu sözler yaşlı kıtada büyük tartışmalar kopardı. Ama İngiliz Başbakanı Cameron da aynı ifadeyi kullanınca multi-kulti tarihe gömülmüş oldu
Azınlık ve göçmenlere karşı olan tutum 2010 ve 2011 yılı Avrupalı liderlerin çok kültürlülük konusunda yaptıkları itiraflarla gündemden hiç düşmedi. Başta Türkler olmak üzere Avrupa’nın en çok dış göç alan ülkesi konumunda olan Almanya’da eski merkez bankası başkanı Thilo Sarrazin ‘Almanya Kendini Yok Ediyor’ isimli kitabını piyasaya çıkardı. Sarrazin, kitabında, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’nın devam ettirdiği göçmen politiasını eleştirdi, çok kültürlülüğün zararları ve getirilerinden bahsetti. Tüm azınlıkları sert bir biçimde eleştiren kitap Almanya’da infial yarattı. Satış rekorları kıran kitabın etkisi Sarrazin’in, Merkez Bankası’ndaki görevinden ayrılmasına neden oldu. Fakat Almanya Kendini Yok Ediyor, Sarrazin’in üyesi olduğu SPD’de de büyük değişimlere sebep oldu. Partinin başkanı Sigmar Gabriel, geçmişte çizdiği ‘yabancı dostu’ imajını tamamen değiştirerek Sarrazin’in söylemine dahil oldu.
‘Entegre olamadılar’
Ancak çok kültürlü yaşam hayaline en büyük darbeyi vuran açıklama Başbakan Angela Merkel’den geldi. Merkel, farklı insanların yanyana mutlu bir şekilde yaşayabileceği “multikulti” kavramının geçerliliğini yitirdiğini ve göçmenlerin Alman toplumuna —başta Almanca öğrenimi olmak üzere—daha fazla entegre olması gerektiğini belirtti. Merkel “Farklı kültürlerin ve insanların yan yana ve mutlu bir biçimde yaşama planı işe yaramadı. Biz Hıristiyan görüşüne bağlıyız ve bunu kabul etmeyenler yanlış yerdeler. Göçmenler Alman kültür ve değerlerine entegre olmalı, onları benimsemeli’ dedi.
Yeni sayfa açmalıyız
İngiltere Başbakanı David Cameron’da 30 yıllık çok kültürlülük geleneğinin çöktüğünü itiraf eden liderler arasında. Çok kültürlülüğün İslamcı terörü, aşırı ideolojiyi artırdığını iddia eden Cameron, “Çok kültürlülükte başarısız olduk. Kendi değerlerimize aykırı olan düşünceleri hoş karşıladık. Fakat bunlar, genç Müslümanları köksüz, geçmişsiz bıraktı. Ve aidiyet duygusu onları aşırılığa sürükledi. Bu sorunu çözmek istiyorsak başarısız siyasetin üzerine yeni bir sayfa açmalıyız” diyerek ülkesinde çok kültürlülüğün sonunu ilan etti.
Solun kalesinde sağ yükseliyor
Sol kimliğiyle tanınan Finlandiya’da bu yıl yapılan seçimler sonucunda Timo Soini ve partisi Gerçek Finler oylarını yüzde 15 artırarak, iktidara ortak oldular. Yüzde 19 oy alan parti politikasını Göçmen-Yabancı karşıtlığına oturtuyor. Fin kültürüne zarar veren göçmenlerin ülkeden gönderilmesini isteyen Soini, genç Fin kadınlarının evde oturup safkan fin çocukları yetiştirmesini isteyecek kadar ırkçı bir kimliğe sahip. Türkiye’ye karşı olduğu da bilinen Soini, son Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de Türkiye politikası ile propoganda yapmıştı. Soini, AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri Olli Rehn’in Türkiye’ye verdiği desteği eleştirmişti. AB’den çıkmak isteyen Soini, NATO’ya da karşı bir tutum izlemişti.










