Beyin ne söyler okullar ne yapar?

Son yıllarda beyinle ilgili yapılan araştırmalar oldukça ilgi çekici sonuçlar ortaya koydu. Öyle görünüyor ki, araştırma sonuçları insana ve eğitime dair çok şeyi yeniden gözden geçirmemize neden olacak... Özellikle beyin görüntüleme teknolojisindeki gelişmeler dikkate değer...

Eğitime bakış açımız da beyinle ilgili bilgilere bağlı olarak zaman içinde bir çok değişime uğrayacak gibi görünüyor. Bugün eğitimle ilgili uygulamalara bakınca, okullarımızın çok da “beyin dostu” olduğunu söylemek mümkün değil. Neresinden bakarsanız bakın, eğitim adına yaptıklarımızla beynin gerçekleri bir çok noktada örtüşmüyor. Bazı çelişkileri şöyle açıklayabiliriz:

Beyin hareket etmek ister okullar hareketi kontrol altına almak ister

Atalarımızın beyni günde 20-25 km. yürümeye programlı. Hareket etme ihtiyacı, beynimizin “saldır-savun” mekanizmasıyla yakından ilişkilidir. Atalarımız için avlanabilmek için hareket etmek bir zorunluluktu. Ayrıca, hareket eden beyne daha fazla kan ve oksijen gider ve bu da performansı artırır. Bu gerçeğe karşın okullarımızda çocuklardan hareket etmesi değil, daha çok hareket etmemesi istenir. Sekiz saatlik dersler, 5 dakikalık teneffüsler, kıpırdamadan durulması gereken sınıflar çocukların beyninin doğasına aykırıdır. Çocuklar durdukça değil, hareket ettikçe daha iyi öğrenir.

Haberin Devamı

Beyin davranış üretir okullar davranışları etiketler

Beyin, kendini davranış üreterek ifade eder. Düşünme, hissetme, konuşma, okuma, yazma, hareket etme vb. tepkilerin tümü “davranış” olarak tanımlanır. Tepkilerimizin tümü beynimizin ürettiği çıktılardır. Bu nedenle, çocuk istese de istemese de bu davranışları yapmak durumunda. Davranışların yönetilip yönetilememesi de beynin bir becerisidir. Kimi beyin davranışları daha iyi yönetirken, kimi beyin yönetemez. Oysa okullarda, çocukların ortaya koyduğu ve yetişkinlerin istekleri ile örtüşmeyen davranışları birçok etiketle tanımlanır: İlgisiz, vurdumduymaz, sorumsuz, saygısız, tembel vb. Çocukların davranışları bu tür etiketlerle tanımlandığında algımızda bir “kör nokta” oluşur ve artık o çocuk için yapılabilecekleri düşünemez hale geliriz.

Haberin Devamı

Beyin duygularla hareket eder, okullar duyguları ihmal eder

Beynimiz, genel olarak “alt beyin-orta beyin-üst beyin” olarak yapılanmıştır. Alt beyin, temel canlılık özelliklerimizle, orta beyin daha çok duygularla, üst beyin de düşünme ile ilgilidir.

Buna göre, dışarıdan gelen bilgilere, öncelikle beynimizin düşünen bölümüyle değil, hisseden bölümüyle tepki veririz. Bir anlamda, dış dünyaya, daha çok duygularımızla karşılık veririz. Hatta diyebiliriz ki, bizi harekete geçiren şey duygularımızdır. İnsanda duygu diye bir şey olmasaydı zeka vb. hiçbir şey olmazdı.

O halde, okullardan çocukların duygularını daha fazla dikkate alan bir eğitim yapması beklenir. Ancak, gerçek hiç de böyle değildir. Çocukların çoğu duygusu fark edilmez, farkedilse bile ilgilenilmez. Çocukların bazı duyguları da otorite duvarına çarpar. Böylece, duygular doğal ve ifade edilmesi gereken en temel gerçeklerimiz olmak yerine, bir çok sorunun kaynağı olan ve kontrol altına alınması gereken riskli bir alan olarak görülür.

Haberin Devamı
DİĞER YENİ YAZILAR