Geri Dön

Okullardan teknoloji devlerine ruh sağlığı davası!

ABD'nin Seattle kentinde devlet okulları, çocukların ruh sağlığına olumsuz etkileri nedeniyle popüler sosyal medya platformlarının bağlı olduğu teknoloji devi şirketleri dava etti. Çocuklar teknolojinin esiri oldu. Sosyal medyanın çocukların ruh sağlığını bozduğunu ve eğitime engel olduğu gerekçe gösterildi. Peki sosyal medya çocukları olumsuz etkiliyor mu? Aileler ve öğretmenler bu konuyla ilgili neler yapmalı? Sosyal medyaya kısıtlama getirmek doğru mu? İşte detaylar...

Okullardan teknoloji devlerine ruh sağlığı davası!

Cansu Akalp/Gazetevatan.com

Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle büyük bir değişim yaşadık. Sosyal medya bağımlılığı sadece yetişkinlerde değil çocuklarda da görülüyor. Bu bağımlılık çocukların eğitim hayatını da zaman zaman olumsuz etkiliyor. ABD'nin Washington eyaletinin Seattle kentinde devlet okulları, çocukların ruh sağlığına olumsuz etkileri nedeniyle popüler sosyal medya platformlarının bağlı olduğu teknoloji devlerine dava açıldı.

Eyaletteki bölge mahkemesine 91 sayfalık şikayet dilekçesi sundu. Dava konusu dilekçede TikTok'un sahibi ByteDance, Instagram ve Facebook'un sahibi Meta, YouTube'un sahibi Google ve Snapchat'in sahibi Snap'in ürünlerinde çocukları hedef alarak kamu zararına davrandıkları öne sürüldü.

Şirketlerin, ruh sağlığının kötüleşmesine ve anksiyete, siber zorbalık gibi davranışsal bozukluklara neden olduğu savunulan dilekçede, öğrencileri eğitmenin daha da zorlaştığına işaret edildi.

Okullardan teknoloji devlerine ruh sağlığı davası

Dilekçede, okulların, ilave ruh sağlığı uzmanları istihdam etmek zorunda kaldığı, sosyal medyanın etkilerine dair ders planları geliştirdiği ve öğretmenlere ilave eğitimler sağladığı bilgisi verildi. Dava edilenlerin, gençlerin savunmasız beyinlerini başarılı şekilde sömürdüğü ileri sürülen dilekçede, gençlere yöneltilen içeriklerin sıklıkla zararlı olduğuna vurgu yapıldı.

Dilekçeye göre, 2009 ila 2019'da "iki hafta boyunca çok üzgün veya umutsuz" hisseden Seattle bölgesi devlet okullarındaki öğrenci sayısı ortalama yüzde 30 arttı.

Sosyal medya çocukların ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu da derslere ve özel hayata yansıyor. Peki aileler ve öğretmenler bunun için ne yapmalı? Çocuklara kısıtlama mı getirilmeli? Direk yasaklamalı mı?

Psikolog Cihan Çelik bu konuyla ilgili Gazetevatan.com'a açıklamalarda bulundu.

ÇOCUĞUNUZU SOSYAL MEDYAYA ESİR ETMEYİN!

Psikolog Cihan Çelik'e göre; Eğer teknolojiye ekran olarak teknolojiyi benimsiyorum, toptan yasaklayalım toptan çocukların hayatından çıkaralım dersek elbette bu sorunun cevabı evet olmaz. Biz yetişkinler olarak nasıl teknolojiyle her gün iç içeysek bu temas çocuklar için de vardır. Fakat; hak verirseniz ki çocuk dediğin varlık her zaman ve her anda kendini koruyabilme yetisine, kendini kontrol edebilme güdüsüne sahip değildir.

Eğer böyle olsaydı biz nasıl bir yetişkin olarak biz neyi izlemeyip neyi izlemediğimizi artı 18 diye bir uyarıyla karar veriyoruz niye 18'den sonra buna yasak getirmiyoruz. Artık insan neyin kendisi için doğru olup olmadığına karar verebilir diyoruz. Ama çocuk buna karar veremiyor. Sosyal medyadaki içerikler, teknoloji firmalarının içerikleri, Youtube vb'nin türevlerinin içerikleri çocuk faydasını tam anlamıyla gözetmiyorlar. Çocuğun korkacağı, çocuğun ilerdeki yaşantısını etkileyeceği, çocuğun zihinsel işlevlerini etkileyeceği şeylerin olup olmadığını bile kontrol etmeyip bütün videoları bütün yayınları denetimsiz bir şekilde ortaya koyabiliyorlar. Bu koyabildiğiniz zaman da çocuk kendisi için neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemediği zaman zarar görmeye ve zedelenmeye başlar. Çocuk zedelenince bu çocuğun gelecekte hayatını etkiler.

SÜRE KISITLAMASI OLACAK!

Peki gelecekte böyle sorunlarla karşılaşmamak için ne yapmalıyız? Psikolog Cihan Çelik, "Burada bütün firmalara yasak koyalım herkes her şeyi engellesin bu mümkün değil. Olması gereken de bu değil. Olması gereken şu; Her ebeveyn her anne baba çocuk yaptığında bir sorumluluğun altına girer. Sosyal medyada teknoloji kullanımında kontrol anne babada olacak. Çocuğun ne izleyip ne izlemediğini bilecek. Elbette süre olarak bir kısıtlaması olacak. Çocuğunu sosyal medyaya ve teknolojiye esir etmeyecek anne baba. Çocuğu bir şey sorduğunda 'yasak koyarsam daha çok cezbeder', 'Çocuk yasak koyarsam daha çok ister' gibi ezberlerden çıkalım. Çocuk kontrol edemediği şeylerin ebeveynleri tarafından kontrol edilmesini ister. Görmek ve bilmek ister. Gerçekten yanlış bir şey yapıyorsa. Ne gibi? Çocuk kendi bedenini başka birine yolluyorsa biz buna 'Aa çocuktur yollar' demeyeceğiz.

Ebeveyn olarak bunun yanlış olduğu bir daha bunun söz konusu olmayacağını eğer bunun internet sağlayıcı üzerinden gönderilmesini kontrolünü sağlayabilecek durum varsa bunu sağlayacağız yoksa da çocuğumuzla çok net konuşup bu gibi durumların önlenmesi için kontrollü gideceğiz. Çocuğumuz çok küçükse bizim yanımızda internete sosyal medyaya girecek. Çocuğumuzun yaşı biraz varsa çocuğumuz bizim onu, internetini akşamları kontrol ettiğimizi bilecek. Bunda hiçbir sıkıntı olmaz. Çocuklarımızın özgüveni bundan zedelenmez." diye konuştu.

Okullardan teknoloji devlerine ruh sağlığı davası

KÖKTEN KESMEK DEĞİL KONTROLLÜ İLERLEMEK SAĞLIKLI

ABD'nin Washington eyaletinin Seattle kentinde devlet okulları, çocukların ruh sağlığına olumsuz etkileri nedeniyle popüler sosyal medya platformlarının bağlı olduğu teknoloji devi şirketleri dava etti. Psikolog Cihan Çelik bununla ilgili de "Bunda önemli olan okulların yaptığı da bu. Diyor ki okullar, 'Sevgili içerik üreticileri bari kontrol edin'. Ürettiğiniz içerikler çocuklara fayda zarar konusunda nasıl bir dönüş sağlıyor bari bunu kontrol edin biz de çocuklarımızı gönül rahatlığıyla çocuklarımızı sizlere bırakalım. Ama bırakamıyoruz çünkü bunlar kontrol edilmiyor. Aileler dikkatli olmalı. Birden kökten kesmek değil ama kontrollü ilerlemek sağlıklı olacaktır. Çocuklar sosyal medyaya esir olurlarsa teknolojinin bütün kanallarına esir olurlarsa hiçbir şekilde bu olumlu dönüş sağlamaz. Elbette faydalı ve güzel olduğu yerler var. Bilgi birikim olarak çocuk istediği her şeye ulaşabiliyor. İletişim becerileri olarak dünyanın öbür ucundaki biriyle konuşabiliyor, temas edebiliyor. Ama bu hangi yaşta? Hangi zaman diliminde? Bu çok önemli. Teknoloji ileride, çocuk kendini kontrol etmeyi öğrendikçe büyüdükçe, yetişkinliğe gittikçe çok faydalı yerlere evrilebilir. Ama günümüzde maalesef çok geniş bir okyanusun içinde çocukları bırakırsak boğulurlar. Boğulmalarına izin vermemiz lazım." diye konuştu.

Çocuklardaki sosyal medya bağımlılığı okullardaki eğitimi de zaman zaman olumsuz etkileyebiliyor.  Bir devlet okulunda görev yapan Öğretmen Merve Güngör Çelik, öğrencilerin sosyal medya bağımlılığına tanıklık ettiğinde neler yapması gerektiğini söyledi.

VELİLER SOSYAL MEDYA HESAPLARINI TAKİP ETMELİ!

Güngör'e göre;

Çocuklarda her yaşta ciddi bir sosyal medya bağımlılığı var. Bu durum öncelikle ailede başlıyor. Bebekler yemek yesin diye telefondan video açılıyor, sonrasında yaramazlık yapmasın, oyalansın diye telefon çocukların ellerine veriliyor. Biraz daha büyüdüklerinde de sosyal medyadan uzaklaşmaları mümkün olmuyor. Öğrencilerimin neredeyse hepsinin bir sosyal medya hesabı var. Okula telefon getirmek yasak olmasına rağmen özellikle 8.sınıflar ısrarla telefon getirmeye, Tiktok videoları çekmeye çalışıyorlar. Bu nedenle sürekli arama yapmak durumunda kalıyoruz.

Bu konuda alilere de uyarılarda bulunan Öğretmen Merve Güngör Çelik, "Öncelikle veliler bilinçlendirilmeli, okulda hem velilere hem öğrencilere daha çok seminer verilmeli, öğretmenler derslerde bu konuya dikkat çekmeli, sosyal medyanın doğru kullanımı anlatılmalı. Veli toplantılarımızda gündem maddelerimizden biri “sosyal medya bağımlılığı” oluyor. Velilere öğrencilerin girdikleri siteleri, sosyal medya hesaplarını takip etmeleri ve dikkat etmeleri gerektiğini söylüyoruz. Telefon kullanımına bir sınır getirilmesinin çok önemli olduğunu söylüyoruz. Öğrencilere gündelik sorumluluklar verilmesi gerektiği, ilgili davranmak gerektiği, evde çocukla muhabbet edilmesi gerektiği üzerinde duruyoruz. Böylelikle öğrencilerin boş ve ilgisiz kalmamasını sağlayıp sosyal medya bağımlılığını azaltmayı amaçlıyoruz." diye konuştu.

ÖĞRENCİLERİMİZLE BİREBİR GÖRÜŞMELER YAPILIYOR!

Okullarda öğrencileri sosyal medyadan uzak tutmak amacıyla ilgili seminerler verildiğini de söyleyen Öğretmen Merve Güngör Çelik, "Okullarda teknolojinin doğru kullanımı ve bağımlılıkla ilgili seminerler veriliyor. “Veli Akademileri” kapsamında veliler bilinçlendiriliyor. Rehber öğretmenlerimiz tarafından teknoloji bağımlılığı fazla olan öğrencilerimizle birebir görüşmeler yapılıyor ve çözüm aranıyor. Derslerde teknoloji bağımlılığıyla ilgili metinler işleniyor. Rehberlik dersi kapsamında etkinlikler yapılıyor." dedi.