Geri Dön
Dünyaİdamı dakika dakika anlattı! Kan donduran sözler...

İdamı dakika dakika anlattı! Kan donduran sözler...

ABD'de işlediği cinayetten ötürü ölüm cezasına çarptırılan Clarence Dixon, bu yıl idam edilen altıncı kişi oldu. Dixon'ın idamını gözünü kırpmadan izleyip dakika dakika aktaran muhabirin notları kan dondurdu. Sabah 07.45'te başlayan idam süreci 10.30'da sonuçlandı.

İdamı dakika dakika anlattı! Kan donduran sözler...

Deana Lynne, Bowdoin ailesinin en küçük çocuğuydu. Arizona Eyalet Üniversitesi'nde öğrenciydi. Üniversiteyi bitirmesine sadece yarım dönem kalmıştı. Farklı dilleri ve kültürleri öğrenme hevesi onda büyük bir seyahat tutkusuna dönüşmüştü. Kararlıydı. Okulunu bitirir bitirmez kendini yollara vuracaktı. Hiç bilmediği şehirleri ve ülkeleri gezecek, biriktirdiği anıları ve çektiği fotoğrafları bir kitap haline getirecekti. Üstelik bu kitabında gittiği yerlerde yazacağı şiirler de olacaktı. Adı Deana Lynne Bowdoin'dı. Hayatının baharındaydı. Hayallerinin hiçbirini gerçekleştiremeden henüz 21 yaşında hayatına bir cani tarafından son verildi, hayalleri yarım kaldı.

YAKALANMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORDU
1978 yılında henüz 21 yaşında olan Deana Lynne Bowdoin, Arizona eyaletine bağlı Tempe'deki evinde cumayı cumartesiye bağlayan gece tek başınaydı. Akşam ailesiyle birlikte yemek yemiş, daha sonra bir arkadaşıyla bara gitmişti. Eve yalnız gelen genç kadın başına geleceklerden habersizdi. Bir süre gizlice daireyi gözetleyen Clarence Dixon, genç kadının tek başına olduğunu fark etti ve evin zilini çaldı.

İdamı dakika dakika anlattı Kan donduran sözler...

Erkek arkadaşının eve geldiğini zanneden Deana Bowdoin kapıyı açtı. Karşısındaki adam ondan sadece bir yaş büyüktü. Deana Lynne Bowdoin, karşısındaki caninin niyetini anlamıştı ama her şey için çok geçti. Dixon önce Bowdoin'i yatak odasına götürdü ve tecavüze kalkıştı. Ardından onu boğmak istedi. Ve en sonunda da mutfaktan kaptığı bıçakla genç kadını vahşice öldürdü. İşlediği cinayetten sonra korkuya kapılan cani Dixon evden koşar adımlarla uzaklaştı. Yakalanmayacağını düşünüyordu ama yanıldı.

ÖLÜM HÜCRESİNE ALINDI
Deana Lynne Bowdoin'ın cansız bedenini genç kadının erkek arkadaşı Mike Banes buldu. Sevgilisini yatak odasında kanlar içinde bulan Banes şoka girdi. Polise durumu bildirdiğinde gece ikiydi. Olay yerine gelen polis ekipleri ilk başta cinayete dair bir ipucu yakalayamadı. Yetkililer Bowdoin'ın tecavüze uğradığını, bıçaklandığını ve bir kemerle boğulduğunu tespit etti.

Araştırmalarını sürdüren ekipler olayla ilgili Clarence Dixon'dan şüphelenmeye başladı. Genç kadının yaşadığı apartman dairesinin karşı caddesinde yaşayan Dixon, önce Bowdoin'a tecavüz etmekle suçlandı. Fakat tecavüz suçlaması zaman aşımı gerekçesiyle düştü. Daha sonra Dixon bu kez cinayetten suçlu bulundu ve 1986 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Ancak 2001 yılına geldiğinde işin rengi değişti. Çünkü polis, Dixon'ı Bowdoin davasına bağlayan yeni bir DNA kanıtı buldu. Böylelikle 2008 yılında Dixon bu kez ölüme mahkum edildi. Dixon 2008 yılından itibaren ölüm hücresinde tutulmaya başlandı.

İdamı dakika dakika anlattı Kan donduran sözler...

İŞTE SON SÖZLERİ...
Ölüme mahkum edilen Dixon'ı kurtarmak isteyen avukatları onun akli dengesinin yerinde olmadığını iddia etti. Savunma avukatları Dixon'a defalarca paranoyak şizofreni teşhisi konduğunu, yıllardır düzenli olarak halüsinasyonlar gördüğünü iddia etti. Ancak karar değişmedi. 14 yıldır ölüm hücresinde tutulan Dixon geçtiğimiz günlerde bu yıl ABD'de idam edilen altıncı kişi oldu. Eyalet hapishanesinde ölümcül iğneyle idam edilen Dixon için önce uygun damar arandı. Dixon'ın kollarını deneyen sağlık ekipleri daha sonra kasık bölgesinin uygun olduğunu tespit etti. 25 dakika süren tespit sonrasında ilaçlar Dixon'a enjekte edildi. İlaçlar vücuduna hücum ettiğinde Dixon'ın ağzı açık kaldı, vücudu hareket etmeyi bıraktı. Dixon, enjeksiyondan yaklaşık 10 dakika sonra son nefesini verdi. Dixon'ın son sözleri, "Her zaman masumdum ve yine söylüyorum, yine masumum" oldu.

Kız kardeşinin katilinin yıllar sonra idam edildiğini öğrenen Bowdoin'ın ablası Leslie James, idamdan sonra gazetecilere şunları söyledi: "Bu süreç gerçekten çok ama çok uzundu".

James, kendisine yoğun ilgi gösteren basın mensuplarına kız kardeşinin seyahat etmeyi sevdiğini, birden fazla dil konuşabildiğini, derslerinde çok başarılı ve çalışkan bir öğrenci olduğunu, kardeşinin şiire özel bir yeteneği olduğunu söyledi.

James, "Kardeşimin evlenmesi, torun sahibi olması, muhteşem bir kariyer yapması gerekiyordu. Onunla birlikte yaşlanmalıydık. Sizlerden tek bir isteğim var. Lütfen kardeşimi unutmayın, onu hep hatırlayın" dedi.

İdamı dakika dakika anlattı Kan donduran sözler...

KAN DONDURAN NOTLAR
Cani Clarence Dixon, bu yıl ABD'de idam edilen altıncı, 2014'ten bu yana ise Arizona eyaletinde idam edilen ilk kişi oldu. Dixon'ın idamını izleyenler arasında üç medya mensubu vardı. Bu isimlerden biri de KTAR News muhabiri Taylor Tasler'dı. Tasler, Dixon'ın iğneyle idam edilmesini saniye saniye notlarına kaydetti. Tasler'ın kan donduran notlarında 3 saat boyunca yaşadıkları yer aldı. Sabah 07.45'te başlayan idam süreci 10.30'da sonuçlandı. Tasler sabah 07.45'te not defterine şunları yazdı: "Ceza İnfaz Kurumu beni ve diğer tanıkları alıp cezaevine götürdü. Hapishanede bir salona götürüldük." Tam bir saat sonra yani 08.45'te başka bir odaya götürüldüklerini kaydeden Tasler, o anı "Uzun süren kontrollerden sonra cezaevinin büyük kapılarından ve güvenlikten içeri alındık" diye not etti.

Muhabir Taylor Tasler, sabah 09.30'da not defterine şunları yazdı:
"Ölüm evi olarak bilinen 9 numaralı lojmana doğru yürüdük. İşte o anda birinin ölümüne tanık olmak üzere olmam gerçeğiyle yüzleştim. Bunu düşününce midem bulandı." Bu satırları yazdıktan sadece 3 dakika sonra Tasler şunları ekledi: "Çok küçük olan bir odaya girdik. Burası Dixon'ın idam edileceği odaydı. Perdeler açıldı. Clarence Dixon'ı sedyede yatarken gördük. Turuncu bir tulum giyiyordu. Göğsünün altında bir çarşaf vardı. Tavana doğru bakıyordu. Odada üç monitör vardı. İki tanesi Dixon'ın vücudunun havadan görünüşünü gösteriyordu. Diğeri ise şırıngaların yakından görünüşünü gösteriyordu. Toplam 23 tanık vardı."

'BÖYLE DAVRANMANIZ ÇOK KOMİK'
Saat 09.38'i gösterdiğinde Tasler, tıbbi ekibin Dixon'ın sol koluna bir IV yerleştirmeye çalıştığını ancak damar bulmakta zorlandığını not etti. Tasler, o anları şöyle anlattı: "Dixon yüzünü buruşturup başını salladı. Görevlilere 'Hipokrat yemini ettiniz ama şu anda aldığınız para iyi olmalı galiba' dedi." Tam 6 dakika sonra bu kez Tasler, şunları yazdı defterine: "Sağlık ekibi IV'ye bir hat bağladı."

Yine 6 dakika geçtikten sonra muhabir bu kez olan biteni şu sözlerle not etti:
"Sağlık ekibi Dixon'ın bacağı üzerinde incelemeler yaptı. Kasıklarına bir kateter yerleştirdiler. Bu sırada Dixon onlara, 'Beni öldürmeye çalışırken mümkün olduğunca steril olmaya çalışmanız gerçekten çok komik' dedi."

Saat 09.57 olduğunda sağlık ekibi Dixon'ın kasığına iğne yaptı. Dixon gözle görülür bir acı çekmeye başladı.

'SENİ TANIMIYORUM, SENİ HATIRLAMIYORUM'
Son 20 dakika... Saat 10.00'u gösterdiğinde Dixon konuşmaya başladı. Deana Lynne Bowdoin'a seslendi. "Seni öldürmediğimi biliyorsun" dedi. Salon buz kesti. 10 dakika sonra öksürmeye başladı Dixon. 7 dakika sonra ölüm fermanı okundu caniye. Son sözlerini söylemesi için bir şans verildi. Muhabir Taylor Tasler, Dixon'ın son sözlerini şöyle aktardı: "Her zaman masumdum ve yine söylüyorum, yine masumum. Haydi o zaman şu işi bitirelim..."

Saat 10.20 olduğunda ilaçlar Dixon'ın vücuduna nüfuz etmeye başladı. Dixon neredeyse meydan okur gibi parmaklarını oynatmaya, gözlerini devirmeye başladı. Yine Deana Lynne Bowdoin'a seslendi. Gazeteci Tasler'ın aktardığına göre ona şunları söyledi: "Belki diğer tarafta görüşürüz Deana. Seni tanımıyorum. Seni hatırlamıyorum." 10.22'de Dixon yutkundu ve nefesi kesildi. Sadece bir dakika sonra, yani 10.23'te vücut hareketleri kesildi. 10.28'de sağlık ekibi Dixon'ın vücudunu incelemeye başladı. 10.29'da hapishane müdürü geldi ve 10.30'da idam tamamlandı. Gazeteci Tasler'ın notlarındaki son cümle şöyleydi: "Perdeler kapandı. Herkes tek tek odadan çıkartıldı." (Can Şişman/Milliyet)