Gazete Vatan Logo
ArşivHakkını “helal et” gıda!

Hakkını “helal et” gıda!

Hakkını “helal et” gıda!

Türkiye’de “helal-haram” gıda tartışması yeniden alevlendi.

Haberin Devamı

Bir yanda dünya pazarının yıllık 2.1 trilyon dolar olduğu “helal” sektöründe Türkiye’nin de var olmasını isteyenler, öteki yanda ise zaten müslüman bir ülkede böyle bir standartın gereksizliğini savunanlar var.


Türkiye’de “helal gıda” tartışması ilk kez Türk Standartları Enstitüsü’nün (TSE) 2005 senesinde, İslami usüllere uygun gıda tüketmek isteyenlerin ihtiyacını karşılamak amacıyla, yeni bir standart hazırlayacağını duyurmasıyla başladı. Kimileri “helal gıda” gibi bir ibarenin yazılmasının ticaret ve rekabet kanuna aykırı olduğunu söyledi, kimileri ise gıdaya “şeriat” standartı getirildiğini savunarak “Müslüman standardı”, “helal standardı” gibi standartların toplumu böleceğini savundu. Müslüman ülkelere ihracat yapan Türk firmaları zaten “Ürünlerimizde domuz yağı, domuz eti yoktur” ibaresini kullanıyordu. Lokantalar ve yabancı fast food zincirleri eskiden beri duyarlı davranarak “Ürünlerimizde domuz eti yoktur” ibaresine yer veriyordu. Öyleyse, nereden çıkmıştı bu “helal gıda”? Niçin böyle bir standarda gerek vardı? Üzerinde “helal” ibaresi bulunmayan gıdalar dinen haram mıydı, yoksa eskiden beri hep “haram” mı yiyorduk? Vatandaşın kafası iyice karışmışken, gelen tepkiler üzerine TSE toplumun tepkisini göz önünde bulundurarak çalışmaları bir süreliğine rafa kaldırdı. Bu süre zarfında TSE yetkilileri, sivil toplum kuruluşlarına “helal gıda” düzenlemesine katılmaları için davetiye yolladılar. Fakat örgütler, bu standarda karşı oldukları için girişime ortak olmayı reddettiler. Ve aradan 2 yıl geçti. Ramazan ayında “helal gıda” tartışması yeniden gündemimize oturdu. Dış Ticaret Müsteşarlığı, ihracatçı firmaların Müslüman pazarlarında rekabet gücünü artırmak için talep ettiği “helal ürün” belgesi konusunda çalışma yürüttüğünü açıkladı. Ertesi gün ise, TSE Başkanı Kenan Malatyalı, İslam ülkeleri ve Müslümanların yaşadığı ülkelere yönelik ihracatta, İslami usule uygun gıda tüketmek isteyenlerin ihtiyacını karşılamak amacıyla 2005 yılında başlattıkları “helal gıda” çalışmalarının 3-4 ayda biteceğini açıkladı.

Helal gıdanın dünyadaki egemenliği
İlk kez 2004 senesinde, Malezya tarafından uygulamaya konulan “Helal Sertifikası”, İslami usullere uygun hazırlanması gereken gıdaların hangi özelliklere sahip olması gerektiği, kesim usulleri, kullanılacak katkı maddeleri ile bu gıdaların yapıldığı yerlerin sahip olması gereken özellikleri belirliyor. Helal gıda pazarının toplam hacmi 200 milyar dolar. 27 milyonluk nüfusunun 17 milyonu müslüman olan Malezya, bugün helal gıdada dünyada lider ülke. Malezya Hükümeti, 2005 yılında Malezya’nın dünyanın helal gıda üreticisi olduğunu tanıtmak için 2,6 milyon dolar ödenek ayırdı. Fakat bugün dünya üzerinde Kuzey Amerika’da, Avrupa’da, Avustralya’da, Güney Afrika’da faaliyet gösteren kuruluşlarda da “helal” uygulaması mevcut. Tayland, 2005 yılında 324 milyon dolarlık helal gıda ihracatı gerçekleştirdi. Müslüman nüfusun sadece yüzde 16’sını oluşturduğu Singapur ise, 2005 yılında Orta Doğu’ya 211 milyon dolarlık helal gıda ihracatı yaptı. Avustralya, her yıl 70’ten fazla ülkeye sertifikalı helal gıdalar ihraç ediyor. ABD’de ise, 1.000 adet “helal sertifikalı” ürün var. 15 milyona yaklaşan Müslüman nüfusuyla AB’de özellikle Fransa, Almanya, İngiltere ve İtalya helal gıda konusunda ciddi bir pazar var. İngiltere’de ise, “Helal Food Authority” adlı kuruluş, 1994’den beri, İngiltere’de satılan ürünlerin “helal” olup olmadığı konusunda etiketlendirme yapıyor.


Helal Gıda nedir?
Helal Gıda, “İslami kurallar doğrultusunda izin verilen gıda” anlamına geliyor. İslami kurallara göre yasak olan herhangi bir unsuru içermeyen, bu unsurlardan arındırılmış yerlerde hazırlanan ve depolanan, bu durumların dışında üretilen herhangi bir gıda ile hazırlama ve depolama aşamasında direkt temasta olmayan ürün olarak tanımlanıyor.


Helal ürün nasıl olmalı?

Gıda ürününde domuz yağı ya da ürünleri kullanılmayacak.

Gıdanın içinde alkol ve türevleri bulunmayacak.
u Genetiği değiştirilmiş katkı maddesi olmayacak.

Paket malzemesi helal üründen olacak.

Firma denetiminde Diyanet görevlisi de olacak.

Hayvanın eti kan akıtılarak ve besmeleyle kesilecek.

Kesimhanede kesim yapılırken hayvanların kesimini, kanını, diğer hayvanlar görmeyecek.



Taraflar ne dedi?
TSE Genel Başkanı Kenan Malatyalı:
Standartta, laik yapımız gözönünde tutulacak

Helal standardının uygulanmasında birçok kimyasal ve mikrobiyolojik testin yapılmasına gerek duyuluyor. Helal belgelendirmesinin sadece bir kısmını oluşturan dini usullere göre kesim vb. konuları göz önüne alarak konunun bilimsellikle bağdaşmadığını ifade etmek, bu konunun yeteri kadar bilinmediği anlamına geliyor. Diyanet İşleri, TSE’nin helal belgelendirmesi uygulamalarında çok önemli bir danışma makamı olacak, gerektiğinde teknik yardım alınacak. Şartları yerine getiren her kuruluş ürünlerine bu belgeyi alabilir.


Dış Ticaret Müsteşarı Tuncer Kayalar:
Raflarda helal logolu ürünler zaten var
“Helal ürün” konusuna yalnızca ticari açıdan yaklaşıyoruz. Amacımız, ihracatçılarımızın pazar kaybı yaşamasına engel olmak. Gıda ve gıda dışı ürünlerde helal standardı taşıyan ürünlerin yıllık potansiyeli 2,1 trilyon dolar ve hızla gelişiyor. Bu noktada öngörülü davranarak ileride ihracatçılarımızın önüne sorun olarak çıkabilecek standart hakkında çalışmaya başladık. Ayrıca, ülkemizde iç pazarda üretilen ürünlerin helal olup olmaması gibi bir sorun yok. Zira bütün üretimin helal olduğu kabul ediliyor. Bütün standartlarda olduğu gibi helal ürün standardı da ihtiyari bir standart olacağından, ihracat yapmayan firmalarımız için iç pazarda böyle bir belgelendirmeye gerek yok. İthalat açısından bakarsak, halen raflarda “helal logolu” (ithal ürünlerde) etiketler var. Bu durum iç pazarda haksız rekabet yaratmıyor. Tüketicinin hassasiyetinin farkındayız. Bu yüzden, endişeleri gidermek için ilgili kurumlarla koordinasyonu sağlamaya çalışıyoruz.



Gıda Mühendisleri Odası Başkanı
Petek Ataman


Bilimsellikle uzaktan yakından ilgisi yok
Helal gıda belgelemesi, ihracata yönelik olarak alıcı ülkenin talebine göre yıllardır tarım bakanlığınca bu ülkede yapılıyor. Ama bizim gibi yüzde 80-90’ı zaten Müslüman olan ve bütün işlemlerin bu adetlere göre yapıldığı bir ülkede, ürünlerin bir kısmına “helal” yazmak, haksız rekabete yol açar. Bu yüzden biz ihtiyari dahi olsa, yurt içinde “helal gıda” standardının olmaması gerektiğini savunuyoruz. Tamamen inançlarla alakalı bir konu. TSE’nin bu konudaki çalışmayla ilgili davetini de bu yüzden kurum olarak reddettik.













Sizin İçin Seçtiklerimiz