Yılın son gününde, yılın ilk günü için yazı yazmak ne kadar absürd bir şey anlatılır gibi değil. Siz şu an geç ya da erken kalkmış, yeni yıla kazasız belasız girmiş, (gazete okuduğunuza göre) evi toplamadan önce veya topladıktan sonra (veya eviniz anneminki gibi daima toplu. Nasıl bir şeydir bu asla anlamam) açmış gazetenizi okuyorsunuz.
Muhtemelen köşe yazarlarımızın doldur boşalt yeni yıl dileklerini okuyor, falınıza bakıyor ve 32 yıllık evli olarak nasıl oluyor da “sevdiğinizle bu yıl nişanlanabilirsiniz” tahmininin yapıldığına şaşırıyorsunuz. (Olmaz olmaz dememek lazım tabii.. Hanım, kafayı yiyip yeniden nişanlanmak isteyebilir...)
Bense şu an çılgınlar gibi meyveli altı adet pasta bulmaya çalışıyorum. Zira yılbaşını Nesin Çocuk Vakfında, 50 çocukla beraber geçirmeye karar verdik. Ve pasta işi benim idi. “İdi” dememe bakmayın ben bu yazıyı yazarken halen de benim.
Mesele şu ki onları ısmarlamayı unuttum! Dün yapmam lazımdı. Organizasyonla ilgili yapmam gereken tek iş buydu ve fakat unuttum. Üstelik İzmir’den üç çocuğuyla gelecek olan ablamın kesin talimatı var: Hepsi aynı cins ve aynı boy olacak! Biri meyveli bir çikolatalı olmasın, düzen olsun, disiplin olsun! (Ablam, talimat anında on albay gücündedir. Yer sarsılır, dünya içine kaçar, bir toz ve gaz bulutu oluşur... Karşı koymak her babayiğidin harcı değildir)
31 Aralık günü, öğlen saat bir itibarıyla altısı da aynı boy ve aynı cinste, onar kişilik, üstelik de tanesine 60 lira gibi absürd bir para vermeden pasta bulmak (60 lira istediler evet!!) Pamukkale’de travertenlerin üzerinde güneşlenen bir penguen bulmak kadar zor. (Kutup hayvanlarına taktım bugünlerde...)
Şu saate kadar sekiz pastane aradım ve bırak altısı aynı cins ve boy, birbirine benzer iki pasta bile bulamadım. Bazısında pasta bile yoktu. Var olanlar da evet tekrar ediyorum 60 yetele fiyat çekmişlerdi. Saat 13 ve millet pastaları çoktan kapışmış. (31 Aralık benim doğum günüm, siz niye pasta alıyorsunuz leyyyn!)
Bir kez daha bu korkunç huyuma lanet ettim. Hayatımda son dakikaya bırakmadığım TEK ama TEK bir işim yok. Sarpa sardırmadan hallettiğim tek bir işim de yok. İlkokulda da böyle idim, ortaokulda da böyle idim, lisede de böyle idim, üniversitede de böyle idim, sonra komple iş hayatımda da. Son yıllarda bir de unutkanlık eklendi.
Geçen bir yazı okudum: Yeni yıldan dileğiniz ne olsun sorusuna Türkler araba, ev, dünya gezisi dışında adam gibi cevap verememiş: Buyurun size süper yaratıcı bir dilek.
Yeni yıldan dileğim: Kişilik değiştiren hap istiyorum! Yapsınlar kardeşim artık bunu. Geç uyananları erken uyandıran, işini son dakikaya bırakanları işini erken bitirip rahat eden, çok yiyenleri az yiyen, dağınıkları dertop yapan, dikkatsizleri dikkatli yapan, giyinmeyi bilmeyenleri giyinmeyi bilen hale getiren, hatta başlamışken kısaları uzun yapan bir hap yapsınlar!
Bıktım kendimden!
Bilim adam ve kadınları! Uyumayın! Esas servet burada! Bu pis gen kombinasyonunu çıkartıp atmak istiyorum vücudumdan ki ne annem ne babam böyle insanlardı. Hangi uzak akrabanın geni karıştı len araya?!? Kimse, gelsin hiç olmazsa oturduğu yerden yapmam gerekenleri hatırlatsın bana.
Çok şükür Türkiye’de yaşıyorum ve illa ki bir son dakika çözümü bulunuyor. Almanya gibi bir yerde yaşasaydım herhalde açlıktan ölürdüm. 28 gün öncesinden sipariş vermeden altı adet on kişilik pasta birden bulmak herhalde mucize kabilinden bir şeydir oralarda diye tahmin ediyorum... Bir de bununla gurur duyarlar. Hah!
Sonunda mahallemin pastanesi, canımın içi, kahvaltılarımın bir zamanlar şen mekanı Bahar Pastaneme başvurdum. Günü çoktan yarılamıştık, artık pastaların aynı cins ve boy olması dertleneceğimiz en son şeydi. Pasta olsun yeterdi. Ve evet vardı.
Ablamın talimatının tam tersi bir şekilde biri krokanlı, biri “ frambaazlı” (bunun Türkçesi “ahududu”. Niye bir namus meselesi gibi frambuazda diretilir hiç anlamam) ortaya karuşuk meyveli, parça çikolatalı, komple çikolatalı ve şimdi unuttuğum başka katkı maddeleriyle 6 adet pastam var. Sanal olarak var tabii. Son dakika gidip alacağım için (çünkü son dakikaya bıraktığım Pazar eki yazısı var daha yazılacak) hâlâ o pastalara sahip miyim bilmiyorum.
Klasik yılbaşı kapanış cümlesini edeyim de öyle kaçayım: Allah ne muradınız varsa hayırlısıyla nasip etsin.

