Kitabı yazarken kendimi yerden yere vurduğum oldu
Nermin Bezmen, Pamir Bezmen’in ölümünün ardından aşklarını anlatan ’Bizim Gizli Bahçemizden’ adlı bir kitap yazdı
Nermin Bezmen 19, Pamir Bezmen 37 yaşındaydı evlendiklerinde. Pamir Bezmen iş adamı, evli ve çapkın, Nermin Bezmen ise henüz okuyan, Pamir Bezmen’e asistanlık yapan gencecik bir kızdı. Onların yaşadıklarına başta kimse inanmadı, onlarsa sanki inadına tam 34.5 yılı büyük bir aşkla yaşadılar. Nermin Bezmen’in deyimiyle, hiç ayrılmadıkları için sanki 102 yıl birlikteydiler. Nermin Hanım bilgisayarının başında yazı yazarken Pamir Bezmen yan odadan “Bicikocum seni çok özledim, seni seviyorum” diye gelirmiş... Hep elele gezdiler, hep yataklarında kaşık gibi yattılar, her seyahate birlikte gittiler, bir gün bile küsmediler. Bir solukta okudum “Bizim Gizli Bahçemizden” adlı kitabını Nermin Bezmen’in... Pamir Bezmen’in ölümünün 6’ncı günü 16 Ocak’ta yazmaya başlamış Nermin Bezmen, 5 Mayıs’ta da noktalamış kitabını. Acıyla örülmüş, duygusallığıyla insanı içine çeken bir kitap çıkmış ortaya. Nermin Bezmen, “Bu kitapla Pamir’imi sonsuzluğa taşıdım” diyor. Yazmak bir anlamda terapi olmuş ama bir yandan da çok acı bir süreç.
İnsan çok yakınından birini kaybedince “Öldü” diyemiyor değil mi?
Ölüm bir bitişi simgeliyor. Ben sonsuza yolculuğu, evden gidişi gibi deyimlerle ifade ediyorum.
Hemen yazmaya başlamışsınız...
Başlangıç 16 Ocak’ta oldu. Onu defnettiğimiz gece yazdım. Evde çok kalabalık bir arkadaş topluluğu vardı. Sabaha karşı o kalabalık boşaldığında beynimi yitirdiğimi sandım. Bir düğün kalabalığıyla hastaneye gidilmişti, cenazeye kadar da çok kalabalıktık. Evde yalnız kalınca mektup yazmayı bir çözüm olarak gördüm. Hiç ara vermeden, gelen gidenlerden kalan zamanda yazdım.
Hiç ilaç almamışsınız, “Acımı yaşamak istiyorum” demişsiniz...
Çok rüya gördüm, rüyalarım da çok keskindir. Pamir’e olan özlem bir şekilde rüyalarla da karşıma çıktı. Beyin gücüyle birbirimize seslendiğimizi düşündüm. Acımı yaşamak istedim. Çok uykusuz kaldım. Başkalarının yanında mümkün olduğu kadar iyi idare etmeye çalıştım. Ama yazarken, geçmişimizi anlatırken içim içime sığmadı.
Geçmişe dönmek daha büyük acı vermedi mi?
Yeniden 18’ime döndüm. Yazmaya giderken kızım, “Anne sanki aşığınla buluşmaya gider gibisin” diyordu. Yazarken sürekli görüntüler gözümün önüme yansıdı. Kitap yazmanın bu sefer benim için mazoşist bir yanı oldu.
Kitap, yaşadığınız, bence aşkın da çok ötesinde olan duyguyu, yaşanmışlıkları muhteşem biçimde ortaya koyuyor. Her satır, her sayfa bu duygularla dolu... Aradaki yaş farkı, Pamir Bey patronunuz, evli ve sevgilileri var. Başta her an her şey tepetaklak gelebilecek kadar tehlikede...
Evet, herkes geçici heves gibi gördü...
Ama siz ilk andan itibaren aşkın sizi bulacağına inanmışsınız, Pamir Bey’den de önce...
Evet, ben böylesine bir aşkın beni bulacağına inanmıştım. O kadar seveyim ki sevgiden gözüme yaş gelsin gibi melodramik bir aşk özlemim vardı. Yüreğimi, zihnimi alt üst edecek bir aşk hayal ederdim. Genç kızların kafasında fiziki beklentiler vardı, bende bir tip beklentisi yoktu. Karşıma Pamir çıktığında onu öyle bir sahiplendim ki, Pamir’in bunu anlaması zaman aldı.
Pamir Bey ise çok farklı bir noktada. Çok kadınlı, flörtöz bir hayat...
O bütün aşkları yaşadığını sanıyordu. Çok kadınlı, çok eğlenceli bir hayatı vardı.
“Gerçekten aşık bir adam her şeyden vazgeçebilir...” Buna inandım kitabınızı okuyunca.
Geçti Elifciğim. Yaşadığımız duygular çok yoğundu, birbimizin gözlerinden anlardık her şeyi. Sürekli dokunmak isterdik birbirimize.
Sevgililerinin aşk mektuplarını ben yazıyordum
Sizin de ilişkinizin ilk başladığı dönemde hayatınızda biri var ve ona “Başkasıyla öpüştüm” deyip ilişkiyi kesip atmışsınız... O dönemde de Pamir Bey’le ilişkinizin nereye gittiğini bilmiyorsunuz...
Ben Pamir’i tanıyınca hayatımda neler olabileceğini hissettim. O sırada yaşadığım o diğer ilişkinin aslında hiçbir anlamının olmadığını anladım. Ve doğru hissetmişim. Biz hep birlikteydik. 34.5 yıllık evliliği 102 sene gibi yaşadık. Uykuda da sarmaş dolaş yatardık.
Kaşık gibi!
Evet. Ben yan odada yazı yazarken yanıma gelip “Seni seviyorum Biciko” derdi Pamircim.
Gergin olduğunuzda sizi yan odadan ararmış...
Çok anlar, telefonu çaldırıp “Seni seviyorum” derdi. Ben dayanamaz kalkıp gider öperdim, çünkü onun beni öpmek istediğini düşünürdüm. Hep konserlerde elele otururduk. Elimi hiç bırakmazdı.
İlişkinizin ilk döneminde eşiyle sizi konsere göndermiş, birlikte tekne seyahati yapmışsınız... Denedi mi sizi o ortamlarda?
Hayır planlı programlı değildi. Yalnızca beni yanında istiyordu, ama neden istediğini bilmiyordu. Ben de o dönemde, o sıcaklığı inkâr ediyordum, çünkü olmaması gereken bir şeydi, evliydi ve patronumdu.
Sevgililerine aşk mektuplarını size yazdırıyormuş...
Evet. Çok mektup yazdım. Hatta evlendikten sonra o hanımlardan biri “Çok güzel aşk mektupları yazardı, sen bilmezsin” dedi. Ben de ona mektuptan bir cümle söyledim. Çok şaşırdı.
Siz de çok cesurmuşsunuz...
Nasıl cesaret ettim bilemiyorum. Pamir’in o kadar grift ilişkiler ağı olan hayatına hesapsız girdim.
Neydi diğer kadınlarda bulamadığı da siz de bulduğu şey? Sonsuza kadar vazgeçmiş o flörtöz hayattan...
Bütün o kadınlar sayesinde Pamir bendeki farklılığı fark etti. Bende o kadınlarda bulamadığı bir şeyin farkına vardı. Dolayısıyla ben o kadınlara müteşekkirim.
Evlilik yıl dönümümüzde kucağımda uykuya daldı
“40 kadın bir aradadır Nermin’de” dermiş...
Beni her halimle sever ve kabul ederdi. İçimdeki tüm kadınların çıkmasını sağlayan adamdır Pamir.
Arkadaşlık, dostluk, aşk, sevgililik, hayranlık hepsi var bu kitapta.
Muazzam yoğun bir aşkla yaşadık. Bu yüzden de ilaçlarla acısını bastırmak, onun bana yaşattığı aşka ihanet gibi geldi. Kitabı yazarken kendimi yerden yere vurduğum zamanlar oldu. Kitapla yeniden yaşadım ve değdi.
Pamir Bey’in babası ve büyükbabası da ölümlerini sanki çağırmışlar. Kitapta bu da var. Pamir Bey de aynı şekilde evlilik yıldönümünüzde, oğlunuzu evlendirirken ve herkes bir aradayken, sizle dans ettikten sonra, kollarınızda gitti...
Pamir ölüm değil, “Tıngırdamak” derdi. Yakınlarımızın ölümleri bizi hep üzdü ama ölüm kaygısı duyan biri değildi. Sanırım son zamanlarda bunu o da çağırdı. Hep ailenin bir arada olmasını isterdi. “Kızımız Amerika’dayken ölürsem, kızım Amerika’da olursa” derdi; kızımız ziyarete gittiğimizde “Bana bir şey olursa oğlan Türkiye’de” derdi. Son zamanlarda beni yalnız Migros’a bile göndermezdi. Sevenlerinin yanında, vals, tango yaptıktan sonra kucağımda uykuya daldı.
Bu ev, her yer anılarla dolu, hiç uzaklaşmak istemediniz mi?
Ben acıdan kaçmadım. İlaç al, seyahate git, ev değiştir diyenler çok oldu. Ben 2 ay evden çıkmadım. Her yanımız hatıralarla dolu. Her köşede oturup onsuzluğu çözdüm, şu koltukta ayrı ağladım, ilk karda, ilk dolunayda ayrı ağladım.
Siz 34 yıl boyunca hiç birbirinize küsmemiş, hiç kızıp ağlamamışsınız... Hep mutluluktan ağlamışsınız...
Evet. Bizim yalnızca ilk yıllarımızda o evliyken, ayrılırken ağlardık. Bebeklerimizi kucağımıza aldığımızda çok ağladık. Ana birbirimizi kızdırıp ağlamadık.
Birlikte olduğumuzda “Gerçek aşk buymuş” dedi
Çok genç çıkmışsınız bu yola...
Bugün için bile baktığınızda 18 yaş için gerçekten cesur bir adım. Büyük, feleğin çemberinden geçmiş, kadınların gözü üzerinde olan bir adamdı. Kadınların peşinde koşmazdı, kadınlar onu rahat bırakmazdı. Her gelen sevgiyi kabul ederdi. Heyecan olsun da nasıl olursa olsun tarzı yaşardı. İlk birlikte olduğumuzda, “Demek ki gerçek aşk buymuş” demişti. Pamir büyük bir şaşkınlık yaşadı. “Bugüne kadar olmayan bir şeyi yaşıyorum” dedi.
Hiç talep eden olmamışsınız...
Hiç baskı yapmadım, soru sormadım. Günlük aşkımı yaşadım. “Boşan” demedim. Ailem aforoz edebilirdi, işsiz kalabilirdim, yalnız bir anne olabilirdim. Bu arada çok iyi okumuştum, disiplinliydim, örnek gösterilirdim. Bunların hepsi alt üst olabilirdi. İşi, aşkı, ailemi kaybedebilirdim. Ama Pamir’in aşkını kaybediyor olma fikri her şeyden öndeydi. Kendi başıma bebeğimi doğurmayı göze almıştım.
Pamir Bey’in annesi Şermin Hanım da size destek vermiş...
İnanılmaz bir şey. Beni bir kez gördü. Diğer tarafta 10 yıllık bir gelini vardı. Aramızda müthiş bir telepati vardı.
İlk sevişmemizi önce çocuklarımıza okuttum, ilk kez bu kadar çıplağım
Kitabı ilk kimler okudu...
Kızım ve oğlum okudu.
İlk sevişmenizi mükemmel anlatmışsınız...
O bölümü yazdığımda hemen çocuklarıma okuttum. Pamir’le teknede o yaşadıklarımız çok özeldi, yoğun bir hisle anımsayarak yazdım. Erotizm ve seks kaygım yok. Aşkla yaşanan bir beraberliğin ne kadar şefkatle ve duygusal yaşanabildiğinin örneğini gösterdim. İlişkimizde çok önemlidir şefkat ve dinleyerek, gözlerimize bakarak yaşamak. Hayatımın çok özel bir dönemeciydi. O günden itibaren ayrılamayacağımızı biliyordum. O gün kenetlenmiştik. Çocuklar büyük bir aşkla bir araya geldiğimizi biliyordu ama böyle kelime kelime anlatmamıştık. Bu kitapta onlar da buna şahit oldular. Seks hayatın bir parçası. Sevişen iki insan arasında adeta ibadete varacak bir duygusallıkta yaşanması gerekiyor bence. Çocuklarım “Yanındayız, hiç sansür koyma, hayatınızın aşkla geçmesinin nedeni bu başlangıç ve gidişat” dedi. Ben de sansürsüz yazdım.
Bu kez kitabınızda siz varsınız, nasıl bir duygu?
İlk defa 13’üncü kitabımda okurlarım karşısında bu kadar çıplağım. Eleştirilecek karakter de yok. Ben varım.
Birbirimize hiç kızmadık, sitem etmedik
İş hayatından tamamen koptuk 1980 yılında. Zor zamanlar geçirdik. Bezmenler sırça köşkünde gibi görünebilir ama zor dönemler geçirdik. Daha da bağlandık. Ben çok gördüm, ani dibe vuruşlar yaşayan çiftlerde hemen karşılıklı suçlamalar başlıyor. Bizim birbirimize gösterdiğimizden başka bir yönümüz yoktu. Çok açık olduk birbirimize. Ben Pamir’e bir gün “Aşkolsun hayatım bana böyle demedin” demedim. O da bana “Biciko sen böyle değildin” demedi.
Alevli bıçak beni böldü, onu götüren neyse benim de yarımı alıp gitti
Kitabın sonunda bundan sonra yalnız hayatıma devam edeceğime dair yazılar yazdım. Kabul etme faslı kolay gelmiyor. “Allah’ım çok şükür Pamircim, bana bu çocukları, bu anıları bıraktın” diye başladığım bir pazar gününün gecesi balkona ateş böcekleri geldi. En son onunla izlemiştik ateş böceklerini, kabul filan kalmadı. Vurdu onsuzluk... Pamirciğimin baş ucunda haber verdiler en son an, o çizgi uzadı gitti, bir tarafı buz, bir tarafı alevli bıçak beni yarıya böldü ve yarım gitti onunla. Onu götüren neyse, beni de alıp götürdü.




