Gazete Vatan Logo

Kılıçdaroğlu'dan bombalar

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'ndan gündeme bomba gibi düşecek iddialar.

İşte Kılıçdaroğlu'nun yeniHarman dergisine yaptığı açıklamaların satırbaşları:

Partinizin yolsuzluğa karşı duruşu çok net... Daha yeni şeyler duyacak mıyız?

Biz mücadeleyi yapıyoruz. Her alanda mücadeleyi yapıyoruz. Yani olabildiğince halka ulaşmaya çalışıyoruz. Çaba harcıyoruz. Bazı sivil toplum örgütleri bu konuda çaba harcıyorlar. AKP, kendi sivil toplum kuruluşlarını da oluşturuyor. Onu da söyleyelim. Sermayeyle bunlar besleniyor. Üstelik AKP'de, Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'yken başlattığı kayıt dışı havuz modeli vardır. Büyük ihalelerden pay alınıyor. Alınan ihaleler bir kamu bankasında hesaba yatırılıyor. Ve bu paralar off-shore hesaplarda tutuluyor.

Bununla ilgili elinizde belge var mı?

Bununla ilgili dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır'ın başbakanlığa yazdığı gizli yazı. Orada bütün bu model ayrıntılarıyla anlatılıyor.

Bu model nedir?

Bu model ihalelerden veya belediyelerin yaptığı bazı yasal işlerden yasa dışı yollarla para alınmasıdır. Alınan paralar kayıtdışı... Bu paralar siyasal amaçlarla kullanılıyor... Bunu başlatan Recep Tayyip Erdoğan'dır. Daha da ilginci bu paraların yattığı Banka şubesinde görevli olan kişi şimdi Tayyip Beyin en yakınındadır. Ve daha da acısı örtülü ödeneğe bakmaktadır.

Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Hikmet Bulduk'un istifası da çok dikkat çekici. Kendisinin çok büyük bir serveti olduğu iddia ediliyor. Kimdir sizin tanıdığınız Hikmet Bulduk?

Hikmet Bulduk ilginç bir insan. Mal varlığını açıklamadı. Tayyip Erdoğan da açıklamadı. Sayın Başbakan'a şu soruyu sorduk: “Hikmet Bulduk hangi gerekçe ile Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğünden istifa ettirildi?”

Hangi gerekçe ile ettirildi?

Yolsuzluklar.... Eğer Başbakanlık Özel Kalem Müdürü'nün malvarlığı açıklanamıyorsa, sahip olduğu malvarlığının nasıl edindiği konusunda bir soruşturma açmaya cesaret edilemiyorsa, orada ciddi bir sorun var demektir.

Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz Hikmet Bulduk hakkında?

Bilgi var Hikmet Bulduk'la ilgili. Malvarlığı ile ilgili yine bizim elimizde bazı bilgiler var.

Bilgi düzeyinde mi, belge düzeyinde mi?

Bilgi düzeyinde. Şimdi bu çerçevede biz Sayın Başbakan'a dedik ki “Kendi Özel Kalem Müdürü'nün ya malvarlığını açıkla ya da malvarlığını soruşturt.”

Bulduk'un malvarlığı hakkında ne tür bilgileniz var?

Olağanüstü bir malvarlığına sahip olduğu söyleniliyor. Ankara'da çok lüks bir dairede oturuyordu. Şimdi o daire satılığa çıktı. İstanbul'daki malvarlığı kısa bir sürede ciddi ölçüde arttı ve bu da biliniyor. Özellikle İstanbul örgütümüz bu konuda bazı ciddi bilgilere ulaştı. O zaman Hikmet Bulduk'u Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü'ne kim getirdi? Hangi gerekçeyle bu kişi istifa ettirildi? Çünkü Özel Kalem Müdürlüğü sık değişen görev değildir. Bir başbakanın en yakın sırlarını özel kalem müdürü bilir kiminle görüştü, ne zaman görüştü, bütün görüşmeleri ayarlar, bütün bunları yapar. Yani açıkçası Başbakanın sırdaşıdır... Sayın Başbakan’ın soruşturma açtıramamasının nedeni Hikmet Bulduk'un konuşmasından korkmalarıdır.

Hikmet Bulduk neler biliyor?

Tayyip Erdoğan'ın bütün ilişkilerini bilir. Başbakan'ken yaptığı bütün işleri bilir. Bilmemesi mümkün değildir. O nedenledir ki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hikmet Bulduk'un üstüne gitmeye cesaret edemez. Onun hakkında soruşturma açmaya cesaret edemez. Çünkü Hikmet Bulduk'un konuşmasından korkar.

Dokunulmazlığı da yok kendisinin.

Yok. Diyorsunuz ki “Bir savcı harekete geçer mi?” diye.

Evet.

Türkiye'de yargı bağımsız değil. Yargı bağımsız olmadığı için zaten bu sorunlar çıkıyor ortaya. Hikmet Bulduk'un dokunulmazlığı yok ama Hikmet Bulduk'la ilgili ciddi bir soruşturma da yok. Ciddi değil de, hiçbir soruşturma yok.

Bir Özel Kalem Müdürü'nün Başbakan'ın sırlarının bilmesindeki rant ne olabilir?

Olağanüstü rantlara sahip olabilir, Hikmet Bulduk'un sahip olduğu gibi... Hikmet Bulduk, soyadında olduğu gibi özel kalem müdürlüğü yaptığı dönemde çok şey buldu. Niçin? Hikmet Bulduk kendi malvarlığını açıklamaz. Hikmet Bulduk, çıkıp, bizim iddialarımıza karşılık şunu söyleyebilir: Der ki “Ben dürüst, namusluca özel kalem müdürlüğü yaptım. Özel Kalem Müdürü olmadan önceki malvarlığım şuydu. Ayrıldığım tarihteki mal varlığım budur.” Kendisine şapkamızı çıkarırız o zaman. Onu yapmadığı sürece, Tayyip Erdoğan da dahil olmak üzere, bu yolsuzlukların ortağıdırlar. Çünkü Başbakan, “Yolsuzlukları soruşturmayan, soruşturmaya cesaret edemeyen, ve dolayısıyla bu tutumuyla yolsuzlukları paylaşan kişi” demektir.

Örtülü ödenek harcamalarında da büyük artışlardan sözediliyor.

Şimdi örtülü ödenek harcamalarının bir özelliği var. Özelliği şu: Sayın Başbakan ve dar bir kadro dışında, bu ödemelerin hangi gerekçeyle yapıldığını kimse bilmiyor. Örtülü ödenekteki para başbakanların namusuna havale edilmiştir.

Maksut Serim de bu örtülü ödeneğin başında şu an.

Sorumlu olan kişisidir. Örtülü ödenekte geçen yıllara rağmen olağan üstü artışlar oldu. Bu konuda tabii pek çok insanın kafasında kuşkular oluştu. Yani, “Nereye gidiyor bu paralar?” diye. Ama bunu bilme şansımız maalesef yok.

Bu artış oranı tahmini olarak ne kadar?

Geçmiş yıllara göre birkaç kat. Oldukça yüksek ama, dediğim gibi, belki bu paralar Türkiye'nin lehine de harcanmış olabilir.

Beyefendinin kariyeri nedir?

Maksut Serim AKP döneminde Vakıflar Bankası'na Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı... Sonra atanma sürecinde, sahte belge kullandığı çıktı ortaya. Diplomasının sahte olduğu ortaya çıktı. Onun üzerine Maksut Serim apar topar emekli oldu, ayrıldı Vakıflar Bankası'ndan. Olay bitirildi ve Tayyip Bey Başbakan olunca da -herhalde eski vefa borcu- eski sırdaşını alıp örtülü ödeneğin başına getirdi.

Maliye Bakanı Unakıtan hakkında da onlarca soru önergesi verdiniz. Tanıdığınız Kemal Unakıtan nasıl birisidir?

Benim tanıdığım Kemal Unakıtan sempatik birisi ama ticaretten geldiği için, ticareti çok iyi bildiği için, ticaretin kurallarına uygun çalıştığı için, devlet yönetimini de tüccar siyaset mantığı ile götüren bir adam. Bu deyim aynı zamanda Başbakan Erdoğan'ın deyimidir, “Tüccar siyaset” deyimi. Çünkü siz ticareti kurumsal anlamda değil, bireysel anlamda yaparsınız. Yani çıkar üzerine kurarsınız her şeyi. Eğer devlet yönetimini tüccar siyaset mantığı ile yaparsanız, yani bu çıkarlar sizin için, yakınlarınız için, çocuklarınız için geçerli çıkarlarsa, o zaman bu kamunun aleyhine işleyen bir siyaset anlayışıdır. Eğer siz oğlunuz için özel olarak bir KDV oranı belirlerseniz, kendi arsalarınız için özel imar durumları çıkarırsanız, yani kamudan çıkar sağlamaya yönelik yaparsanız, kendiniz için af girişiminde bulunursanız, bütün bunların hiçbiri doğru değil. Hele hele şunun altını özenle çizmek isterim: Dünyanın hiçbir ülkesinde naylon fatura düzenlemekten veya kullanmaktan yargılanan bir kişi, Maliye Bakanı yapılmaz. Bunun dünyada tek istisnası Türkiye'dir ve o kişi de Kemal Unakıtan'dır.

Belki Sudan'da da olabilir böyle bir durum.

Hayır, naylon fatura düzenleme konusunu araştırdım. Dünyada yok böyle birşey. Afrika'nın en geri kalmış toplumlarında dahi, naylon fatura düzenlemek ve kullanmaktan yargılanan bir insan maliye bakanı yapılmamış.

Maliye Bakanı Unakıtan'ın, TOKİ başkanı Erdoğan Bayraktar ile birlikte çok sık Dubai'ye gittiği söyleniyor. Unakıtan'ın toplu konutlardan sorumlu bir bürokratla Dubai'de ne işleri olabilir?

Özellikle Batı'da bazı vergi cennetleri vardı. Bunlar büyük ölçüde kontrol altına alındı. İsviçre kendi yasasını değiştirdi. Dolayısıyla İsviçre'de de, artık devletlerin kara parayı soruşturma hakları çıktı. Türkiye'ye baskı kuruldu: Türkiye'de Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) kuruldu. Ama Dubai şu anda kara paranın cenneti konumundadır. AKP yandaşlarının Dubai ile ilişkilerini bu bağlamda çok iyi masaya yatırmak gerekiyor.

TOKİ Başkanı'nı tanıyor musunuz?

Bürokrat olarak tanırım.

Kendisiyle ilgili neler biliyorsunuz?

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, bir dönem TOKİ ihaleleri hakkında ciddi raporlar yazdı. Kamunun ne denli büyük zararlara uğratıldığı o raporlarda yer aldı. Sonra ne oldu biliyor musun?

Ne oldu?

"TOKİ eleştirildi" diye, TOKİ'nin hesaplarını inceleyen Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun tüm üyeleri dağıtıldı... Düşüne biliyor musunuz? Yani bir kamu görevlisi, TOKİ'deki yolsuzlukları rapora bağlıyor. Rapor TBMM'ye geliyor ama kıyamet kopuyor ve o raporları yazan namuslu denetim elemanları dağıtılıyor, “Bir daha rapor yazmasınlar” diye. Bu açıdan TOKİ, AKP'nin en yumuşak karınlarından birisidir. Doğrudan Başbakan'a bağlı bir MİT Müsteşarı vardır, bir de TOKİ Başkanı... MİT müsteşarlarının doğrudan başbakana bağlı olması, tarihsel süreç içinde de doğru bir karardır. Peki inşaat ihaleleri yapan bir kuruluşun başkanı, neden doğrudan başbakana bağlanır?

Neden?

Rantı kendi yandaşlarına paylaştırmak için. Kimin bilgisiyle? Başbakanın bilgisiyle herhalde. Çünkü bunlar söyleniyor, yazılıyor, çiziliyor. Başbakan en ufak bir soruşturma dahi açmıyor. Soruşturma açmamak ne demektir? O bilgileri kabul etmek demektir.

Haberin Devamı