5 dakika ile uçağı kaçırdım.
Bir gün bunun başıma geleceğini hiç tahmin etmezdim. Zira ben iki kilo adrenalin salgılayıp, son dakika havaalanına gelip, son yolcu olarak nefes nefese uçağa binmelerimle meşhurumdur. Ve inanmayacaksınız ama bugüne kadar da hep yetiştim.
Bir aylık yolculuğa bile el bagajıyla sırf bu yüzden giderim. Son dakika bagajsız yolcu olarak uçağa binebilmek için.
(Çok uyanığım çook..)
Peah.. Bu sefer tutturamadık.
Fakat bana sorarsanız kaçırmadım. Havaalanına vardığımda uçak apronda idi. Üstelik kalkmasına daha 17 buçuk dakika vardı. Bu durumda kaçırmış sayılır mıyım?
Bana göre değil.
Nitekim alana girdiğimde hâlâ anons yapıyorlardı, bilmem kaç sefer sayılı uçakla İstanbul’a gideceklerin 5 nümerolu kapıya...
Uçak orada kuzu kuzu duruyor, millet biniyor, çek-in’ini yaptırmış ama uçağa binmemiş biracı, kahveci, çaycı lakaytların isimleri car car anons ediliyor (“sayniskendersaynöztürksaynbıdı bu sıza son çaarımısss”) evet ama ben kös kös bakıyorum. Niye? Çünkü çek-in 5 dakika önce kapatılmış. Yarım saat önceden çek-in yaptırmazsan alınmıyorsun uçağa. Şöyle sıkı bir depar atsam o biracı lakaytlardan bile önce binerdim halbuki uçağa! Üstelik her zamanki gibi bagajsızım.
Yeni bileti alırken, (çok şükür İzmir İstanbul uçakları neredeyse dolmuş sıklığında kalkıyor artık, üstelik yeni bilet için tam para da almıyorlar) güzel gözlü erkek görevliye “çıngar çıkarsaydım alırlar mıydı?” dedim, çok komik bir cevap verdi:
“Mümkün. Ama uçağa mı alırlardı nezarete mi bilemem. Bir nevi kumar.. Deneyin isterseniz. Ama ben olsam denemezdim.”
Bir saniye evvel sinirimden köpürmek üzereyken gülmeye başladım. Türkiye’de espri yapan memura rastlamak, Antalya’da golf oynayan kutup ayısına rastlamak kadar zordur bilirsiniz. Kibarlık zorla geldi çok şükür ama mizah henüz gelmedi. Böyle arada bir neşeli bir memur görmek iyi oluyor. İnsan yediği haltı unutuyor.
Annem deli olurdu bu son dakika yetişmelerime. Zira o bir buçuk saat önce gitmezse otogara, havaalanına, iskeleye, bildiğin otobüs durağına rahat etmeyenlerdendi. “Astronot olsaydın mekiğini de kaçırırdın sen” derdi hep. Ama yanıldığı bir nokta var: Bugün hariç ben hiç uçak veya otobüs kaçırmadım. Tamam şansım yaver gitti; geciktiğim durumlarda uçak rötar yaptı, otobüsün tekerinin değişeceği tuttu, tren bilmem nereden gelecek olan başka bir treni bekledi falan filan ama kaçırmadım işte! Bugün de pratikte kaçırmadım! Çek-in kuralı yüzünden kaçırmış sayıldım. Osmanlı’nın 1. Dünya Savaşında Almanlar yüzünden yenik sayılması gibi.. Bir nevi. Efenim? Olmadı mı? E peki. Bugün tutturamama günündeyiz demek ki.
Aman tanrım! Beni anonsluyorlar! Gitmem gerek...
Anneler hani bazen yemek yapmaz, akşam yemeği yerine kahvaltı çıkartır ya..
Bugünkü yazı da öyle oldu biraz... Pazartesi telafi ederiz...
Tutturamama günü
Haberin Devamı

