Takip edemeyenler için skandala dair sorular ve notlar

Haberin Devamı

* KASET LAFININ HORTLAMASI: Bazı uzun metrajlı filmler hariç her şeyin çiplere, disklere, direkt bilgisayarlara kaydedildiği bir dönemde neden malum görüntüler için “kaset” deyip duruyoruz? Ortada kaset diye bir şey mi kaldı? Kaset denen nesneyi en son nerede ve ne zaman gördüğünüzü hatırlıyor musunuz?

* FEHMİ KORU’NUN FALI: Yeni Şafak yazarı Fehmi Koru 1 Mayıs 2010 günü, yani skandal patlamadan 7 gün önce şöyle demiş: “Araştırma sonuçları Ak Parti’nin oyunun hâlâ tek başına hükümet kurabileceği oranda olduğunu gösteriyor. Peki nasıl olacak da Deniz Baykal’ın beklentisi gerçekleşecek ve CHP iktidara gelecek? CHP’nin iktidar yolunu kısaltacak bir ‘HARİCİ ETKENE’ ihtiyacı var. Gerekirse kuralları ZORLAMAK üzere devreye girecek ve nasıl bir sonuç doğuracağını hesaba katmadan kendisi için öngörülen görevi yerine getirecek harici bir etkene... Yunan trajedilerinde öyküyü çıkmaza sürükleyen yazar, kendi kendisinin imdadına, o ana kadar ortalıkta görünmeyen bir figürü devreye sokarak koşar. ‘Deus ex machina’ denilen bir ‘harici figür’ sahneye gökten iner ve yazarın yapamayacağını yapar: Ölmesi gerekeni öldürür, kurtarılması gerekeni kurtarır... Bugün CHP’nin katkılarıyla oluşmuş karmaşa ortamında, kurallar içerisinde kalarak CHP’yi iktidara taşıyacak bir süreç başlatmak imkânsız görünüyor; Yunan trajedilerindeki ‘Deus ex machina’ türü bir figürle ve sadece ona tanınan KURAL-DIŞI işlemlerle Deniz Baykal’ı iktidar koltuğunda görebiliriz ancak...”

Nasıl? Çok acayip değil mi?

Fehmi Koru’nun sözünü ettiği “harici etken” yüksek yargıydı ama gökten düşen Deus ex machina ola ola bir “kaset” oldu. Koru’nun falı tutmuş bir tek harici etkenin tipi yanlış bilinmiş.

* BAYTOK’UN İLAN EDİLEN MAĞDURİYETİ: Bugün Nesrin Baytok’a haksızlık yapıldığının topluca ilanı gibiydi köşeler. Hürriyet’ten Eyüp Can ve Ayşe Arman, HaberTürk’den Balçiçek Pamir ve Rahşan Gülşan ve Vatan’dan ben, “Nesrin Baytok da mağdurdur ve maçoluğa kurban gitmiştir” demişiz. Ancak haklarını yemeyelim konuya herkesten bir gün önce değinenler Posta yazarı Yazgülü Aldoğan ve HaberTürk yazarı Umur Talu oldu.

* YATAK ODASI BİZİ İLGİLENDİRMEZCİLER: Bugün Gazetesinden Gülay Göktürk ve Yeni Şafak’tan Fatma K. Barbarosoğlu olayın bizi ilgilendirmediği, muhatapların Baykal ve Baytok aileleri olduğu görüşünü savunup ahlak riyakarlığı konusuna girdiler.

* YATAK ODASI BİZİ FENA HALDE İLGİLENDİRİRCİLER: Milliyet Gazetesi’nden Metin Münir ise “Bir parti başkanının metresini milletvekili yapması hiçbir toplumda kabul edilebilir bir davranış değil. Sancak dağıtan sultanlar gibi gözdeye milletvekilliği ihsan etmek akıl alacak bir şey değil” diyerek olaya hayli katı bir şekilde yaklaştı. Taraf gazetesinden Orhan Miroğlu, aynı soruyu biraz daha yumuşak bir üslupla soruyor: “Nesrin Hanım, bir anne ve bir kadın. Kaset olayıyla yaşadığı mağduriyetten daha acıtıcı, daha onur kırıcı ve daha önemli bir şey olamaz. Ama mahremiyete saygıya sığınıp, iddialara göre, taraflardan birine cazip gelmiş bir ‘statü’ karşılığında yaşanan bu özel ilişkinin ortaya çıkardığı ahlaki standardı da görmezlikten gelemeyiz. Mitterand sevdiği kadınlara kamusal statü bağışlayan bir politikacı olmadığı için, sorun olmadı. Eğer birlikte olduğu kadını milletvekili yapsaydı, Fransa’da yer yerinden oynardı. Ortada saygı duyulması gereken özel bir aşk ilişkisi mi vardır, yoksa bir anne ve bir kadının statünün gücüyle ve daha alt bir statü uğruna istismar edilmiş olması mı söz konusudur?”

DİĞER YENİ YAZILAR