Yer yatağında 3. yıldönümü

Haberin Devamı

Hayatımı çorbaya dönüştürme konusunda iyice uzmanlaştım.

Mesele şu: Bu yaz Bodrum’da bir ev tutayım dedim. Öyle yazlık kafası değil. Şu bizim otel ziyaretleri İstanbul bazlı yapmaya kalkınca çok yorucu oluyor. Bir çıkıyorsun yola, bir ay sonra falan ancak eve dönebiliyorsun. Giydiklerin giyilmez hale geliyor, gördüklerinden ve yediklerinden zevk alamaz hale geliyorsun, evinde yayılmayı özlüyorsun, eve dönünce de bir daha yola çıkasın gelmiyor falan filan. Dedim, yaz için Bodrum’da olalım, oraya buraya on günlüğüne gidelim, dönüp dinlenip tekrar çıkalım.

Aradığım ucuz bir evdi. Eşyalı ama tek odalı, belki küçük bir bahçeli, idare eder kıvamında bir şey.

Böyle olmadı. İnternetten bakmaya başlayınca bir kere tahmin ettiğimin, daha doğrusu vermek istediğimin çok üstünde fiyatlarla karşılaştım. 700-900-1200.. Hele ki sezonluk tutacağım deyince peşin 5000 lira istemeler... Peki bu paralara değecek yerler mi? Yooo.. Bildiğin gecekondu stil veya yan yana kibrit kutusu site stil, ucuza çıkarılmış çirkin evler.

Sonra, çok sevdiğim otelcilerimden Rüya Pansiyon’un meğer kiralık bir evi varmış. Bana fotoğrafını yolladı, inanmadım. Çok güzel. Havuz kenarında, biri taş iki ev. Nefis bir bahçe, üstelik site içinde de değil. Tek başına. Deniz manzaralı, eşyalı. Fakat çok para. Olacak iş değil.

Derken bizim mahallede eski bir arkadaşımla karşılaştım. Evlendi Sapanca’ya taşındı. Ama ikinci çocuğuna hamile, haziran gibi doğuracak. Annesi de Arnavutköy’de oturuyor. “Anneme yakın eşyalı bir ev arıyorum” dedi. Kafamda derhal bir ampul çaktı, dedim gel benim evde otur. Buranın kirasını sen öde, ben de Bodrum’daki evin kirasını öderim. Kiraları birbirine tapi.

Aaa ne şahane di mi? Süper anlaşma. Nisan başında evi teslim etmek üzere anlaştık. Bodrum’dakilere de dedim, Nisan başında geliyorum! Doldurun havızımı..

***


Ve lakin bitiremedim işlerimi. İstanbul’da kalmaya devam etmek zorundayım. Kızcağız bir iki gün sabretti sonra hafta sonu geldi yerleşti. Son derece haklı. B planım da şu idi: Nasılsa Manita Bey’in evi var. Onda kalırız.

O da ani bir kararla evi ofise çevirmesin mi! Boya badana, masalar, sandalyeler. Haydaaa.. Kaldık sokakta!

Bir haftadır bavul elde, göçebeler gibi dolaşıp duruyoruz. Üç gün Şermin’de iki gün Şirin’de.

Dün utandığımız için bir gece de Manita Bey’in eski evi, yeni ofisinde kalalım bari dedik. Çekyata güvendik o da bozuk çıkmasın mı! Açtık yamuk yumuk. Süngerini çıkarıp masaların altına yere serdik mecburen.

Eh dedim! Yani onu oraya, bunu buraya denkleştireceğim diye düştüğümüz hale bak! Üstelik 3. tanışma yıldönümümüz! Mum ışığında kutlamayı hedeflerken...

Beceremeyeceğim asla dört başı mamur bir köşeci olmayı...

DİĞER YENİ YAZILAR