Bütün dünya "eski prens" Andrew Mountbatten Windsor'ın başına gelenleri izliyor. Daha doğrusu tam merkezinde olduğu skandalı.
Resmi görevini kötüye kullanmak mı istersiniz, modern çağların en korkunç insan ticareti suçlusu Jeffrey Epstein ile bağlantısını mı istersiniz... Ne ararsanız var.
İngiliz kraliyet ailesi açısından düşünüldüğünde kimse de bu tür olayları aramaz zaten. Çünkü Andrew tam 400 yıl sonra gözaltına alınan ilk kraliyet ailesi üyesi olarak tarihe geçti bile. Kara bir leke olarak elbette.
Bugünün gelişi dünden belliydi
Aslında Andrew daha gençlik yıllarından bu yana bazı skandallara karıştı.
Kendi adıma, babamın ciltletip sakladığı eski Hayat Mecmuası koleksiyonunun yanı sıra Andrew'nun gençlik döneminde (benim çocukluk yıllarımda) yaşadığı bir skandal ilişki nedeniyle haberdar olmuştum İngiliz kraliyet ailesinden.
Ki bugünle kıyaslanmaz belki ama Andrew o zaman yetişkin film yıldızı Koo Stark ile yaşadığı yakınlık gazetelerde çarşaf çarşaf yer alırdı.
Yıllar geçtikçe o dönemin İngiltere Kraliçesi'nin ortanca oğlunun nasıl da "yaramaz" olduğu zaten iyice ortaya çıktı.
Bir yandan da hep merak ederdim. Bunca uç noktada yaşayan bir aile üyesinin başına nasıl olup da bir şey gelmediğini.
Annesi gözde oğlunu hep korudu
Sonra bu sorunun yanıtı da ortaya çıktı zaten.
Sıradan bir ailenin oğlu bile olsa ağır şekilde cezalandırılacak olan Andrew'yu annesi Kraliçe 2. Elizabeth koruyordu!
Zaten sağlığında onca olayın, söylentinin üzerine bile onu koluna takıp halkın içine çıkması da bunun bir kanıtıydı.
Ama ne oldu?
Elizabeth ölünce bebekliğinden beri şımarttığı oğlu bir başına kaldı ve gerçeklerle yüzleşti.
Ağabeyi unvanı ve evi de dahil neyi varsa elinden aldı. Son nokta da Andrew'nun polis tarafından sorgulanmak üzere hem de 66'ncı yıl dönümünde gözaltına alınması oldu.
Sorgulandığı uzun saatlerin sonunda serbest kaldı kalmasına ama gelecekte onu nelerin beklediği belirsiz.
Annesi öldü koruma kalkanı kalktı Andrew için.
Kral'ın tutumu gerçek mi göstermelik mi?
Ama bir şeyi de merak etmiyor değilim kendi adıma. Acaba kral ağabeyi Charles, sanki kardeşinin gözden düşmesini destekler görünüp gizliden gizliye ona destek oluyor mu?
Yani sanki onun "yasalar herkese uygulanmalı" sözleri gerçek mi yoksa zaten ailesinin yerlerde sürünen itibarını biraz da olsa kurtarmak için mi?
Bakalım göreceğiz...
BİR ŞEYDEN DE EKSİK KALSANIZ KEŞKE!
Eskiden magazin dünyasında bir furya vardı... Sinemada parlayan yıldızlar birer birer sahneye de çıkardı. Bir dönem böyle geçti.
1970'lerde Yeşilçam'ı egemenliği altına alan "açık saçık" filmler furyasında belki de o dönemin yıldızları için gerekliydi bu. Sonuç olarak para kazanmaları gerekiyordu. Bu yüzden de sinemadaki sükselerini sahnelerde şarkıcı olarak da kullandılar.
Ayrıca bazılarının sesi ve sahne hakimiyeti de gerçekten etkileyiciydi.
Buraya kadar tamam.
Ama ya Beren Saat'in yaptığı hangi sınıfa giriyor?
Bir yarışmayla - üstelik de birinci bile bitirmediği halde- parlayan yıldızını TV dizileriyle taçlandırdı. Hatırla Sevgili, Aşkı Memnu, Fatmagül'ün Suçu Ne? gibi çok izlenen yapımlarda oynadı. Ününe ün kattı.
Sonra ne olduysa oldu, sessizliğe gömüldü.
Herkes ondan yeni bir dizi ya da filmle beklerken "akıllara zarar" bir projeyle döndü.
Keşke şaka olsaydı
Belli ki müzisyen kocası Kenan Doğulu'dan da aldığı cesaretli Capitalizoo adlı bir şarkıyla çıktı ortaya Beren Saat.
Emeğe saygım sonsuz... Şarkıda da klibinde de onca emek var.
Ama...
Bana sorarsanız herkes her işi yapmamalı. Bir insan çok iyi bir oyuncu olabilir ama bu onun iyi şarkı yorumlayacağı anlamına gelmez.
Elbette her ikisini de gayet başarıyla yapanlar var. Onları bir kenara koyuyorum. Sonuç olarak oyunculuk da şarkıcılık da öyle "Ben nasılsa ünlüyüm, yapayım gitsin" tarzı meslekler değil.
Adı üstünde zaten "meslek..."
Kendi adıma Beren Saat keşke bu şarkıyı eş dost çevresinde "eğlencesine" söylemiş olsaydı demekten ötesi gelmiyor elimden.
Ya da o gördüğüm - baştan sona izleyemediğim- klibin şaka olmasını istiyorum içten içe.

