Darıca'yı kurduğuma pişman ettiler
Faruk Yalçın... Bilenler "Aziz Yıldırım'ın dayısı", "Fenerbahçe'nin sponsoru" diye bilir. Gidenler de "Darıca Hayvanat Bahçesi'nin sahibi" diye... En cazip yanı "NATO müteahhidi" olmasıdır...
• Darıca Hayvanat Bahçesi'nde bıçak ilk ne zaman kemiğe dayandı?
Bir seneden beri "kapatmamak için neler yapabiliriz"i konuştuk. Hiçbir netice alamadık. Birkaç ay önce de kapatma kararını aldık. Neticede 82 yaşındayım. Ben öldükten sonra da buranın yaşama şansı hiç yok. Ölmeden bu işi halletmem gerekiyor. Envanter çıkarmaya başladık.
• Acaba nerede hata yaptınız?
Tabii hata tek taraflı olmaz ama
belki seçilen yerin uygun olmadığım dikkate almamış olabilirim. Çünkü buraya ulaşım zor. istanbul merkezinden 50 kilometre, Gebze'den 30 kilometre uzak ve toplu ulaşım aracı da yok.
• Size başka bir yer verseler?..
Çok zor. Çünkü bir hayvanat bahçesinin topyekûn taşınması hem çok pahalı, hem de çok titizlik, çok bilgi gerektiren bir iş. Böyle bir şansımız artık kalmadı.
• O zaman insanların buraya gelebilmesi için bir şeyler yapmak gerekiyor...
Başından beri aslolan buydu zaten. Avrupa'da da çoğu hayvanat bahçesi şehirden uzaktadır. Ama oraya hep toplu ulaşım araçları konur. Buraya da belediyenin seferler koyması gerekiyordu. Yapmadı.
• Vatandaş gelebilse sorun çözülüyor muydu?
Hayır, insanların gelmesiyle de bitmiyor hadise; çünkü zorluklar evvela devletten başlıyor. Buraya bir hayvan getireceğiniz zaman inanılmaz zorluklarla karşılaşıyorsunuz. AB'nin prosedürüyle Türkiye'nin prosedürü bir değil. Faturalandırma şeklinden, sağlık sertifikasına kadar her şey çok zor. Gümrüklere gelelim; orada da ayrı bir sıkıntı yaşanıyor. Her hayvana özel yem bile ithal ettirmediler bize.
• Burayı açtığınıza çok mu pişmansınız?
Hem de nasıl. Aslında büyük bir hizmet yaptım halkıma, o yüzden çok memnunum ama karşılaştığım zorlukları gördükçe pişman olmamak elde değil.
Hayvanları tanımıyoruz
• Peki halk memnun kaldı mı bu hizmetinizden, alıp başının üzerine koydu mu?
Bakın burayı bütün dünya tanıyor. Meraklılarına "Darıca Hayvanat Bahçesi" dediniz mi bilmeyeni yoktur. Özel olarak turistler buraya gelir. Ama benim halkımın çoğu Darıca'yı bilmiyor bile. îlgi duymuyor. Hayvan sevgisi mi yok insanlarımızın, bilmiyorum. Oysa ne zaman giderseniz gidin Avrupa'da hayvanat bahçeleri sabahtan akşama kadar doludur. Bizde ise çocuk flamingoları görüyor leylek diyor, aslanı görüyor kurt bu, diyor. Hayvanları bile tanımıyoruz. Üniversite mezunları bile bir şey bilmiyor. Maymunun ağzına sigara vermeye çalışıyorlar.
• Peki ne pahasına verdiniz bu hizmeti; ne kadar zarar ettiniz buradan?
Arkadaşlar hesaplamış, yılda bir trilyon TL zararımız var. Personel, elektrik, su ve hayvanların bakımı için... Düşünün, sadece bir kaplan günde 10 kilo et yiyor. Aşağı yukarı iki kaplan bir haftada, bir inek yiyor.
• Darıca Hayvanat Bahçesi'ni satacak olsanız ne istersiniz?
Onu söylemek çok zor. Buraya değer biçemezsiniz çünkü. Ama rahat yarım katrilyonu geçer.
• Yalnız şurası ilginç: Siz NATO'yu ikna etmiş insansınız. Bugüne kadar belediyeyi, Ankara'yı nasıl ikna edemediniz?
Herkes bunu önerdi bana, gidip konuşsana, işi en tepeden halletsene diye. Ama hiç yapmadım. Burası halk için kurulmuş bir yer. Onlar da bunu biliyor. Kendilerinin sahip çıkması lâzım. Bir de devletle uğraşamam. Hiç kimseden en ufak bir şey istemedim.
• Diyelim ki bu yazıyı okuduktan sonra birileri "Darıca'yı kapattırmayız" dedi ve harekete geçti. Kimin ne yapması lâzım?
Bir: Devletin hayvan ithalatı konusunda AB'nin standartlarım kabul etmesi gerekiyor. Bu iş Tarım Bakanlığı'ndan Çevre Bakanlığı'na verilmeli. Gümrükler ıslah edilmeli. Belediyeler merkezlerden buraya muntazam otobüs seferleri koymalı. İstanbulluların da buraya sahip çıkması lâzım. Ama hiç umudum yok.
• Dayanacak ne kadar gücünüz kaldı, kapıya kilit ne zaman vuracaksınız?
Kademeli olarak başladık. Büyük bir devekuşumuz var, onu Fransa'ya gönderiyoruz. Bir yandan envanter çıkarıyoruz. Resmi olarak AB'ye bildireceğiz. Oraya bildirdikten sonra zaten her yerden talepler gelmeye başlar, isteyene istediği hayvanı göndereceğiz.
FB'yi finanse etmiyorum ama yardımlaşırız
• Fenerbahçe?
Zaten bu Fenerbahçe meselesi söylenti olarak hep bana gelip bağlanır. Neden bağlanır?
• Çünkü siz çok zenginsiniz; Aziz Yıldırım Fenerbahçe'ye çok para harcıyor; demek ki patron sizsiniz diye düşünülüyor. Yanlış mı?
(Gülerek..) Yanlış tabii. Şimdi, Aziz Yıldırım mühendislik okudu. Benim yanımda yetişti. Benim şirketimde önemli yerlere geldi. Sonra kendi şirketini kurdu. Çocuk kendi kendine gelişti. Şimdi de çok iyi durumda.
• Sıkıştığında yardım bile etmiyor musunuz?
Bakın arada olan bir hadise yüzünden bu iş bana bağlanıyor: Aziz Bey, bir ara Fenerbahçe başkanlığından ayrılmak istedi. Ben Zürih'teydim. Geldi, "Dayı ben ayrılmak istiyorum" dedi. 'Niye' dedim, işte anlattı bir sürü şeyler. "Bizim ailede hiç kimse hiçbir işi yarım bırakmamıştır. Neticeye götürmek zorundasın. Neticeye götür, iyi vaziyete gel ondan sonra bırakabilirsin. Ondan önce bırakamazsın" dedim. Sonra gitti kendisi boş bulunup "Dayıma danıştım" dedi. Bu laftan sonra Fenerbahçe'yle ilgili her şey bana bağlandı.
• Peki o söylediğiniz başarı dönemi tamamlandı mı yoksa UEFA Kupası'nı alana kadar mı?
Aslında tamamlandı ama 2007'yi de geçirmesi lâzım. Fenerbahçe'nin 100'üncü yılında Aziz Başkan olmalı. Ama bana göre sonra bırakmalı. Aklı varsa bırakır. Ama insanların bir hırsı vardır. Bir başarıya ulaştıkları zaman, oradan kolay kolay uzaklaştıramazsınız. O hırsa kapılmamasım temenni ediyorum, ama Allah bilir. Fakat Fenerbahçe'nin bugünkü duruma gelişi tamamen Aziz'in gayretiyledir.
• Aziz Yıldırım başarılı ama...
Siz de çok karıştırıyorsunuz ama...
(Kahkaha atıyor...)
• Şunu kabul edersiniz ama değil mi? Bu başarı biraz da paranın getirdiği bir başarı...
İşte para olduğu için yakıştırma yapılıyor. Yanlış ama... O kadar da değil. Destek verdiğimiz kesindir. Netice itibariyle yeğenimizdir. Benim oğlum da (Osman Yalçın) orada zaten.
• Sizin ailede bütün cepler farklı mıdır yoksa bir havuz var mıdır?
Yok, hepimizin cebi ayrı. Ama hiç kimseyi mağdur bırakmayız. Ailede hiç kimse kimseye muhtaç değildir, mutlaka yardım ederiz.
• Siz koyu Fenerli misiniz?
Koyu değil, sadece Fenerliyim. Meselâ asla Galatasaray'ın aleyhine bir şey söylemem.
• Pendik'in 2-1 yendiği maçta ne hissetmiştiniz?
(Yine gevrek bir kahkaha atıyor...) Üzüldüm tabii ama mahvolmadım. Maçın neticesi bana asla tesir etmez. Eğer zaten biz böyle işadamları olarak hadiseler karşısında perişan olursak hayatla baş edemeyiz.
Sülalenizin temiz olması lazım!
• Denir ki, aslında şahsi servetler bakımından Koç, Sabancı ailelerinin fertlerinden daha zenginmişsiniz. Hatta Sakıp Sabancı'nın vaktiyle sizin için "Benden daha zengin yaaa" dediği söylenir. Ne kadar doğru?
Onu ben bilemem. (Biraz mahcup gülerek devam ediyor) Yok öyle bir şey, değildir.
• Peki neden bu kadar medyadan, "cemiyet haberlerinden, diğer işadamlarının dünyasından uzaksınız?
Ben de tabii çok para kazanan bir insanım. Ben de çok para kazandım. Ama ben kendimi daha çok halk içinde olmaya verdim. Bakın şuraya çıksam, sokakta yürüsem, beni kimse tanımaz. Bundan o kadar memnunum ki...
• NATO'yla iş yapmanın riski yok mu?
Millet olarak NATO'ya dahil olduğumuza göre biz de milletin menfatini koruduk. Tamamıyla memleket menfaatidir bunlar.
• Peki size nasıl güvendiler?
NATO'da bir iş yapabilmeniz için sadece sizin değil, bütün sülâleniz tetkikten geçiriliyor. Her şeyinize bakılır.
• Herhalde bütün müteahhitlerin gönlünde NATO'ya iş yapıp, dolar üzerinden para kazanmak vardır ama size nasıl nasip oldu?
Biz becerikliydik demek ki... Merkezi Brüksel'deydi. Orada çok iyi münasebetler kurduk, bizim projelerimizin kabul edilmesini sağladık. 80'e yakın kişiden oluşan bir ekibimiz vardı. Hepsi ABD'de tahsil görmüşlerdi. Çok yeteneklilerdi. Çok çalıştık.
• Hiç sözü geçen lobilerle ilişkiniz oldu mu?
Öyle şeylere hiç girmedik. Doğrudan doğruya, düz düz teknik olarak işlere girdik.
Devletin, belediyelerin yapamadığını yaptım
• Sizin için "Yarım katrilyon parayı hayvanlara vereceğine aç insanları doyursaymış" denebilir.
Bu pek doğru bir karşılaştırma olmaz. Çünkü burası sayesinde en az 100 kişiye istihdam sağladım, her ay onlara maaş veriyorum, onlar da ailelerini geçindiriyor. Ayrıca biz burada beş okul yaptırdık.
• Manevi tatmin için acaba siz de Koçlar, Sabancılar, Eczacıbaşılar gibi müze mi kursaydınız?
Burada da müzemiz var, Hayvanlar Müzesi... Üstelik benim de buradan manevi tatminim çok büyük oldu. Üç yıl içinde burayı AB üyesi bir kurum haline getirdim. Devletin, belediyelerin yapamadığını yaptım. Kim girer bu işe?
• Peki siz nereden cesaret buldunuz? Pul biriktirir gibi hayvan mı biriktirdiniz?
Manevi bir mutluluk diyebilirim. Çok seviyorum hayvanları. Başka gerekçesi yok.




