Gazete Vatan Logo
ArşivÇocuklarda iştahsızlığın yönetimi

Çocuklarda iştahsızlığın yönetimi

Çocuklarda iştahsızlığın yönetimi

Küçük yaşlardan itibaren kazanılan bir alışkanlık olan beslenmede 1-3 yaş oyun çocukluğu dönemi çok önemli. Çocuğunuzun neyi ne kadar hangi dönemde yemesiyle ilgili merak ettikleriniz yazımızda...

Haberin Devamı

Beslenme sağlığın temel koşulu ve belirleyicisi. Bildiğiniz gibi beslenmenin etkisi yaşam boyunca değişkenlik gösterir. Kötü beslenme yaşamın ilerleyen dönemlerinde kronik hastalıklara zemin hazırlar. Bu nedenle sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmak, yaşamın erken dönemlerinde olmalı. Çocuklara sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırabilmek için ailenin de aynı mesajlarını oluşturacak şekilde beslenmesi çok önemli.
Sağlıklı beslenme eğitiminin verilmesi ya da sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması için mutlaka çocuğun beceri gelişimlerinin hangi yaşta nasıl olduğunu bilmek gerekir.

1 yaş sonrası beslenme becerilerinin gelişmesi

Tam oyun çağında olan çocuğunuzun bu yaşlarında beslenmesi nasl gelişir izleyelim:

1 yaş Yardımla fincan kullanır, kaşığı tutar ancak dökmeden ağza götüremez. Elleriyle yer ve döker. Yüksek iskemleye gereksinim duyar.
18 ay Yardımsız fincan kullanır, güvenle kaşığı tutar. Yüksek iskemleye gereksinim duyar.
2 yaş Besini iyi çiğner, kaşığı iyi kullanır. Daha düzenli olup pipet yardımıyla sıvı içebilir. Yüksek iskemleye gereksinim duyar.
3 yaş Yumuşak besinleri bıçakla keser. Kaşık, çatal ve fincanı kullanır. Yardımla kendini besler ve daha düzenlidir. Masada oturur ama inmek ve koşmak ister.

Oyun çocukluğu döneminde, enerji ve besin öğeleri gereksinimleri genel kanının tersine, bebeklik dönemindeki kadar yüksek değil. Ama bu yaş grubu çocuklarda da önemli işlevsel gelişme devam ettiği için uygun beslenme yine de çok önemli.

Yediklerinin kontrolü sizde
Tüm çocuklar en az 2 yaşına kadar yedikleri konusunda kontrol altında olmalı. Tek başına bırakılan çocuklar yetersiz beslenir. Çocukların kaşık kullanmaları zaman alır. Bu yaş grubundaki çocuklar yavaş yer, etrafı batırır ve dikkatleri kolayca dağılır. Bu nedenle çocuğunuzun beslenmesi için yeterli zaman ayırmanız önemli. Bu dönemde çocuklar günün bir öğününde çok iyi yerken, diğer öğününü geçiştirir. Genellikle iştahları da sınırlı olduğu için, bir öğünde fazla besin yiyemez. Bu nedenle 3 ana, 2 veya 3 ara öğün olmak üzere 5-6 öğüne gereksinim duyarlar.
1-3 yaş arası çocukların gösterdikleri hızlı gelişim ve değişime anne-babaların uyum sağlaması bazen güç olabilir. Bu nedenle sıklıkla bazı sorunlar ortaya çıkar. Ailelerin çocuklarında en çok yakındıkları sorun hiçbir şey yemediği düşüncesidir. Genellikle çocuk doktorları, diyet uzmanları, psikologlar bu sorunun çözümünde zorlanır.
Bu yaş grubunda anne-baba iştahsızlıktan yakınıyorsa, çocuk iyi kilo alıyorsa bile, iştahsızlık bir sorun olarak ele alınmalı. İştahsızlık sorunu olan bir çocuğu psiko-sosyal nedenlerin yanı sıra organik nedenler açısından da değerlendirmek gerekir.
İştahsızlık için ölçüt, çocuğun az yeme veya besin seçme davranışlarının nasıl bir sağlık sorununa neden olduğu şeklindedir. Bunu ayırt etmek için aileden çocuğun üç günlük besin tüketim listesiyle, uyuma ve yemek yeme saatlerinin kaydı alınır.

İştah azalıp artabilir
Çocuklar her dönemde aynı büyüme hızını göstermez. 1-5 yaş çocukluk döneminde de büyüme hızına göre ve kişisel ayrıcalıklara göre iştah azalıp artacaktır. Yapılan çalışmalar iştahla ilgili mekanizmaların, çocuğun büyümek için gereksinim duyduğu etmenlerin etkisi altında olduğunu gösterir. Normal büyüme eğrisi gösteren çocuklarda 15-18. aylar arasında iştah en düşük düzeyde. İlerleyen aylarda aşırı açlık ve yeme isteğinin azalmasından besini reddetmeye kadar dalgalanmalar gözlenebilir. 1-5 yaş grubu çocukların en önemli silahı yiyeceği reddetmesi ve aileye, çevreye duyduğu tepkiyi yemek yememekle dile getirmesi şeklindedir. Anne-babanın veya çocuğun yakın çevresindekilerin sorumluluk duygusuyla çocuğun günlük beslenmesinde tükettiği besinlerle yetinmemesi, başkalarının yedikleriyle çocuğun yediklerinin kıyaslaması, beslenme görüntüsünde önemli sorunlara yol açabilir. İştahtaki isteksizlik ve dalgalanmalar davranışlara da yansıyabilir.

Acıkmadan yemek yedirmeyin
Öncelikle büyüme ve gelişme normal ise, çocuğun yeme alışkanlıkları bir sağlık sorunu yaratmıyorsa ve çocuk gerek duyduğu kadar yiyorsa, bazen öğün atlasa bile sorun yoktur. Hatta bu düzensizlikler birkaç gün sürse de çocukta önemli bir sağlık sorununa neden olmaz. Burada çocuğun ayrı bir birey olduğunun bilinmesi ve iştahlarının zaman içinde değişebilir olduğunun kabul edilmesi gerekir. Bu yaş grubu çocuklar yemek seçimlerinde tutucu olup çoğu zaman örnek aldıkları bir yetişkinin veya yarış halinde oldukları kendi akranlarının sevdiği yiyecekleri tercih ederler. Ayrıca bu yaş grubu kendini önemsemekte ve kendi tercihlerini ön plana çıkarmak için, alınganlık, gereksiz kızgınlık, küsme gibi değişik davranış biçimleri geliştirir. Yine bu grup çocuklarda duygusal özellikler, renk, koku, ısı, tat ve yemeğin görünüşü önemli ve karışık lezzetlerden hoşlanmazlar. Çocuk seviyor diye sık sık aynı besinlerin pişirilmesi besine karşı isteksizliğin ve besinlere karşı değişik bahanelerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Yiyeceğin değişik biçimlerde sunulması ve çocuğun verilen yiyeceklerden ne kadar yediğini bilmek önemli. Çocuklarıyla aşırı ilgili ailelerde iştahsızlık sorunu değişik boyutlarda yaşanır, aile çocuğun kendi besin seçimine engel olur ve çocuğu istemediği bir seçime zorlayarak karşı çıkma içgüdüsünü ortaya çıkarır. Çocuğa verilecek besinin, kendi yararı için olduğu bilinci verilmeli, seçimlerinde ailenin olanaklarıyla yetinmesi gerekliliği vurgulanmalı. Her çocuk doğduğu günden itibaren emme, yeme ve içme içgüdüsüne sahip. Acıkmadan beslenen, arkasından koşularak bir lokma verilen çocuklarda iştahsızlık bir tepki olarak ortaya çıkar.

Ailece yemek önemli
Çocuğun ne yediğini bilmek önemli. Yaşına göre kilo ve boyuna bakılarak normal gelişmesi değerlendirmeli, iyi bir beslenme öyküsü alınmalı, öğün ve öğün dışındaki yiyecekler kaydedilerek günlük aldığı enerji, protein, vitamin ve mineral gereksinimi hesaplanarak normal değerlerle kıyaslanmalı. Normal büyüme eğrisi göstermeyen, sık hasta olan ve besin tüketimi normalin çok altında olan çocuklar klinik ortamda değerlendirilmeli.
Çocuklarda küçük yaşlarda başlayan aile eğitimi, beslenme eğitimini de kapsar. Çoğu zaman ailenin bir arada olduğu aile sofrası aynı zamanda bir çatışma veya sorunları tartışma ortamı olabilir. Günlük yaşamda yaşanan sorunlar, sofraya yansımamalı, disiplin uygulama yeri yemek masası olmamalı. Çocuğun yeterli yediğinden emin olmak için sürekli yemekle ilgili mesajlar vermek, yemeğini bitirmesi için aceleci davranmak, zaman sınırı koymak, sofra kuralları üzerinde çok erken dönemlerde ısrar etmek, yemek artıkları, kırıntılar, herhangi bir şeyin dökülmesi ve kırılmasında aşırı tepki göstermek veya diğer çocuklarla kıyaslanmak, çocuğun ayıplanmaktan korkmasına ve gerginliğe neden olabilir. Çocuklarda oluşan korku ve çekingenlikle başlayan besine ilgi, aşırı iştahsızlığa veya çocuğun hata yapmaktan korktuğu için yemek saatinde uykuya dalması gibi kaçışlarla öğün atlanmasına neden olabilir. Bu tür deneyimler yemek alışkanlığı üzerinde kötü etkiler yapacaktır. Oysa yemek masası sevgi, mutluluk ve ailenin birleşme ortamıdır ve yaşamımızın verimli, düzenli ve günlük gerilimlerden uzaklaştırıcı, neşeli bir dönemi olmalı. Çocuklara bir oyun gibi gelen getir götür işleri, yemek hazırlarken kullanılabilecek yöntemlerden biri. Yetenekleri ölçüsünde onlardan yararlanarak önemli oldukları vurgulanabilir. Masa kurma, servis yapma, temizlik, yıkama, kurulama, toplama gibi işlere katılabilirler.

Yeme sorununu belirleyin
Bebek ya da çocuktaki iştah ve yeme sorunun belirlenmesinde önemli nokta yeme davranışının kaydedilmesi. Bu soruları sorarak sorunu bulabilirsiniz.
Sofra düzeni nasıl?
Çocuğun yemeğe tepkisi nasıl? (istekli, seçici, dirençli, öfkeli gibi…)
Çocuğunuz ne kadar yemek yiyor? (Ölçü birimi geliştirilmeli. Örneğin 1 çay bardağı süt, 1 su bardağı süt gibi veya çok az, çok fazla, hiç gibi...)
Yeme şekli nasıl? (Yemekle oynaması, elle yeme, çatal, bıçak kullanma gayreti, sofrada düzeni bozma, sürekli ağlama, her şeyi kırma gibi...)
Yiyeceklere olan ilgisi nasıl? (Sevdiği ya da sevmediği yiyecekleri yeme hızı gibi.)
Sofradan kalkma şekli nasıl? (Karnı tok ve neşeli, zorla yedirildiği için kusma eğilimli, doymamış ve etrafta yenilecek bir şey arayan, mızmız...)

İştahını neler kapar?
Sık sık meyve suyu veya süt içmek, şekerli besinleri sık tüketmek iştahsızlığın oluşumundaki temel unsurlardan biri. Birçok çocuk bir şeyler içmeyi yemeğe tercih eder ve midesini gelişigüzel içeceklerle doldurur. Yemekten bir saat önce içeceklerden kaçınılması ve yemek sırasında değil de yalnızca yemek sonrasında içecek alması daha yaralı. Çocuğunuzun ufacık bir midesi vardır. Bir bardak meyve suyuyla doygunluk hissine ulaşabilir. Değişik içecekleri çocuklar şişeden içmekten hoşlanabilir ve bu büyüklere özenti şeklinde gelişebilen bir davranış. Onu fincanla veya bardakla içmeye özendirmek sıvı alımını azaltabilir. Gereğinden fazla süt içimi de diğer besinlerin tüketimini engellediği ve tokluk hissi verdiğinden, günlük 2.5 su bardağı (500ml) sütle sınırlandırabilirsiniz.
Öğünler arasında bir şeyler atıştırmak da iştahsızlığa neden olan diğer bir unsur. Küçük çocuklar genellikle öğünler arasında yemek yeme gereksinmesi duyar. Çoğu kez de besin ihtiyaçlarını yemek aralarında giderirler. Bir bardak hazır meyve suyu, 1-2 adet bisküvi, kraker, simit gibi gıdaların tüketilmesi ana öğünlerde besin alımını engeller. Çalışıyorsanız, sabah kahvaltısı yapma alışkanlığınız olmayabilir. Bu da ara öğünlerde de çocuğa besin verme gereksinimi daha yoğun ortaya çıkarabilir. Oysa ana öğünlerde uygun yiyecek verildiği takdirde, hiçbir sağlıklı çocuğun açlık çekmeyeceği kesin.

Anne-baba olarak yaklaşımınız tutarlı olmalı
Anne-baba olarak çocuğunuza karşı tutarlı bir yaklaşım geliştirilmeli ve bakımıyla ilgili işbirliği ve ağız birliği yapmalısınız. Zorla bir şeyler yedirmeye çalışmak, çocuğun yediğiyle yetinmemek ve aşırı porsiyonlar durumu daha da zorlaştırır. Arkadaşlarıyla birlikte yemek yeme, piknikler, oyun içinde yemek, yemek saatlerinde mutlu bir ortam yaratma, çocuğa besini tanıtarak sevdirme sorunların çözümünde önemli etmenler.
İştahsızlık davranışsal bir sorun olabileceği gibi, bazı makro ve mikro besin öğeleri eksikliklerine bağlı olarak da gelişebilir. Genelde bu durum sağlık uzmanları tarafından sıklıkla göz ardı edilir. Psikolojik tarafı değerlendirilirken zaman kaybına neden olur. Çok yönlü olarak düşünülmesi gereken iştahsızlıkta nedenlerin aranması çözümü kolaylaştırır. Zaman kaybını da önler.

Çocuk beslenmesinde önemli olan 5 besinsel destek ve kaynakları
PROTEİNİN GÜCÜ: Beslenmeyle yetersiz miktarda protein alımı amino asit eksikliğine ve iştah kaybına neden olur. 1-3 yaş grubu çocuklar ortalama 1200-1300 kalori enerji ve ortalama 13 gram protein almaları gerekir. Protein kaynakları olarak kaliteli proteinler seçilmeli. Yumurta, süt, yoğurt, balık, tavuk, yağsız kırmızı et çocukların mutlaka tüketmesi gereken besinler olmalı.
1-3 yaş grubu çocuklar, günde ½ su bardağı süt, 1 köfte kadar et, ½ kase yoğurt ve 1 ince dilim ekmek yiyerek protein gereksinimlerini karşılayabilir.
DEMİRİN ÖNEMİ: Demire, hayat veren mineral denilebilir, çünkü kanda oksijenin dokulara taşınmasını sağlar. Ayrıca vücutta oluşan karbondioksitin akciğerlere taşınıp solunumla atılmasının temel direğidir. Beyin fonksiyonları ve bağışıklık için gerekli. Demir yetersizliğinde anemisi gözlenir ve iştah kaybı, solukluk, yorgunluk ve mental performansta azalma en önemli belirtileri. Besinlerle iki farklı formda demir alırız. Bunlara hem ve hem olmayan demir denilir. Bu iki demir kaynağını birbirinden ayıran en önemli özellik, alındıktan sonra hem demirinin hem olmayan demire göre emiliminin daha fazla olması. Hem demiri hayvansal kaynaklı besinlerde; kırmızı et, tavuk eti, balık eti, yumurtada bulunurken; hem olmayan demir bitkisel kaynaklı besinlerde; kuru baklagiller, börülce, ıspanak, havuç, patates, kuru meyveler, bezelye, semiz otunda bulunur. Pişirmeyle hem demirinde değişiklik olmazken, hem olmayan demir, haşlama sonrasında sebzelerde % 20, işlem görmüş tahıllarda ise % 70-80 oranında kaybolur.
ÇİNKONUN SİHRİ: Yaklaşık 100 enzimin yapısına giren ve vücutta oluşan biyokimyasal reaksiyonların devamı için vazgeçilmez minerallerden biri. Çinko; çocuklarda büyüme ve gelişmede, bağışıklık sisteminde, tat ve koku almada, iştahın denetiminde, yaraların çabuk kapanmasında, erkeklerde gelişme çağında testislerin gelişmesinde önemli rol oynar.
Yağsız kırmızı et, derisiz tavuk eti, kuru baklagiller, kuru yemişlerde fazla miktarda bulunur.
1-3 yaş grubu çocuklar, günde 3 mg çinkoyu besinlerle almalı.
MAGNEZYUMUN MUCİZESİ: Kemik ve diş yapısında kalsiyum ve fosforla birlikte bulunur. İnsan vücudunda yaklaşık 300’den fazla metabolik reaksiyona eşlik eder. Kas ve sinir sisteminde etkin. Yetersizliğinde huzursuzluk, mental bozukluk, sinir ve kas çalışmasında sorunlar ve iştah kaybı görülür. Magnezyum hipertansiyon, preeklemsi, eklemsi, kalp hastalıkları, şeker hastalığı, osteoporosiz, migren ve baş ağrıları, astım tedavisinde kullanılır. En iyi kaynakları, badem, ceviz, fındık, kuru baklagiller ve yeşil yapraklı sebzeler.
1-3 yaş grubu çocukların günde 80 mg magnezyum alması gerekir.
FOSFORUN DEĞERİ: Kemik ve diş yapımında görevli mineral, hücre zarının yapısında, yüksek enerji oluşumunda da rol oynar. D vitamini ve kalsiyumun emilimini kolaylaştırır. Genelde proteinden zengin besinler fosfordan da zengin. Besinlerde yaygın olarak bulunması nedeniyle yetersizliğine sık rastlanmaz. Ancak yetersizliğinde iştah kaybı, kansızlık, kaslarda kasılma, kemik yapısında bozulma, enfeksiyonlara kaşı aşırı duyarlılık ve yürümede zorluk görülür.
Et, tavuk, balık, kuru baklagiller, yağlı tohumlar, süt ve süt ürünleri en zengin fosfor kaynakları.
1-3 yaş grubu çocuklara günde 460 mg fosforu besinle alınması önerilir.