Uçak sahibi olmak nasıl bir şeydir?

Astoria Alışveriş Merkezi’nin uçak çekilişini 28 yaşında bir İngilizce öğretmeni kazandı

Haberin Devamı

Bir uçak sahibi olmak nasıl bir şeydir diye hem uçağa binip İstanbul üzerinde uçtuk hem de talihli İnci Oğuz ile röportaj yaptık.
Sonuç: Süper bir şeymiş!!

Astoria Alışveriş Merkezi, “gerçek” bir uçak vereceğini duyurunca hepimiz “palavranın da bu kadarı” demiştik. Gerçek bile olsa kim ister ki bir UÇAK!?!? Evinin önüne park edemezsin, kendin kullanamazsın, pilot tutacaksın, dünya kadar yakıt parası... Uuuu... Bi dolu iş.
Meğer meraklısı çokmuş. 30 bin kişi katılmış çekilişe. Uçağa mı meraklılar yoksa bir şey çıksın da ne çıkarsa çıksın mı dediler bilemiyoruz ama beklenin üzerine bir ilgi görmüş.
Astoria Alışveriş Merkezi, bana da bir güzellik yaptı ve 40 dakikalığına beni bir uçak sahibi yaptı. Astoria Genel Müdürü Ümit Teoman ile birlikte, çarşamba günü söz konusu uçakla İstanbul üzerinde uçtuk.
Nefis bir şey! Büyük uçak gibi değil. Havada olduğunu iliklerine kadar hissediyorsun. Gökdelenlere bir taş atımı (hadi iki olsun) uzaktan uçuyorsun. Paraşütü takıp atlasan zırt iş yerindesin. Annen balkonda olsa el salladığını görebilirsin.
Çocukluğumun rüyası gerçek oldu. Çocukken neredeyse haftada bir, rüyamda kendi hayal mahsulüm kanatsız tek kişilik bir uçakla uçtuğumu görürdüm. Niye bu rüyayı bu kadar sık görürdüm bilmiyorum ama rüyama o kadar inanmıştım ki 2000’lere geldiğimizde herkesin oradan oraya tek kişilik bir uçakla gideceğinden emindim. Niye öyle olmadı hâlâ şaşarım.


HAVADA FIRÇA YEDİK

Tam Astoria Alışveriş Merkezi’nin tepesinde uçarken Yeşilköy’den paparayı yedik. “Alfa Siera Tango... Ne işin var orda? Görmüyor musun iniş yolu değişti... Çekil ordan...”
Aney! Meğer lodos varmış ve uçakların Atatürk Havalimanı’na inişlerinin yolu değişmiş. Bizde o iniş yoluna yakınmışız... Havalimanı Kulesi’nin radarına yakalanınca da fırçayı yedik.
Ne yaptık, bızzzt kaçtık hemen. Kendimizi Boğaz üzerinde Karadeniz sahillerine vurduk!


TEPEDEN İSTANBUL NASIL GÖRÜNÜYOR?

Aslında aşağıdan göründüğünden çok farklı değil. Koca bir teneke mahallesi! Ne bir düzen ne bir estetik! Sadece fakir mahalleler değil, koca gökdelenlerin dikildiği mahalleler de öyle. Sanırsın ki memleket 50 yıldır savaş içine, devletsiz, belediyesiz, plancısız, programcısız... Apartmanı da gecekondu stil, gökdeleni de...
Beni tek şaşırtan şey tahmin ettiğimden daha çok orman alanın olması.
Bir de çok gizli birtakım siteler gördük orman içinde. Tek katlı, ahşaptan enfes müstakil evler. Ağaçların içinde gizlenmişler. Havadan görülmediği taktirde varlıklarını fark etmek neredeyse imkansız. Zenginlik pek güzel bir şey.


Uçak sahibi bir İngilizce öğretmeni: İnci Oğuz

Bu da enteresan bir talih. Kabandan çıkan uçak! İnci Hanım esasen alışverişe çok meraklı değil. Evin uçak meraklısı Volkan Bey. Turizmci. Astoria uçak çekilişi düzenleyince bir ay boyunca oradan alışveriş yapmışlar.
n Nasıl bir şey uçak sahibi olmak?
Çok güzelmiş! Gerçi hâlâ inanabilmiş değilim. Ama eşim çok inanıyordu. İnternetten uzun uzun uçağın özelliklerini araştırdı. ’İnci bu kesin bizim’ deyip durdu.
Kaç kere uçtunuz?
Ben bir kere, eşim iki kere.
Nasıl bir şeymiş?
Çok güzel. Normal uçaklar gibi değil. İstanbul’u bu kadar yakından hiç görmemiştim. İş yerlerimiz üzerinden geçerken mesaj attık arkadaşlara “Geçiyoruz bakın” diye. Görmüşler.
Ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Henüz bilmiyoruz biz de... Çok güzel bir uçak, satmaya kıyamıyoruz. Git-geller yaşıyoruz. “Yazın kullansak mı acaba?” diyoruz.
Hep böyle talihli misinizdir?
Hayır hiç! Tek bir çırpı çıkmamıştır bana şimdiye kadar. Ama Volkan ısrar etti, benim adıma katılmak için. İçine doğdu herhalde. Bir ay boyunca bütün ihtiyaçlarımızı buradan aldık, buradan yedik içtik.
Devlet memuru iken uçak sahibi olmak biraz tezat oldu herhalde..
Olmaz mı! Kimse inanmıyor. Maket kazandık sanıyorlar. Yemin etmekten bir hal oldum. Herkes bir tur atmak istiyor. Öğrencilerim yanımdan geçerken “vırr vırrr” diye uçak taklidi yapıyor.
n Uçak kullanmayı öğrenmek gibi bir hedef var mı?
Benim yok da Volkan’ın var. O araba, motor, yelkenli her tür şeyi kullanmaya biliyor. Bir uçak kalmıştı. Uçağı da öğrenmek istiyor. Aslında zor değil. Ben bile biraz biraz çözdüm. Ama cesaret edemez herhalde. Uçağı kazandıktan sonra gitti bir de maketini aldı. Satsak bile onunla yetiniriz. Çocuklarımıza anlatırız. ’Bunun gerçeği bir süre bizimdi’ diye.

Cirrus SR20: Kanatlı otomobil

Dört kişilik, minik ama çok yakışıklı bir uçak. Kanatlı bir otomobil gibi. Bej deri koltukları falan çok şık. Mikrofonlu kulaklıkla konuşuluyor içeride.
Havalanması veya inmesi beceriksiz bir “baaayan” şoförün yan parkından kısa sürüyor. 500 metrelik bir pist yetiyor. Devlet hava meydanlarından iniş/kalkış ve konaklama hizmeti ücretsiz alınabiliyor.
Cirrus SR20 ile 5 saat havada kalmak mümkün. İstanbul-Bodrum arasını 1 buçuk saatte alıyor, sadece 200 liralık yakıt tüketerek. Daha önemlisi: Uçağın paraşütü var. Bir aksilik olursa paraşütü açıyorsun, uçak müsait bir yere iniyor. Uçağın Astoria’ya maliyeti 450 bin dolar.

DİĞER YENİ YAZILAR