Dün Gümüşlük Akademisi’ne “Çirkin İnsan Yavrusu” oyununu izlemeye giderken (ondan da söz edeceğim sonra) önümüzdeki kamyonet bir motosikleti neredeyse deviriyordu. Tamamen hıyarlıktan ama. Hani yol sıkıştı, karşıdan başka bir araç geldi falan değil. Kamyonet sollarken o kadar lakayttı ki açıktan almaya zahmet bile etmedi. Beş on santim yakınından geçti. İşi kötüsü devrilse ezen de ben olacaktım!
Trafikteki hiyerarşi ne ise toplumdaki hiyerarşi de odur. Anında anlarsın. Haa bu ülkede güce tapılıyor veya haa bu ülkede güçten paradan değerli şeyler var. Böyle şak diye fotoğraf çıkıverir karşına.
İleri ülkelerde trafik hiyerarşinin en tepesinde en zayıf olan vardır. Yani yaya. Herkes ona yol verir.
Geri ülkelerde ise en güçlü olan. Yani tır. Herkes ona yol verir. Tır, kamyonu, kamyon otobüsü, otobüs minibüsü, minibüs arabayı, araba motoru, motor bisikleti, bisiklet yayayı ezer durur. Halbuki mantık çok açık: Yaya en zayıf olandır, kaçamaz, göçemez. Tam da bu yüzden onu kollamak, korumak gözetmek ve yardım etmekle yükümlüsündür. Trafik kuralı değil, insanlık kuralı! Karşıya mı geçecek durup yol vereceksin. Her an yola fırlayabilir diye daha uzaktan gaz keseceksin. Yanından geçerken su, toz, toprak sıçratmayı geçtim rüzgar bile etmemeye çalışacaksın.
Yayanın üzerine üzerine gitmeyi, yeterince çekilmedi diye ana avrat dümdüz gitmeyi geçtim yanından geçerken yavaşlamayan adamın suratına tükürürler oralarda. O hıyarlığa rağmen varsa karısı anında boşar adamı. O kadar aşağılık bir şeydir senden zayıf olanı ezmek.
Bizdeki durum darılmayın ama tam çingeneyi padişah yapmışlar gitmiş en önce babasını asmış durumu. Altına araba çeken akıl almaz bir zalime, akıl almaz bir zorbaya dönüşüyor! İçinde ne kadar karanlık taraf varsa hepsi hortluyor. En dikkatli, en merhametli geçinen bile illa ki yayaya, çoluğa çocuğa, yanındaki arabaya, bisikletliye, motorluya mızırdanır durur.
Bugün gazetemizde siz de okumuşsunuzdur muhakkak. Sadece son altı ayda 145 bin 330 kaza olmuş!
87 bin 995 kişi yaralanmış.
1811 kişi de ölmüş!
Sadece altı ayda! Yaralılar arasında daha sonra ölenler de olmuştur. Bir çok kişi de sakat kalmıştır.
Ama ölümler aynı anda 10 kişiyi geçmeyince haber değeri taşımıyor artık. Basının da duyarlığı bir yere kadar..
Fakat bu kafa değişmedikçe binlerce kaza haberi yapılsa ne olur. Ehliyet sınavlarında aracı kullanıp kullanamadığına bakılıyor hâlâ. Motoru stop ettirmiş mi vitesi geçebilmiş mi...
Ne zaman Avrupa’daki gibi şehir içinde gerçek imtihanlar yapılacak? Ne zaman trafikte adam gibi gidip gitmediğine, yayaya, bisikletliye, motorluya nasıl davrandığına göre verilecek ehliyetler? Ne zaman imtihanı yapanlar da uyacak kurallara? Tüm ehliyetler geri verilsin herkes yeni kurallara göre sınava girsin.
İsviçre’de üç kere sınava girip de ehliyet alamayanı doktora yolluyorlar. Hani acaba ruh sağlığı mı bozuk diye.. Bir insan yaya yol vermiyorsa muhakkak bir sorunu vardır diye. rafikte araç kullanması sakıncalıdır raporu aldın mı da ömür boyu otobüse mahkumsun demektir.
Bizde ne zaman başlayacak bu uygulama? Ne zaman bu vesile ile manyaklar ayıklanacak ve tescil edilecek? Ne zaman ihbarlar değerlendirilip tehlikeli araç sürenler ömür boyu araç kullanmaktan men edilecek?
İsviçreli de anasının karnından medeni doğmuyor. Kafasına tatlı tatlı vurarak adam ediyorlar. Bu ehliyet verme ve denetleme işini hiç gocunmadan İsviçrelilere verebilsek yeminle 5 yılda mum oluruz.. Başka konularda Amerikanın kucağından inmeyiz ehliyet dedin mi trafik dedin mi karıştırılmaz, müdahale ettirilmez “iç” işlerimiz olur.
Al sana iç işleri: 1800 ölü.

