Seferihisar, Türkiye’nin ilk “cittaslow”u. Başı İtalyanca, sonu İngilizce bu tuhaf kelimenin manası şu:
“İtalyanca Citta (Şehir) ve İngilizce Slow (Yavaş) kelimelerinden oluşan Cittaslow Sakin Şehir anlamında kullanılmaktadır. Cittaslow Ağı, küreselleşme nedeniyle şehirlerin dokusunun, sakinlerinin ve yaşam tarzının standartlaştırmasını ve yerel özelliklerini ortadan kalkmasını engellemek için ortaya çıkmış bir kentler birliğidir. Küreselleşmenin yarattığı homojen mekanlardan biri olmak istemeyen, yerel kimliğini ve özelliklerini koruyarak dünya sahnesinde yer almak isteyen kasabaların ve kentlerin katıldığı bir birliktir. Şehrin dokusunun, renginin, müziğinin ve hikayesinin uyum içinde, şehir sakinlerinin ve ziyaret edenlerin zevk alabilecekleri bir hızda yaşanmasıdır. Yerel zanaatları, tatları ve sanatları sadece eskilerin hatırlayabildiği kavramlar olmaktan çıkarmak için bunları çocuklarımızla ve misafirlerimizle paylaşmaktır. İnsanların kendi sağlıklarını ön planda tutmalarıdır. Bunu gerçekleştirmek için, hava, gürültü, ışık ve elektromanyetik kirliliklerin sürekli kontrol edilmesi ve sağlığı tehdit etmeyecek boyutta tutulmasıdır. Çöp toplama saatlerinden ilaçlamaya kadar birçok konuda önlem almak ve uygulamaktır. Yerel üreticileri desteklemek ve onların ürünlerini satabilecekleri satış merkezleri oluşturmaktır. Çevreye ve insana zararlı olmayan alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesidir. Belki de en önemlisi bir şehrin, dünyada binlerce birbirinin aynı şehirden kendini farklılaştırmasıdır.”
(Cittaslow kriterleri için www.cittaslowseferihisar.org adresine bakabilirsiniz.)
Kulağa ne kadar güzel geliyor değil mi?
Seferihisar Belediyesi, Başkanları Tunç Soyer’in girişimiyle bu unvanı resmi olarak aldı. Bundan sonra Seferihisar kirli hiçbir üretime izin vermeyecek/veremeyecek..
***
Ama ne oldu?
Çevre Bakanlığı, Seferihisar’ın en güzel koyu Sığacık’ta “orkinos çiftliği” kurulmasına izin verdi.
Orkinos çiftliği (ben de bilmezdim, yeni öğrendim) öyle bildiğimiz balık çiftliklerinden değilmiş.
Buyrun Greenpeace’den Banu Dökmecibaşı’nın mektubu:
“Buradaki asıl sorun; Sığacık gibi hala bakir kalabilmiş ve değerli bir deniz alanında, orkinos çiftliği kurulması gibi bir projenin ciddi bir tehdit oluşturması değil, aynı zamanda tüm yerel kamuoyunun istemediği, hatta buna karşı eylemler düzenlediği bir projenin her şeye karşın onay süreçlerini geçebilmesidir. Bunun dışında bir önemli nokta da söz konusu çiftlikte semirtilecek olan tür, mavi yüzgeçli orkinos balığıdır ve bu tür şu anda soyu tükenmekte olan canlılar arasında sayılmaya başlandı.
Orkinos çiftlikleri yetiştirme değil, vahşi ortamından yakalanan orkinosların semirtildiği ve sonra hasat edildiği çiftliklerdir, yani bu balığın sürekli avlanılmasını teşvik ederler.
Yani bu çiftlikler, diğer balık çiftliklerinin getirdiği kirlilik riskinin dışında bir türün doğrudan YOK edilmesinde de sorumludurlar. Kaldı ki 1 kg orkinos beslemek için 25 kg ufak balık yem olarak kullanıldığından tonlarca balık sadece bu iş için harcanır.
Dolayısıyla Sığacık konusu çok yönlü. Bizler Sığacık Körfezi’nin “deniz rezervi alanı” olarak acilen koruma altına alınmasını istiyoruz. Oysa bu sorumluluğu üstlenmesi gereken Çevre Bakanlığı koruma projesi yerine pek çok açıdan deniz kaynaklarını tehdit eden orkinos projesini kabul ediyor!! Onların görevi balık çiftlikleri ve orkinos çiftliklerinin getireceği riskleri değerlendirip deniz yaşamının sürdürülebilirliğini ve korunmasını sağlamaktır. ÇED süreci, ne yazık ki yine kamuoyunun görüşü göz önüne alınmadan, yalnızca bir sektörün talepleri doğrultusunda böylesine değerli bir körfez gözden çıkarılıyor.
Greenpeace olarak mavi yüzgeçli orkinoslar konusunda zaten tüm Akdeniz’de 5 yıldır yoğun bir kampanya yürütüyoruz. Bugün Sığacık’ a bu çiftlik izni alınabiliyorsa bu tamamen Türkiye’de Bakanlıkların bu sektöre gösterdiği özel ayrıcalıktandır.”
Var mı Çevre Bakanlığı veya ilgili bir başka merciin açıklaması?
İtham ağır farkındaysanız...

