Gazete Vatan Logo
ArşivAkdeniz’in öksüz kızı Badem

Akdeniz’in öksüz kızı Badem

Akdeniz’in öksüz kızı Badem

Geçen ay Didim’de bulunan yavru Akdeniz foku Badem için seferberlik ilan edildi. İşadamı Mustafa Koç’un evlat edinip masraflarını üstlendiği Badem şimdi Foça Belediyesi’nin büyük katkılarıyla tamamlanan rehabilitasyon merkezinde. Dünyadaki nüfusu 500 olan ve nesli tehlike altındaki bu türün güzide temsilcisi Badem için gönüllü bir ekip gece-gündüz çalışıyor

Haberin Devamı

Her şey 5 Aralık 2006’da Didim Mavişehir kıyısında bitkin haldeki yavru bir Akdeniz fokunun bulunmasıyla başladı. Dünyada nesli tükenmekte olan memeliler listesinin başında gelen Akdeniz foklarından biri olan bu yavruya örnek bir çabayla sahip çıkıldı. Kaybedecek vakit yoktu, hemen harekete geçildi. Yavru Akdeniz fokuna ilk gözlemi Didim Belediyesi veterinerleri yaptı. Ardından Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan yardım istenmesiyle nefes kesen kurtarma operasyonu başladı.

SAD-AFAG ALARMA GEÇTİ
Türkiye’de Akdeniz foklarının ve yaşam alanlarının korunmasında 19 yıllık deneyimi olan Sualtı Araştırmaları Derneği, Akdeniz Foku Araştırma Grubu’nun (SAD-AFAG) kurduğu, Bilgi ve Kurtarma Ağı üyesi olan Sahil Güvenlik Komutanlığı (SGK) bu gelişmeyi aynı gün SAD’a bildirdi.

Bunun üzerine AFAG üyelerinden Dr. Harun Güçlüsoy ve Veteriner Avni Gök soluğu Didim’de aldı. İki uzman, Avrupa’da en yetkin kuruluş olan Hollanda’daki Fok Rehabilitasyon ve Araştırma Merkezi (SRRC) ile temas içinde olarak yavru fok üzerinde ön inceleme yaptı. Buna göre yavru 1.5 aylık bir dişiydi. Ne yazık ki, olması gerekenden 15 kilogram daha zayıftı. Yavru fokun ileri derecede su kaybı belirtileri gösterdiği, 7 gündür aç olduğu saptanıp ilk yaşam desteği sağlandı.

NASIL GELDİĞİ MEÇHUL
Peki, yavru Akdeniz foku, Didim kıyılarına nasıl gelmişti? Yavrunun bulunmasından itibaren 12 saat boyunca yetişkin bir fokun gözlenmediği Didim bölgesi, Akdeniz fokunun yaşam alanını içermiyor. Bu türün birincil yaşam alanı ıssız ve yapılaşmamış kayalık kıyılar, kıyı mağara ve kovuklarına sahip tenha sahiller olduğundan; bölgeye en yakın üreme alanının Yunanistan’a ait adalar olduğu biliniyor.

ANNESİNDEN İZ YOK
Bu yaştaki bir yavru fokun doğum mağarasından 3-4 kilometreden uzağa ayrılmadığına dikkat çeken uzmanlar, yavrunun kesinlikle annesinden ayrı düştüğü görüşünde birleşti. AFAG ve SRRC yetkilileri, yavrunun doğada yüzde sıfır olan yaşam şansını artırmak için, yaşaması halinde geri salınmak üzere rehabilitasyona alınmasına karar verdi. Bunun üzerine yavru fok aynı gece Foça’daki Club Hotel Phokaia tarafından sağlanan bir mekana nakledildi. Burada da Dr. Güçlüsoy ve Veteriner Gök tarafından başlatılan ilk yaşam desteğine devam edildi. Yavru fok yaşam mücadelesinde yalnız değildi. Ve emin ellerde, ilk geceyi atlatmayı başardı.

UZMANLAR YANINDA
Ertesi gün SAD-AFAG ve SRRC tarafından önceki yıllarda Foça’ya gönderilen ve Akdeniz foklarının rehabilitasyonunda dünyadaki en tecrübeli uzman olan Richard Dijkema yavru fokun yanına geldi. Genel sağlık durumu gayet iyi olan yavru fok, vitamin ve antibiyotik takviyeli balık püresiyle midesine indirilen hortum yoluyla sonda ile beslenmeye başlandı. O güzel gözlerinin, eski parlaklığına dönmesi bekleniyordu.

KOÇ AİLESİ SAHİP ÇIKTI
Yavru fokun Foça’ya getirildiği akşam, Akdeniz fokları konusunda daha önce de SAD-AFAG’a destek olan işadamı Mustafa Koç, grup üyelerini aradı. Koç, Türkiye tarihinde bir ilke imza atarak yavru foku evlat edindi ve 5 ay sürecek rehabilitasyon boyunca tüm masrafları üstlendi. Mustafa-Caroline Koç çiftinin kızları Esra ve Aylin, yavru foka “Badem” adını verdi.

YENİ MERKEZDE MUTLU
Badem, 12 gün, günde dört saatte bir sondayla beslendi. Sonra da otelin dezenfekte edilen havuzuna deniz suyu dolduruldu. Böylece Badem’in egzersizlerine başlandı. Bu sırada sevindirici bir gelişme daha yaşandı. 30 Aralık 2006’da Foça Belediyesi’nin büyük katkılarıyla inşaatı tamamlanan, Türkiye’nin ilk Akdeniz Foku Rehabilitasyon Merkezi açıldı. Ve Badem kız, yeni mekanına kavuştu. Geldiğinde 22.5 kilogram olan Badem, Richard Dijkema’nın bakımıyla 2 Ocak 2007’de 28 kiloya ulaştı. Badem halen sondayla besleniyor. Yakında zorla beslenme denen balık yedirilme aşamasına geçilecek. Daha sonra da havuzuna konulacak canlı balık ve ahtapotları yemesi için eğitilecek. Badem’le ilgili gelişmeleri günü gününe takip etmek için SAD-AFAG’ın sitesine tıklayın: http://www.afag.org

Yaşamaları Türkiye ve Yunanistan’a bağlı
Akdeniz foku bütün dünyada nesli tehlike altında bulunan türler içinde ilk sırada yer alıyor. IUCN (Dünya Doğayı Koruma Birliği) tarafından koruma altına alınan Akdeniz foku bugün dünyada sadece Yunanistan, Türkiye, Fas, Moritanya ve Maderia Adaları’nda yaşıyor. Toplam nüfusu 500 olan Akdeniz foklarının 100’ünün Türkiye kıyılarında yaşadığı tahmin ediliyor. Bu eşsiz türün en büyük populasyonu Ege Denizi’nde. Akdeniz fokunun Akdeniz’de soyunu sürdürebilmesi esas olarak 2 ülkenin elinde: Türkiye ve Yunanistan!

Kıyıdaki insafsız düşman: İnsan
Peki Akdeniz fokunun düşmanı nedir? Bu eşsiz türün yok olma sebebi ne yazık ki doğal nedenler değil. Akdeniz fokunun tek düşmanı insan! Ve işte insandan kaynaklanan 5 neden:
1- Yaşam alanlarının (kıyıların) işgali.
2- Yasadışı ve aşırı su ürünleri avcılığı.
3- Fokların kasti öldürülmesi.
4- Fok mağaralarına turistik dalışlar.
5- Deniz ve kıyıların kirlenmesi.

Tenha ve kayalık sahillere ihtiyaç var
Akdeniz foku, üzerinde yapılaşma olmayan, insanların kolay ulaşamadığı üreme veya barınma işlevleri gören kıyı mağara ve kovuklarına sahip; tenha kayalık sahilleri yaşam alanı olarak seçiyor. Bu alanların bozulmasından direkt etkileniyor. Beslenmek için ıssız kayalık sahillerin dışına çıkarak dolaşım alanını genişlettiği, kumluk, çakıllık kıyılar ve nehir ağızlarına da uğradıkları biliniyor. Akdeniz fokları etobur bir tür. Besinini balıklar, ahtapot ve istakoz gibi canlılar oluşturuyor.

Umudun gözleri
Boston Üniversitesi Biyoloji Profesörü Les Kaufman’ın e-posta mesajı:
Zafer, bu olay yaşam değişiminin en inanılmaz ve en muhteşemlerinden biri. Badem, kocaman sulu gözleri ve onu daha modern evrimsel akrabalarından (monachine ailesi) ayırt eden tuhaf cana yakınlıktaki biçimiyle çok güzel. Bu küçük, saçlı sakallı, burnunu çekerek yüzen güzel, genç yaşına rağmen gövdesinde büyük bir umutla korkunç bir sorumluluğu aynı anda taşıyan bir gemiye benziyor. Ve bu mucize şu anda sizin ellerinizde. Zafer gibi insanların sayısı arttıkça, dünya çok daha iyi bir yer olacak. Öte yandan eğer Bademler sürüler halinde çoğalıp bu hikayesi en fazla anlatılan denizi (Akdeniz) doldurmazlarsa, insanlığın kaybı çok büyük olacak.