Tarih boyunca Türkün “kadın”la imtihanı

Haberin Devamı

Dün, hararetle “bayan” lafına duyduğum tiksintiden söz etmiştim. Aslında ‘ duyduğumuz’ demem lazım zira tek değilim. Var benim gibi bir sürü cins. (bkz: facebook’taki “Kadın kelimesinden tırsıp ‘bayan’ diyenleri umarsızca düzeltenler” grubu.) Ve lakin istediğimiz kadar isyan edelim, anlaşılan o ki zafer onların. Geçen gün sokakta bir şeyini düşüren bir kadına sesleneceğim, ne diyeceğimi şaşırdım. Fakat bizim bu insanın erkek olmayanına verdiğimiz isimlerle tarih boyunca başımız dertteymiş iyi mi? Türklerin kadına verdikleri ilk isim: Tışı. Yani şimdi sadece hayvanların erkek olmayanına verdiğimiz isim olan ‘dişi’nin ilk hali. Kelimenin tenzil-i rütbesine bakar mısınız?

Bitmedi. Aslında “karı” lafı da eskiden argo bir kelime değilmiş. Ki “karı-koca” ikilisinde hâlâ argo değildir zaten. Gerçi ortasınıf kibarları için artık “karım” veya “kocam” demek de ayıp. “Eşim izin vermiyooo” “eşim bekliyooo” “eşimin çamaşırını yıkıyorum” “eşime yemek yapıyorum” “eşimi kaşıyorum” “eşimi tepiyorum”... Eşine eşine bir hal olacaklar.. “Karı”, yaşlanmak manasına gelen “karımak” fiilinden türeme. “Yaşlı kadın” demek. Zevce manasına sonradan gelmiş. Gelmiş ama nedendir bilinmez sonra hakarete dönüşmüş. Peki nereden çıktı o zaman bu “hanım”lar, “kadın”lar? Hanım, Moğolca hükümdar eşi, kraliçe, prenses demek. Han, bildiğiniz han, -um eki ile dişil oluyor. Han-um, hanıma dönüşmüş. Kadın kelimesinin geçmişi de benzer. Sogdcada (mevcut Özbekistan topraklarında yaşamış olan bir halk) krala “hatıv”, kraliçeye ise “hatın” deniyormuş. (H gırlaktan) Hatın, hatun olarak devam etmiş. Aynı kelime “kadın”a da dönüşmüş. Zaman içinde “hanım” kelimesi de hatun/kadın kelimeleri de “hükümdar karısı, soylu, dişi insan” manasından “her tür dişi insan” manasına gelmiş.

O dönemlerde de “nereden çıktı kardeşim dişiye kadın demek?” diye tartışmalar var mıydı, alt kültürün baskısı mıydı yoksa üst kültürün icadı mıydı bilmiyoruz. Ama belli olan bir şey var ki insanın erkek olmayanına verilecek isim konusunda bir türlü tatmin olunmamış. Günümüz Türkiyesinde yaşadığımız sorun da tam böyle. “Hanım” kelimesi saygınlığını ve yaygınlığını hâlâ korumakla beraber (çok şükür henüz Mutlu Bayan, Fatma Bayan dönemine girmedik) “hanımlar” yazık ki “bayanlara” dönüşmüş durumda. Ve lakin “kadın” komple out. “Bayan” lafı 1934’de miss, madam yerine tümüyle işkembeden icat edilmiş ve lakin ne Bay Uzunkavakaltındayatanoğlu ne Bayan Carcarkenevir diyemediğimiz, ısrarla Numan Bey, Nermin Hanım demeye devam ettiğimiz için Bay ve Bayan kelimeleri maksat edildiği şekilde tutmadı. Ama ne oldu? Evrildi. Kekoizmin şifresi oldu! Kadın yerine bayan kelimesini kafamıza kazıyan kurum da TRT’dir. Çevirmenlerini ne kadar ansak azdır. Tam unuttuk derken Amerikan filmlerindeki “yes sir”leri “evet bayım”, “yes ma’am”leri “evet bayan” diye çevirmeye başladılar. Nedendir bilinmez kötü tiyatro çevirmenleri dışında “bayım” lafı kimsenin ağzına pelesenk olmadı, (yani errrrrrkek lafından kimse vaz geçmedi) ama lanet “bayan” lafı sevildi. “Bayan yanı” “Bayan şoför” şeklinde dolmuş terminolojisinin vazgeçilmez tamlamalarını oluşturdu. Derken nasıl oldu bilmiyoruz, bu dolmuş jargonu son on yılda bir virüs gibi yayıldı. Kadına kadın denemez oldu.

Geldiğimiz nokta: “Doktor hanım, karnımdaki bebek bayan mı?” Of yaa. Off! Bu arada bir şoke edici bilgi daha: Erkek kelimesinin kökeni ne dersiniz?? Açıklıyorum:

ÜÇ YAŞINA GELEN KOÇ !!! Erkek kelimesi, insanların değil hayvanların dişi olmayanına verilen isimmiş!!! Kaynak: Kaşgarlı Mahmut’un Divan Lugat-i Türk. Nereden nereye..

DİĞER YENİ YAZILAR