Haberin Devamı
Kanada’dan kalender okur yazmış:
“Güzin ablacım, Takma kafana sen bu yazılanları.
Bak balık mevsimi başladı...
Mangalı ateşle..Lüferleri sırala... Bol roka sonra rakı da Tekirdağ Altın serisi olacak. Bak süper! Tavsiye ederim.
Kafayı bulunca hüzzam şarkılardan, sevgiline yanaş biraz..
Bizim memleket “gitti-gidiyor .com”a düşmüş bile.
Sevgiler.
Cemil A. Canada”
Cemil kardeşim böyle deyince benim de aklıma Sıdıka Meze Restoranı geldi.
Arkadaşımın yeri olduğunu inkar etmeyeceğim. Ama beni tanıyanlar pek iyi bilir ki beğenmiyorsam bırak arkadaşımın yerini, kendi yerimi bile yerden yere vururum. Beğenmedim mi kes bileklerimi iyi bir şey yazmam.
Sözünü ettiğim yer “Sıdıka”. Beşiktaş’ta yani restore edilen Akaretlerden hemen sonra, Şair Nedim caddesinde. Havalı bir yerde değil. Zaten yerin de havalı olma iddiası yok. Namuslu yemekten söz ediyorum. Taze ve en kalitelisinden malzemeden söz ediyorum.
Bu sefer iddialı konuşacağım. Buranın mezeleri “benim” diyen ve kazık kazık hesaplar getiren nice yeri beşe katlar, üçe böler.
Yanılıyor muyum diye her seferinde yeniden test ediyorum kendimi. Başka yerlere gidiyorum. Burnundan kıl aldırmaz, dergilere falan çıkmış daha meşhur yerlere gidiyorum. Benzer mezeleri ısmarlıyorum. Ve hayır. Her seferinde en iyisini “Sıdıka” yapıyor diyorum.
Fakat bizde tuhaf alışkanlıklar var. Balık meze illa deniz kenarında yenilecek diye.
Çok net konuşacağım: İstanbul’da deniz kenarında balık meze yemek için insanın aklını kaçırmış olması lazım. Ya çok kötü yemek çıkarıyorlar ya da çok ama çok kazıklar. Üstelik kötü yemek verenler de kazık. Yani öpülmekten kurtuluş yok, arada sırada iyi şeyler yiyebiliyorsun.
“Sıdıka”da ne çıkıyor peki?
Az evvel namuslu dedim ya.. Bir kere hepsinden önemlisi bu. Neler yok ona bakalım. Hazır sos yok. Mono sodyum glutamat, yani bulyon, etsu gibi lezzet arttırıcılar yok. İçi beyaz domates yok. Kendisinin dondurduğu enginar dışında donmuş gıda yok. Sızmadan başka zeytinyağı yok. Kapıya gelen tedarikçilerden mal almak yok. Bir kere anlaştığı yerden hep mal getirtmek de yok. Mevsim dışı bir şey yok. Bir de garson yok. Patroniçe daima iş başında.
Peki ne var? Her seferinde tadılarak alınmış en iyi peynir var. Her seferinde tadılarak alınmış en hasından Edremit zeytinyağı var. Malzemeden hiç kaçılmadan yapılmış en güzelinden mesela fıstıklı peynir mezesi var. Ayvalık’tan toplanıp, toplandığı gibi paketlenip kargolanmış tazecik Ege otları var. Üstelik tam süresinde haşlanmış. Ne çiğ ot kokuyorlar ne de acılaşmış. Daha iyisini Cunda’da bile yemedim kimse kusura bakmasın.
Yine daha iyisini yemediğim asma yaprağında levrek ve sardalye var. Şu günlerde palamut ve hamsi de süper. Böyle pof pofÖ Ve kalamar var ki hayır bu başka yerde yok. Bütün halde kızarıyor ve daha nasıl lezzetli olabilir bir kalamarcık bilemiyorum.
Ve en baştan çıkarıcısı (ve yine daha iyisini yemediğim): Abidin tatlısı. İsim tek bir şey çağrıştırsın: Mutluluğun resmini.
Peki hesap ne oluyor ablacım derseniz.. Deniz ürünlerinin suyunu çıkartmazsanız 50 altı, çıkartırsanız 60 üstü kişi başı. Ama değer bana inanın.
Cumartesi günü daha iyi bir hizmet veremezdim. Yukarıda Allah var, burada yazdığım tek bir cümle samimiyetsizse kalamarlar yesin beni..
Sıdıka Meze Restoranı, Şair Nedim cad. no:38 Beşiktaş Tel: 0212 327 89 87

