Gazete Vatan Logo
EkonomiKıyı bölge-iç bölge ayrımını anlamıyoruz, kabul etmiyoruz

Kıyı bölge-iç bölge ayrımını anlamıyoruz, kabul etmiyoruz

Kıyı bölge-iç bölge ayrımını anlamıyoruz, kabul etmiyoruz

.

Haberin Devamı

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, ülkenin seçmen haritasına da yansıyan hayat tarzının farklılıklarından kaynaklanan kutuplaşmanın kendisini kaygılandırdığını belirterek, “Bizleri bu topraklarda tutan ortak konular hızla artarken, sosyolojik temeli ciddi derecede tartışmalı bir kıyı bölgesi, iç bölge ayrımını anlamıyoruz, kabul etmiyoruz” dedi.

6 ay sonra seçime gidileceğini hatırlatan Boyner, seçim kampanyasının giderek gerginleşen bir ortamda gerçekleşmesini Türkiye’de hiçbir vatandaşın istemediğine emin olduklarını söyledi. Boyner, “Ülkemizin seçmen haritasına da yansıyan hayat tarzının farklılıklarından kaynaklanan kutuplaşmanın derinleşmesi ihtimali, beni kaygılandırıyor. Bu konuda ifrat ile tefrit arasında bir denge noktasını bulmak zorundayız. Çağdaş devlet bireyin hak ve özgürlüklerini koruyan devlettir. Artık on yıllardır Türkiye’yi kemiren konularda, hele bunca açılım da yaptıktan sonra geri adım atmak, eski formüllerden medet ummak söz konusu olmamalıdır. Seçim sürecinde tüm siyasi partilerimizin bu gerçeği hep hatırda tutarak rekabeti husumet haline getirmemelerini diliyorum” değerlendirmesini yaptı.

Hapis yattınız, bilirsiniz

Boyner, “Hukukun üstünlüğünün, hak ve özgürlüklerimizin dokunulmazlığının, din ve inanç hürriyetinin, kuvvetler ayrılığının toplumumuzda yaygın kabul görmüş anlayışlar olması için çalışıyoruz. Kurulduğumuzdan beri fikir ürettiğimiz ölçüde var olduk, çıkarlarımızı koruduğumuz ölçüde değil” dedi. Kendisine, konuşmasından “En çok ne akılda kalsın istersin?” diye bir soru sorulduğunu anlatan Boyner, şöyle devam etti: “Söylediğim her şey akılda kalsın, herkes beni doğru anlasın, samimi olduğuma inansın isterim. Ama bir konuya dikkati çekmeden buradan inmek istemiyorum. Dün Hrant Dink’in 4. ölüm yıldönümüydü. Hrant Dink cinayeti Uğur Mumcu gibi, birçok faili meçhul gibi bir sembol niteliğindedir. Bize adaletin bir türlü yerine gelmemesini, Türkiye tarihinde bir türlü gerçek suçlusuna ulaşamadığımız cinayetleri, karanlık, derin, bir türlü adalet önüne çıkartılamayan güçleri hatırlatır. Adalet duygusundan yoksunluk en büyük yoksunluktur. Sayın Başbakanım, okuduğunuz şiir yüzünden hapis yattınız. Bu yoksunluğu çok iyi anladığınızı tahmin ederim. Bugün yargılama sürelerinin uzamasından dolayı yaşadığımız sıkıntılardan tutalım, vatandaşın en temel hak ve özgürlüklerine bakış açısına kadar temelinden yeniden inşa etmemiz, vatandaşın adalete olan açlığını giderecek, hukukun üstünlüğüne olan güvenini yerine getirecek bir yargı reformuna ihtiyacımız çok derin...”

Sizin İçin Seçtiklerimiz