Hüzünlü bir sonbahar yaşıyoruz. Şehitlerimiz ve Esat Edin ve çocuklarının akıl almaz ölümü camiadaki herkesi etkiledi. Günün bütün yazıları bu iki konu etrafındaydı.
Esat Edin tanıdığım bir insan değil ama hakkında çok şey duyduğum bir insandı. Ne kadar sevildiği de zaten cenazesinden belli.
Tanımayı isterdim.
Öbür konu hakkında ise okuduğum bütün yazarlar “bitsin artık bu savaş” demekteydi. Radikal’in manşeti bile bu idi. Ayşe Arman ki hiç girmez böyle toplara, o bile, böyle demekteydi. Ertuğrul Özkök bile “evladın biricikliğinden” söz edip komutanları uyarıyordu.
Zira aklın yolu bir. Savaş olan bir ülkede mutlu olunamaz. Bu kadar basit. Adını bile koyamadık bunca yıldır: Düşük/yüksek yoğunluklu çatışma, yok terör, yok bu... Resmi isimlerin bir önemi yok. İdeolojik olarak uygunsuzluğu da umurum değil. Bütün “doğru” lafları siz edin, ben içimden geleni söyleyeceğim: Hissettiğim doğduğumdan beri savaşın içinde olduğumuz. Ve cidden çok sıkıldığım, çok bunaldığım.
Belli ki tek değilim. Şahinlerde, “kan yerde kalmaz”cılarda ciddi bir azalma, askerden hesap soran seslerde ciddi bir gürleşme, bitsin diyenlerde ciddi bir çoğalma olduğuna göre evet yalnız değilim çok şükür. Savaş olan bir ülkede istediğin kadar gamsız ol, yediğin her lokmanın yarısı acıdır çünkü.
Orada ne dolaplar dönüyor bilelim artık. Hepsi birbirinden tüyler ürpertici binlerce iddia duyup duruyoruz. Hepsi açıklansın.
Hepsi dökülsün ortaya.
Cesaretle dillendirelim. Kaçakçılıktan kimler nemalanıyor, kimler ve hangi güçler ve ülkeler bu işten servetler yapıyor, orada nasıl bir menfaat çatışması veya işbirliği vardır, kim kimden ne emir alıyor, kim kimin komutasında, kim güçlü kim zayıf bilelim.
Orada niye karakol var, önceden de hep baskına uğramış zaten, bu bir zaaf mıymış, başka yere niye alınmamış, askerler yeterince korunmuyor muymuş, daha güçlü silahlar niye verilmemiş, hani BBG evi gibiydi sorular sorulsun elbette (bin kere sorduk) ama şu anki düşüncem şu ki bu soruları sorup cevaplarını istemek kan kaybından ölmekte olan birinden ikametgah istemeye ve ferahlasın diye kolonya koklatmaya benziyor. Kaldır o karakolu oradan, ver daha iyi silahı, vur 500 terörist daha... Ne değişecek? Bataklık batak batak duruyor işte!
Orada ne olup bittiği açık açık tartışılmadığı sürece korkunç efsaneler üreyip duruyor bu arada. Bunlar gazetelerde, televizyonlarda yazılıp çizilmiyor tabii. Çünkü ağır suçlamalardan, iddialardan söz ediyorum. Ama her evde, her askerden dönebilenin ağzından çok acayip bilgiler dökülüp saçılıyor. Asılsız olmalarını şiddetle umduğum, duymaktan bile utandığım çok acayip çok alçakça şeyler.
Basma kalıp cümleler yerine artık gerçekleri dillendirsek çok iyi olacak. Ve bu her iki taraf için de geçerli.
Bu bir cesaret işi. Şoke olacağımız şeyler de çıkabilir ortaya. Dediğim gibi iki taraf da şoke olabilir. Her iki taraf da öyle bildikleri şeyin öyle olmadığını öğrenebilir. Ama yine de, evet yine de şeffaflaşalım. Ancak öyle biterse biter.
Yediğimiz her lokmanın yarısı acıdır...
Haberin Devamı

