Geçen gün bir yazı yazdım, aramayan kalmadı. “Bir fısfıs yüzünden beyin kanamasına 5 kala” başlıklı yazım ufak çaplı bir infiale yol açmış. Eczacılar açıklama yapmaktan bitap düşmüş. Hadiseyi hatırlatalım: Gece yarısı, üzerimde bir kırgınlık hissedince Vicks First Defence sıkmıştım burnuma.
Nedir Vicks First Defence?
Böyle durumlar için üretilmiş, nezle mezle “geldim, geliyorum” dediği anda burnunuza sıktığınız bir ürün.
Geçen kış üç dört kere kullanmıştım, işe yaramıştı. Ancak aradan bir yıl geçince nasıl kullanılacağını unutmuş ve bu sefer başımı arkaya eğerek sıkmıştım ürünü. Başıma müthiş bir ağrı saplanmış, iki saat boyunca kıvranmış durmuştum. Abartarak esprili hale getirmek için de “bir fısfıs yüzünden cortluyorduk az daha” diye aktarmıştım durumu.
ÖZETLE: Arkadaşlar! Paniğe gerek yok! Vicks First Defence beyin kanamasına falan yol açmıyor!
Yazının sonunda DA yazdığım gibi ürünü YANLIŞ kullandığım için geldi bütün bunlar başıma. Yazdıklarım yanlış veya uydurma değildi. Tümüyle gerçekti. Fakat sorun üründe değil kullanımda. Yanlış kullanmamak gerek!
Meğer baş arkaya EĞİLMEDEN, ucu burna dönük vaziyette ve derin nefes ALMADAN kullanılması gereken bir ürünmüş.
“Müş” deyip durduğuma bakmayın üzerinde de yazıyor aslında.
Ama nerede yazıyor? Karton kutusunda. Dağınıklıktan hoşlanmayan her kadın gibi ben de karton kutusunu attım tabii. Şişesinin üzerinde ise minicik harflerle ve de İngilizce yazıyor. Dolayısıyla ne yapmamak gerekiyormuş? Bu tip ürünlerin karton kutularını atmamak gerekiyormuş. Başka? Her kullanımda tekrar kullanım talimatını okumak gerekiyormuş. Başka? Böyle şeyler yazarken abartıp beyin kanaması falan dememek gerekiyormuş.
Tamam mı? Ben ürünü kullanmaya devam ediyorum. Fakat nasıl? Başı öne arkaya eğip bükmeden, ucunu ta beynimin içine sokmadan ve pompayı böyle hafif hafif bastırarak.
Attila Olgaç: Haftanın müptezeli
ÖNCE insanın kanını donduran açıklamalar yap, sonra hepsi hayal ürünüydü de. Araya reklam girmiş de açıklayamamış da.
Yalan söylediyse çok ama çok ayıp etmiştir. Yok söylediklerinin arkasında duramadıysa, ağır bir mahalle baskısı altında kaldığı için (mesela diziden atılmak falan) çark ettiyse o zaman daha da ayıp etmiştir.
Bu Pazar, Pazar ekinde bu konuda yazdığım bir yazı çıkacak. Meslek dışındakiler bilmez, Pazar ekleri her zaman üç dört gün önce hazırlanıp basılır. Bizim Pazar ekimiz de Perşembe gecesi basılıyor.
Yani yazılarınızı en geç Perşembe akşamı vermeniz gerekiyor.
Ben, Atilla Olgaç’ın Perşembe günkü açıklamasını son derece çarpıcı bulup hararetle bir yazı döşendim. Ve o yazı, Pazar ilave erken basıldığı için yarın mecburen yayınlanacak.
Yazdıklarımın arkasında durmaya devam ediyorum. Fikirlerimde bir değişiklik yok. Savaş ne uğruna olursa olsun pis bir şeydir.

