Yeni bir hayat. Bilerek ve temizlenerek

Haberin Devamı

Ne çok Dersimlimiz varmış meğer.. Ne çok insanımız o acıyı hala yaşıyormuş. Ne kederli bir ülkeymişiz... üstelik ironek olan: Hiç böyle bir şeye yol açacağını tahmin etmeyen, hatta muhtemelen açtığı için bin pişman Onur Öymen sayesinde öğrendik tüm bunları...

Pıtır pıtır patlayaverdi herkes. Ardı ardına. Popkorn gibi... Her gazetede, her yayında bir köşeden çıkıyor bir Dersimli... Kalan üç beş sağın kalan torunları mı demek lazım?... Yavuz Semerci’nin yazısını okurken de İclal’ın röportajıın okurken de gözlerim doldu. Her gün bir başka köşede bir başka acı hatıra okuyorum/okuyoruz ve umarım siz de okuyorsunuz... Zira bilmek gerekiyor. Bilmek ve öyle devam etmek.

Bu bir dönüm noktasıdır. Bu Türkiye’nin bir dönüm noktasıdır. Türkiye’de Dersim 38 harekatının bu minvalde konuşulması, konuşulabilmesi bir mihenk taşıdır. Türkiye alışık olmadığı çok acayip günlerden geçiyor. 20 yıl evvel, üniversitede siyasi tarih dersinde alçak sesle konuştuğumuz bu konunun şimdi böyle açık açık konuşulabilmesi..

Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olamaz. Olmamalı. Eteklerdeki ağır mı ağır taşlar ve üstelik bugüne kadar sadece az sayıda insanın taşıdığı taşlar (bilgi yüktür) artık dökülüyor. Etekler taşlarla beraber dökülüyor. Çok da iyi oluyor.

İzmir’de DTP konvoyuna taş atan teyzeler de anlayacak bir gün bunu. O attıkları taşların onlara fazla fazla geri döndüğünü bir gün bütün kaskafalarına rağmen anlayacaklar. O taş ile bugünlerde eteklerden dökülen taşlar aynı taşlar. Bütün bugünlere Dersim’den geldiğimizi elbet bir gün anlayacaklar. Saf insanın daha önce hiç bilmediği gerçekler karşısındaki doğal direnci.

Türkiye alışık olmadığı çok acayip günlerden geçiyor. Her gün TSK’dan bir başka plan çıkıyor, çıktığı iddia ediliyor. Tüyler ürperten, kan donduran “ bitirme” planları. Terör planları. Sindirme planları. Suçu başkasına atma planları. Ahmet Altan sitem ediyor biz yazıyoruz niye kimse söz etmiyor bunlardan diyor.

Evet çünkü o kadar korkunçlar ki... Türkiye’ye korumakla görevli bir kurumun Türkiye’yi bitirme planlarına insan inanamıyor, inanmak istemiyor. Tıpkı balkondan taş atan İzmirli teyzeler gibi.

Ya peki o güya yerli Gandimiz Kılıçdaroğlu? Nasıl da çıkıverdi ortaya kanındaki asil memur çocukluğu.. o nasıl bir dönüytür öyle? Tabii, elbette. DTP’nin ve AKP’nin oyununa gelmeyelim. Bildik kendi oyunumuzu (bilmiyorum, görmedim, duymadım) oynamaya devam edelim. Tapınmak bunu gerektirir. Hakiki dindarlar işte tam da böyle yapar. Şeytan ayetleriydi der, çıkartıverir o bölümü.

Ama zaten ölümün, ölümlerin ne zaman bir değeri, bir hikmeti harbiyesi oldu ki bu memlekette. 4 kişinin ölümüne neden ol ve sadece 9 yıl ceza al ülkesi burası. Kötü niyet yokmuş. Bir erin eline ceza olsun diye pimi çekilmiş el bombası vermek iyi niyet midir? İyi niyet bu kadar mı ayağa düştü?

Ülkemizde beyin ölümü gerçekleşmiş makineye bağlı yaşam süren bitkisel hayattaki insanların fişini çekmek cinayete giriyor, kasten adam öldürmekten 20 yılla yargılanıyorsun. Ama sapasağlam 4 delikanlıyı ölüme yollamak sadece 9 yıl ceza alıyor. Bunun tabii indirimleri de olacak, 6 bilemedin 5 yılda çıkacak, belki harikulade değil amma (zira emrindekilere her tür eziyeti yapabildiği o harikulade işinden oldu) yepyenibir hayat kuracak.

Kursun tabii. Kuralım. Biz de. Bilerek ve temizlenerek. Yeni bir hayat.

DİĞER YENİ YAZILAR