En büyük arzum camilere oyun odası yapmak
İstanbul’daki 3 bin camiden ve 4 bini aşkın cami görevlisinden sorumlu tek kişi o...
Marmara İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı,
2003 yılından bu yana, İstanbul Müftülüğü görevini yürütüyor.
17 milyon İstanbullu’nun dinle ilgili şikayetlerine, önerilerine yetişmek elbette ki kolay değil. Ezanı merkezi sisteme bağlayarak kötü ses kalitesi sorununu çözüme kavuşturan İstanbul Müftüsü, yepyeni projelerle karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Çağrıcı, yakında faaliyete geçirmeyi planladığı “Camiler Müzesi”nde, İstanbul’un önemli camilerindeki tarihi eşyaları sergileyecek. Çağrıcı’nın bir başka ilginç projesi ise, çocuklar için “oyun odaları” tahsis ederek camileri ailelere açmak...
İstanbul Müftüsü olmanın en zor yanı ne?
Yoğun şikayetlerle karşılaşmak ve o şikayet edilen meseleleri düzeltmeye çalışmak. Şehrin her köşesinde, 3 bin 40 civarında camimiz, 4 bini aşkın da camii görevlimiz var. Şikayetler olsa da, herkese hizmet ediyor olabilmek bize mutluluk veriyor.
En çok neden şikayet ediliyor?
Ezanlar konusunda... İnsanlar haklı olarak güzel ezan dinlemek istiyor. Ama 3 bine yakın camide müezzinlerin hepsinin ses kalitesinin aynı olması mümkün değil. Dolayısıyla, ezanla ilgili şikayetleri tamamen ortadan kaldıramıyoruz. Yalnız, ezanı güzel okunmayan camilerimizi merkezi sisteme bağlayacağız.
Ezanın kötü okunduğunu düşündüğünüz semtler nereleri?
Süleymaniye’de Türkiye’nin en güzel ezanı okunur. Hemen bizim müftülüğümüzün yanındaki camide ise çok çirkin şekilde ezan okunuyordu. Ben orayı merkezi sisteme bağlattım ve kötü okunan ezanı susturdum.
Müezzini size kızdı mı?
Kızdı tabii... Hatta zaman zaman sistemi sabote de ediyor. Sistemi kapayıp kendi okumaya çalışıyor. Bunun üzerine ona “okuma yasağı” koydum. Şimdi de caminin içinde okuyormuş galiba... Zamanla alışacaklar. Ben İstanbul’da ezanların güzelleştirilmesi için yeni projeler başlattım. Yakında “ezanı güzel okuma” kursları açacağız.
Dinle ilgili size en çok ne soruluyor?
Bize yılda 30 bin civarında “dini soru” geliyor. En çok sorulan sorular ibadetler hakkında, “Orucu bozan şeyler nedir? Namazımı kılarken şöyle oldu, ne yapmalıyım?” gibi sorular. Ara sıra da, ailevi konularda sorular geliyor.
Bazı camilerimizin “gazinolar gibi” aydınlatıldığı konusunda haberler okuduk. Bununla ilgili ne diyeceksiniz?
Camilerin değil de, minarelerin aydınlatılması sorunlu oluyor. Camilerdeki lambalar çok farklı renklerde olabiliyor. Florasan rengi, yeşil renk, mor renk, boyanmış ampullerle sarı renk. Daha çok yeşil ve florasan rengi ampullar yaygın. Tabii ki, bu bizim kültürümüze de uygun değil. Zaman zaman halktan bizi arayıp “Neden cami minarelerini normal ampul renginde aydınlatmıyorsunuz” diyorlar.
‘Rahatsız edici’ bir şekilde yardım toplanıyor
Bazı camilerde “Bağış vermeyen çıkamaz” şeklinde baskılar olduğu iddialarını yanıtlayan Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı şunları söylüyor:
“Bu konuda bazı yanlışlar olduğunu reddetmiyorum. Cami cemaati, camilerde yardım toplanmasını kendileri için iyilik olarak görüyorlar. Ama ‘rahatsız edici’ tavırlarla da karşılaşabiliyorlar. Caminin eksiği ve gediği varsa, cemaate ‘Sizden yardım talep ediyoruz’ denilir. Ama bazen taciz edercesine yardım talebinde bulunuluyor. Ayrıca, yardım toplama işini sömüren ve kötüye kullanan, cemaati taciz edecek sıklıkta yardım toplayan dernekler de var. Halk da bu yardımları hep müftülükler topluyor sanıyor. Aslında o yardımları, o caminin yanında oluşmuş dernekler topluyor.
Aldığımız karara göre, hiçbir camide üst üste yardım parası toplanmayacak. Bir camide en fazla, ihtiyaç duyulursa 15 günde bir para toplanacak.
Ayrıca, bütün cami görevlilerimize ‘kesinlikle valilik ya da kaymakamlıktan onay alınmadan yardım toplanmasına izin vermeyin’ diye talimat veriyoruz. Maalesef, bütün bu uyarılarımıza rağmen, bizim bilgimiz dışında, bazı yerlerde dernek yöneticileri, cami yöneticilerimizi ve imamlarımızı pasifize ederek orada izinsiz yardım topluyorlar.”
Minarelerin yeşil ampullerle aydınlatılması yozlaşmadır
Sizin de ışıklandırılmasını beğenmediğiniz camiler var mı?
Florya’da Yeni Camii’de görüyorum, yeşil ile renklendirilmiş bir minaresi var. Bu minareleri aydınlatmıyorlar, neredeyse renklendiriyorlar. Halbuki, bizim kültürümüzde minareler renklendirilmez, kandillerle aydınlatılır. Zaman zaman derneklerin bilgisizliğinden kaynaklanan böyle yanlışlıklar olabiliyor. Bu bir yozlaşmadır. Araplarda yeşil ile aydınlatma yaygındır. Onlardan esinlenme var.
İstanbul camilerindeki hocaların Cuma vaazlarını takip ediyor musunuz?
Tabii ki... Zaten yetkili olan camilere “vaaz izni” veriyoruz. Konuşmalar siyasal içerikli olmayacak. Ülkenin her yerinde olduğu gibi, camilerde de yasa dışı konuşmalar yapılmayacak. Onun dışında, bir sınırlama getirmiyoruz.
İstanbul’da 3 bin tane camii var, peki cemaat sayısı ne kadar?
Gündüz saatlerinde İstanbul’da 800 bine yakın insan camiye gidiyor. Cuma namazlarında ise bu rakam 4 milyona ulaşıyor.
Bu cami sayısı yeterli mi yoksa yeni camiler de yapılmalı mı?
İstanbul’da hiçbir yerde, ihtiyaç olmadığı halde cami yapılmıyor. İnsanlar samimiyetle camiye ihtiyaç duyduğu için cami yapılıyor.
Camilerdeki kadın sayısında belirgin bir artış var mı?
Evet, kadınların cami cemaati içerisindeki artışı artık gözle görülür hale geldi.
Kadınların en çok tercih ettiği cami hangisi?
Eyüp Sultan Camii. Ama şartları kadınlar için iyi değil. Cami küçük ve bu yüzden bayanlara ancak sınırlı yer var. Bunun dışında, Fatih Camii de, bayan cemaatin çok olduğu bir camidir.
Son günlerde camilerde hırsızlık arttı mı?
Tam tersine hemen hemen sıfırlandı. Göreve başladığım yıllarda en ıstırap duyduğum konu hırsızlık olaylarıydı. Bazı camilerimizde değerli halılar ve şamdanlar çalınmıştı. O zaman, tüm işimi gücümü bırakıp bu konuyla ilgilendim. Camilerimize kameralar ve merkezi alarm sistemleri koyduk. Tehlikede olduğunu düşündüğümüz camilerdeki eşyaları da Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bıraktık. Yakında “Camiler Müzesi” oluşturarak camilerdeki tarihi eserleri sergileyeceğiz.
Nerede olacak bu müze?
Vakıflar Genel Müdürlüğümüz, Kocamustafa Paşa’daki Haseki Külliyesi’ni “Camiler Müzesi” yapacak.
Temizlik bilinci iyi bir düzeye gelmezse ayak kokusu da bitmez
Camilerdeki ayak kokusu sorunu nasıl çözülür?
Biz genelde Türkiye’de temizlik bilincini ve sorumluluğunu ne zaman iyi bir düzeye getirirsek, o zaman ayak kokusu da çözülür. Biz cemaatimize bu konuyu çok anlatıyoruz ama henüz tam başarıya ulaşamadık. Yine de, bildiğim kadarıyla camilerde o kadar da rahatsız edecek derecede bir ayak kokusu yok.
Bebek’teki camide yapılan evliliğe tepki göstermiştiniz. Camilerde başka hangi çarpıklıklar dikkatinizi çekiyor?
O camideki arkadaş izinsiz olarak cami bahçesinde kendi düğününü yaptırdı. Bir kere, izinsiz olduğu için yanlıştı. Gerekli işlem yapıldı. Tabii camide, camiye yakışan şeyler olmalı. Sazlı sözlü düğün elbetteki doğru değildir. Ama camilerin sosyal aktivitelerin de yaşandığı ortamlar olmasını isteriz.
Mesela nasıl bir sosyal ortam?
Benim en çok arzuladığım şeylerden birisi de camilerin bazı yerlerinde “çocuk odası” veya “oyun odası”nın olmasıdır. Çünkü son zamanlarda aileler İstanbul’da cami gezintileri yapıyor. Adam eşini, çocuklarını alıyor, “Sultanahmet Camii’nde öğle namazını kılalım” diyor. Sultanahmet’te oyalanıyorlar, “İkindi namazını da Fatih Camii’nde kılalım” diyorlar. Yanlarında çocukları da oluyor. Onlar orada namazlarını kılarlarken, camide bir çocuk odası olsa ve o odanın da resmi görevlileri olsa çok hoş olurdu.
Bu dine aykırı değildir, değil mi?
Kesinlikle aykırı değildir. Peygamberimizin zamanında olan şeydir bu.
Herhalde İstanbul’daki camilere “çocuk odası” yaparsanız, köklü bir devrim olur...
Kesinlikle... Maalesef dünya, bugün Peygamber efendimizin zamanındaki cami ortamını gerçekleştiremiyor. Bu cami ortamı tamamen sosyaldir ve rahattır. Kadınlar da camilerde son derece rahattır, çocuklar da... Tabii bazı camilerde kafeterya bölümleri olsa, insanlar oralarda dolaşırlarken otursalar, çocuklarına da bir şeyler ikram etseler çok iyi olur. Bunlar ancak, camilerin yapım ve denetim yetkisi Diyanet İşleri Başkanlığı’na verildiğinde olacak. Ama bugün, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hiçbir yetkisi yok. Yetki, mülki idarede ve belediyelerde.




