Timuçin Esen hadisesi hakiki bir rezilliktir

Haberin Devamı

Şemsiyesiyle magazinciye gayet haklı olarak girişen Hande Ataizi olayından beri hep yazmak istedim, bir türlü elim değmedi, şimdi yazıyorum.. Bu ülkede magazincilik “faşizmin” en pespaye, en rezil versiyonu olarak tezahür ediyor. Yüksek lisans öğrencisi olsam tez konusu olarak kesinlikle “magazin faşizmi”ni seçerdim.

İtekleme, kakalama, polise gidip ispiyoncu çocuklar gibi utanmadan arlanmadan şikayet etme ve sonra da yine utanmadan arlanmadan “Yazık.. Zavallı” başlıkları çakma... Ve bunu haber alma özgürlüğü diye yutturmaya kalk... Ama daha tehlikelisi de şu: Hiçbir filmde, dizide magazin programlarında olduğu kadar “değer” enjekte edilmiyor. Hiçbir başka mecrada bu kadar ırkçılık, bu kadar sınıfçılık ve bu kadar ahlakçılık yapılmıyor.

Çok rahat bir şekilde Türk Ahlak ve Örflerini Koruyalım derneğinin bir yayını olduğunu sanabilirsiniz magazin programlarının.

Mesela sevgili olmak altı çizile çizile vurgulanan bir şeydir. Hafiften ayıplarlar sevgililik ilişkisini. Ne zaman evlenecekleri durmadan sorulur. Yoksa ufukta böyle niyet o zaman niçin evlenmedikleri sorgulanır. Kızın bir kusuru mu vardır? Ünlü genç ve güzel kadınların zengin aile çocuklarıyla beraber olmalarıyla alttan alta ama hayli kaba bir şekilde alay edilir. Bu magazin programlarına göre bu zengin çocuklarının anneleri de bu güzel ve ünlü genç kadınları hep reddeder. Hep bir veto vardır hanımsultandan bilmem kim mankene.

Bu “hayali kayınvalide vetosu” magazincinin bu genç ve güzel kızlar hakkındaki yorumudur aslında: Evlenilmeyecek, kabul edilemeyecek, namussuz kadınlar demenin dolaylı olarak söylenmesidir. Veya fakirin zenginle ne işi var demenin..

Sonra acayip bir şekilde maçodurlar. İki eski sevgili karşılaşınca muhakkak surette “köşe bucak kaçmalıdır birbirinden”.

Hele yanlarında yeni sevgilileri varsa onlar da muhakkak surette “surat” asmalı, “kavga” çıkartmalıdır. Ola ki eski sevgililer, yanlarında yeni sevgilileri olduğu halde birbirinden kaçmamış, sarmaş dolaş olmuş ve hatta aynı masada oturmuşlarsa MÜTHİŞ şaşırırlar. “İlginç çift” “Medeni olmak da tabii ayrı bir şey” imalarıyla adamları açık açık “godoş” ilan ederler.

Irkçıdırlar. Tamam Kürtlere, Rumlara, Ermenilere direkt kötü davranmazlar ama bir Kürt ünlü, hele bir yamuk bir laf etsin. Yüz kere, bin kere o kendi akıllarınca “çirkin sözler”i bangırdatırlar dururlar. Unutmayın Ahmet Kaya, Magazin Muhabirleri gecesinde linç edilmeye çalışılmıştı. Ahmet Kaya o korkunç ve utanç geceden sonra ülkeyi terk etmişti. (Kaya’ya çatal fırlatanları da unutmadık bu arada.)

Alkollü olmak hep ayıplanan bir şeydir. Ünlünün sarhoş olma hakkı yoktur. Çakırkeyif olması bile yeterlidir zil zurna sarhoş damgası yemesi için. Saatlerce takip ederler. Yeterince eli ayağı dolaşmamışsa o zaman yere düşürmek için uğraşırlar.

***


İşin tuhafı hukuk da magazinden yana. “Halka/kamuoyuna mal olmuş kişiler” diye ne manaya geldiğini asla anlamadığım bir teranedir gidiyor.

Çok zırıldarsan hakim yapıştırıveriyor: “Halka mal olmuş kişilerin özel hayatları insanları ilgilendirir. Muhabir görevini yapıyor vs vs” Bir insan iyi oyunculuk yapıyor, iyi şarkı söylüyor, iyi yazıyor, iyi resim yapıyor ve işinin doğası gereği sahneye çıkıyor, ünlü oluyor, diye böyle hırpalanmak zorunda mıdır?

Yeteneği onun laneti midir?

Meşhur olmak için her tür rezilliği, yavşaklığı yapan yeteri kadar yeteneksiz var. Aç desen açacak, kapa desen kapayacak..

Doldurmuyor onlar saçma programlarınızı? Yetmiyor mu onların “beni çekin beni çekin, sırf benimle uğraşın” yaltaklanmaları? Magazincilerle al takke ver külah, canım cicim, ye beni, yiyeyim seni muhabbetleri?

Yüz vermeyen kıza tecavüz eden ayılar gibi Türk magazini. Güzellikle laf alamayınca zorla ve Timuçin Esen olayında gördüğümüz gibi POLİS zoruyla laf alıyorlar.

Allah bu ülkede bir şeyler yapıp yanlışlıkla ünlü olmaktan korusun insanları.

DİĞER YENİ YAZILAR