“Cumhuriyet’in kızı” 13 yıl sonra ortaya çıktı
Atatürk’ü şeffaf yaptım çünkü hem ölümsüz, hem de kaybolan bir simge
28 Şubat döneminde Ankara’daki bir gösteriyi elindeki Atatürk portresini kaldırarak tek başına protesto eden Türk vatandaşı
Chantal Zakari, o dönem bu protestosuyla gazetelere manşet olmuş, haber kanalları ondan “Cumhuriyet’in Kızı” diye bahsetmişti. Bazı gazeteler ise, Zakari’nin CIA ajanı olduğunu öne sürüp onu 28 Şubat’a giden olaylar zincirinin bir parçası olarak göstermişti. Zakari, 13 yıl sonra bu kez Amerikalı eşi Mike Mandel ile birlikte hazırladığı “Ata’nın Devleti” kitabıyla adından söz ettirecek.
Doğma büyüme İzmirli olan, İzmir’in ileri gelen levanten ailelerinden Chantal Zakari, halen Amerika’da “Boston School of the Museum of Fine Arts”da sanat profesörü... “Ata’nın Devleti: Bir Güç Simgesi’nin Tartışması” adlı kitabı için 12 yıl Anadolu’yu karış karış gezen Zakari, eşiyle, devlet arşivlerini, müzeleri, küçük büyük şehirleri gezmiş, sokaklarda Atatürk fotoğrafları çekmiş. Ve bu gezilerinden edindiği gözlem ve fotoğraflara işte bu kitapta yer vermiş. Kitap, Türkiye’nin Atatürk ekseni çevresindeki bölünmüşlüğünü özellikle heykel ve büstler üzerinden anlatıyor. Kitapta 12 meslek dalından kişilerle yapılan mülakatlar da var. Zakari “Eşarplı kadınlar, tarihçiler, genç ülkücüler, heykeltraşlar vs. hepsinin ‘Atatürk’ denilince anladığı şey farklı. Atatürk, bir Kurtuluş Savaşı kahramanı olarak herkesçe saygı uyandırıyor. Ama onu bir devrimci ya da ideolojik bir simge olarak görmek ise herkes açısından farklı... ABD’de ‘devletin babaları’ diye tanımlanan 10-12 kurucu var. Hepsinin sembolik anlamı farklı. Türkiye’de bu güç tek kişide toplanınca durum karmaşıklaşıyor” diyor.
HEYKEL DENİLİNCE ATATÜRK!
Sanatçı, “Atatürk” isminin Türkiye’de aynı zamanda otoritenin simgesi olarak kullanıldığını da gözlemlemiş: “Mesela, sokakta duran bir Atatürk resmini çekerken, jandarma veya polis tarafından durdurulduk. ‘Yok olmaz, izinsiz çekilmez’ diyen oldu. Ama kimse neden ve nereden izin almak gerektiğini bilmiyor” diyor. Kitabın eğlenceli bölümlerinden biri de “Taxi Rides” adlı (Taksi Gezintileri) bölüm. Burada İstanbul taksicileri ile yapılan söyleşiler çizgi-roman gibi anlatılmış. Zakari şöyle diyor: “İstanbul’un taksilerine binip ‘Bizi bir heykele götürün’ dedik. Tabii şoförler önce bizi Taksim Cumhuriyet Anıtı’na götürdü. Orada birkaç resim çektikten sonra başka bir taksi ve yine aynı soru... Bazı taksicilerin aklına hiçbir heykel gelmiyordu. Biri ise Barbaros Hayrettin’in heykeline götürdü. Anladık ki, ‘heykel’ kelimesi halk arasında ‘Atatürk heykeli’ olarak düşünülüyor. Herhangi bir heykel, sadece Atatürk heykeli olarak görülüyor. Zaten başka bir heykel de görmek ender bir durum...”
SERGİLERİ BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ
Zakari ve eşi Mandel’in Anadolu’da Atatürk simgesine dair çektikleri fotoğraflar ve Atatürk büstlerinden oluşan sergisi, Amerika’nın birçok kentinde de sergilendi. Fotoğrafları Singapur’da yağlı boya tablo haline getiren Zakari’nin, videolar, projeksiyonlar ve heykellerle dolu sergisinde eşarplı-türbanlı kadınlarla Atatürk portreleri aynı karede buluşuyor: “Kitabımızın kapağını Atlanta’daki sergiden sonra geliştirdik. Aslında bu karelere ‘zıt’ demek kolay bir çözüm. Avukat bir kadın başını örtmek istiyorsa ve bu yüzden mesleğini tatbik edemiyorsa, bunun cevabı hiç de kolay değil. Başka bir açıdan bakılırsa, başını mütevazı ve dini bir şekilde kapatan bir genç kız, neden ruj sürer, neden aşırı makyaj kullanır, neden bu kadar parıltılı bir eşarp giyer? Resimlerde bu ve benzeri sorulara tek ve kolay bir cevabın olmadığını gösteriyoruz. Sergimizi 50’ye yakın Atatürk büstü ile doldurduk. Büstleri plastik reçineden yaptık. Sarı, şeffaf bir görüntüleri oldu. Yani hem ölümsüz, hem de kaybolan bir simge yaratmayı amaçladık. Sergiyi yakında Türkiye’ye de getireceğiz.”




