Tarihin en “ben seni göreyim, sen beni gör” Eurovision’u

Haberin Devamı

Bir Eurovision (veya Rusların deyimiyle “ Yevrevidinya” ) daha bitti. Hepimize geçmiş olsun.

Televizyondan izlerken (tabii izlediyseniz) ne kadar hissettiniz bilmiyorum ama hakikaten müthiş bir gösteriydi. Şarkıların yarıdan çoğu sıkıcı, büyük bir bölümü turistik PR çerçevesinde bile zor dinlenir şarkılardı ama o sahne tasarımı unutulur gibi değildi. 3-D bir tasarım izler gibiydik. Veya itiraf edeyim izlemeye çalışır gibiydik.

Cümle karışık oldu farkındayım. Şöyle izah edeyim. Dev bir salondu. Dev derken hakikaten dev bir salondu. Çocuğunu kaybetsen hayatta bulamazsın. Dolayısıyla nereden ilersen izle sahnedekiler toplu iğne başı büyüklüğünde bir şey gibi görünüyor. Bizim bir de ekstra talihsizliğimiz vardı: VİP idik. Eee? Daha iyi olması gerekmiyor mu? Hayır. VİP olduğumuz ve bizim biletlere tribünde oturanlardan 3 katı daha fazla para verildiği halde tuhaf bir çukurdaydı yerimiz ve hoplayıp zıplamadığımız sürece bir şey göremedik. Demek ki neymiş: Her pahalı olan en iyi demek değilmiş. (Fukara tesellisi no: 1 olarak listeye yazın)

Fakat çok şükür Cirque Du Soleil’in gösterisi havada oldu da tadıyla izleyebildik. Akıllara durgunluk verici bir gösteriydi.

Eurovision’in galiba yegane faydası bu. Sahne şovlarında ne düzeye gelindi biz geri milletlere göstermek. Her neyse..

Norveç, bileğinin hakkında kazandı. Ortak fikir: Norviç’in yolladığı şarkıcı oğlan şeytan tüyünün cisimleşmiş hali. Açamayacağı bir kapı, tavlayamayacağı bir insan, ikna edemeyeceği bir durum olmayan insanlardan. Şarkı da gayet güzeldi.

Gerisi? Norviç ve Türkiye dışındaki favorilerimin hiçbir ilk ona bile girmedi. Zaten Eurovision tarihinin her halde en ama en çok “ bölgecilik”, “ komşuculuk”, “ sen beni gör, ben seni göreyimcilik”, “ Sen benim geçen sene ayranımı içmiştin, yok sana puancılık” yapılan yarışmasıdır. Hep olurdu ama bu sefer iyi suyu çıkmış.

Hiç el aleme laf etmeyeceğim, sadece bizim 8, 10 ve 12 puan verdiğimiz ülkeleri açıklıyorum:

Arnuvutlut, Bosna Hersek, Azarbaycan.

Bu üçünün ortak özelliği nedir arkadaşlar, hadi bakalım yüz puanlık soru:

Cevap veriyorum:

Müslüman olmaları.

Nokta. Bu kadar basit.

En yüksek puanların bu ülkelere gideceği daha geçen senden belirlenmiş herhalde. Ne söylerlerse söylesinler sırasıyla Azarbaycan. Bosna, Arnavutluk. Yuh! Taraf tutmanın bu kadarı da ayıp yani.

Endonezya, Malezya ve Pakistan iyi ki yarışmaya katılmıyor. O zaman ne yapardık çok merak ediyorum. Kafamız fena karışırdı herhalde ilk üçe kim girecek derden.

Bosna Hersek’in şarkısını beğenmiş tek bir Türk varsa bileklerimi keserim. Çokçokçok berbat olmasının ötesinde hiçbir şekilde Türk zevkine hitap edecek bir şarkı değil. Bizden o şarkıya 10 puanın gitmesi tıbben mümkün değil arkadaşlar. O kadar yani.

Arnvutluğun şarkısını hatırlamıyorum bile. O kadar silik, o kadar “yok”.

Şansımıza Azarbaycan nispeten daha “ dinlenir” bir şarkı yollamıştı ki hepten fanatik görünmedik. Ama gerçek bariz ortada. Hangi bakanlıktan gelmiş olabilir emir ben onu düşünüyorum. Yani bunu iş edinmiş müsteşar kimdir acaba. Veya TRT her zamanki gibi kendi kendine kraldan kralcılık yapmaya kalktı ve böyle olursa ülke menfaatine daha çok hizmet edeceğini düşündü.

Tamam anladık ‘ümmetçilik’ yapılacak, belli. “ Bu yıl komşuculuk değil din kardeşliği ön planda arkadaşlar” demiş bir müdür, puanlar da daha yarışma başlamadan 5 ay evvel verilmiş belli ki. Tamam, Eurovision’un genel mantığı böyle, mahallecilik yapmayan ülke yok ama bu kadar da göze sokulur mu yahu? Biraz edepli yap. Biraz usturuplu yap tarafgirliği. Favori şarkıya ver en azından 8 puanı. Arnavutluk yegane puanını bizden aldı neredeyse.

Atılan SMS’lerin falan hiçbir şekilde kale alınmadığı, operatörlere para kazandırmak dışında bir işe yaramadığı apaçık. Sen ne çekersen çek, TRT bildiğine vermiş.

Bosna’nın şarkısına 10 puanmış. Yalana bak!

İmza: Sinirli hakkaniyet cücesi..

DİĞER YENİ YAZILAR