Tamam bu yıl artık kesin. Sigara bırakılacak, içki azaltılacak, spora başlanacak, sağlıklı beslenilecek, on kilo verilecek, ayda bir hamama gidilecek, iki ayda bir masaj yaptırılacak falan filan... Tutabiliyor muyuz peki bunları? Hayır. Fakat tutmak lazım. Bir sürü saçma sapan şeye para harcanıyor, harcanması gereken şeye harcanmıyor. Yılbaşı yılbaşı sizi biraz motive etmek için, kar demedim kış demedim gittim, gördüm, denedim. Devamını getirirsem tecrübelerimi de paylaşırım. Haydi siz de!
Hadi bakalım bir yenilik daha: Kinesis
Duyup duruyordum da ne olduğunu yeni öğrendim. Temel olarak duvara monte edilmiş ve siz çektikçe uzayıp kısalan makaralara bağlı bir kabloyu çekiştiriyorsunuz.
Marifeti şu: Eklemlerin, doğal açılarını kullanarak hareket etmesini sağlıyor. Bunu yaparken de her kas grubunu geniş açılarda maksimum derecede çalıştırıyor.
Sonuç: Vücudu zorlamadan esneklik ve dayanıklık kazandırıyor.
Kimler için faydalı: Bütün gün ayakta durup veya bilgisayar karşısında oturup duruş bozukluklarına sahip olanlar. (Bu benim yahu!!!) 250 ayrı hareket yapılabiliyor. Kablonun ucundaki ağırlık artırılıp azaltılabiliyor. Spor odaklı, yapması kolay, çok eğlenceli değilse de faideli bir aletimiz.
Tiheeeeeeeeyyyyyyyyytt!!! Pataklarım ha!
Spor şart, tamam. Anladık. Fakat asıl mesele hangi spor? Sevilmeden yapılan spor iki üç beş derken bırakılıyor. Aldık işte eve bir koşu bandı. Ne oldu? Çamaşır askısı.
Kikboks varoşların sporu falan diye bednam olmuş. Diyelim ki öyle. Ne çıkar? Hiçbir şey boşuna klasik olmaz. Makarna da varoşların baş yiyeceği ama aleyhinde laf edebilecek tek kişi var mı? Ay yemem ivraanç bir şey diyebilecek? Sarımsaklı yoğurt yerine beyaz şaraplı kremalı istiridye sosu boca edince üstüne makarna oluyor da temiz bir salonda, yakışıklı bir hoca ile kikboks niye olmasın?
Spor yapmaktan nefret eden biri olarak şunu söyleyebilirim: Kikboks şimdiye kadar yaptığım en zevkli spor. Ne kadar yağ yaktım, hangi kasım gerildi, nerem kalktı, nerem sarktı umurumda bile olmadan ve bir saat boyunca hiç sıkılmadan ve neredeyse bir varil ter dökerek yapabildiğim tek egzersiz ki egzersiz lafı da en az spor kadar nefret ettiğim bir laf. Ama dedik. Bir kere sporun olmazsa olması “hırs”ını en yoğun yaşayabildiğiniz aktivite. Diğer Uzak Doğu sporlarından farkı ilk önce insana çok etkileyici gelen sonra sıkan (en azından beni) gereksiz Uzak Doğu felsefelerinden uzak. Vardır elbette onun da bir ahlakı, etiği ama amaç ortada: Patakla pataklayabildiğin kadar. Neyi? Kum torbasını. Üzerine nefret ettiğiniz şahsiyetin fotosunu da iliştirebilirsiniz hocanızı ikna ederseniz.
Faydaları: Özel hareketler öğrenmek konsantrasyonunuzu yükseltir. Antrenman bittikten sonra bile dikkatinizi daha uzun bir süre daha çok şey üzerinde toplayabilirsiniz. 1 saatte 650 kalori yakmak mümkün. Aynı zamanda hem vücudunuzu esnetiyor, hem gücünüzü artırmayı hem de artırdığınız gücünüzü ayarlamanızı sağlıyor. Kollar, bacaklar ve kalça şekle giriyor.
Sakıncaları: İnsanda durdurulamayan bir tekme atma isteği yaratıyor.
On kilo verilecek! Ver!
Sizi bilemem ama benim cidden çok acele kilo vermem lazım. Kendini böyle kabul et telkinlerim sonuç vermedi. Televizyonda falan kendimi görmeye tahammül edemiyorum. “Bunlar kapitalizmin dayatmaları, yemeyelim, dik duralım” laflarını da ben söylüyorum ama ben de yemiyorum. (Kendin pişir, kendin yeme) Ne yapalım... Balık etliler (ve üzeri) cephesi olarak kaybettik. Zafer sıskaların.
Gırtlağı kısmak tamam ama yetmiyor. Birilerine hesap da vermek, bir şeylerin bizi motive etmesi de lazım.
Baştan söyleyeyim en ucuz yöntem: Gırtlağı kesmek ve evinde içinde veya sokakta koşmak, yürümek, hoplayıp zıplamak. “Benim harcayacak biraz daha param var çok şükür” diyorsanız o zaman birkaç yöntem söyleyebilirim faydasını görmüş arkadaşların tecrübelerine dayanarak.
1) Body Mixer Terapi: Vücudun bilhassa sorunlu bölgelerine plakalar bağlanıyor ve bu plakalar aracılığıyla çok az hissedilen bir miktar elektrik veriliyor. Üzerine de ısıtması için kırmızı ötesi (infrared) ışınlar veriliyor. Karışık ve tehlikeli görünüyor ama değil. Uygulatanlar faydasını görüyor. Vücut bir saat içinde 70 saat spor yapmış gibi oluyormuş. Elektrik akımını arttırmak mümkün. Çok hafif bir sinir bozucu yanı var.
2) Drenaj aleti: Vücutta, bilhassa bacaklardan birikmiş ödemi atmak için hayli etkili bir yöntem. Komik birtakım “çorap”ların içine giriliyor. Bu çoraplar kademeli bir şekilde hava ile şişiyor, iyice sizi sarıyor ve sonra iniyor. Ne kadar etkili bilmiyorum ama çok mutluluk veren bir uygulama.
3) LPG: Yeni bir şey değil ama öncülüğünü koruyor. Özel bir giysisi var. Onu giyiyorsunuz sonra bir başlıkla bütün vücudunuz karış karış ovuluyor diyeyim. Selülit ve yüzey yağlarını erittiği söyleniyor.
Üçü için de ve diğer bütün uygulamalar için KESİN olarak söyleyeceğim şu: Diyet yoksa faydası çok az, diyet varsa faydası iki kat.
Yardımları için Anantara Spa ve Spor Merkezi’ne teşekkür ederiz.
Tayland masajı
Hayli loş bir odada, çok hafif bir ylang ylang kokusu. Özel beyaz kıyafetler veriliyor önce. Üzerinizdekileri çıkartıp onları giyiyorsunuz. Masaj yatağına yatıyorsunuz. Sonra tüy gibi hafif Uzak Doğulu bir kız (erkeklere erkektir herhalde... Ama tüy gibi hafifler midir bilemem) sizi tatlı tatlı ovmaya başlıyor. Ovma da değil bir nevi bastırma. Kocanızın veya karınızın yaptığı katur kutur masajla uzaktan yakında alakası yok. Böyle nasıl anlatsam bir melek dolaşıyor sanki üzerinizde. Tam yatağın içine gömülmeye başlarken başlıyor melek hanım dizlerini sırtınıza dayayıp kollarınızı çekmeye. Amanin! Çek Allah çek! Tam “Noluyo kardeşim, hoyda bre” deyip dalacakken... Bırakıyor melek hanım sizi... Ve yine yumuşak yumuşak bastırıyor oranıza buranıza. Derken yine üzerinizde. Leynn derken yine bırakıyor. Böyle böyle bir buçuk saat geçiyor.
Bittiğinde soru şu: Bir: “Neredeyim ben?” İki: “Bana ne yaptılar?” Üç: “Kemiklerim sağlam mı?”
Fiyatı süresine bağlı olarak değişiyor. 60 dk 150 TL, 90 dk 200 TL.
Bana sorarsanız bu da hamam gibi ayda 1, insanın yaptırması gerekenlerden. Veya bir ay hamam, bir ay Tai masajı. Artık bütçeye göre.
Kütlet beni natır
Bu da geleneksel diye unuttuğumuz bir başka faaliyet. Ne büyük hata! Bunda hamamların günümüz “hijyen koşullarına” ayak uyduramıyor veya uydurmuyor intibaını veriyor olmalarının da etkisi var elbette. Kabul ediyorum. Yabancıların bayıla bayıla gittiği hamamlara bizlerin “Ay ama pis, hastalık bulaşır” diye gitmiyor olması üzücü ama anlaşılır bir gerekçe.
Söyleyeceğim şu: Artık günümüz hijyen koşullarına uygun hamamlar da bulmak mümkün. Mecidiyeköy’ün göbeğinde Astoria Alışveriş Merkezinde Anantara Spa merkezinde mesela, küçük ama son derece güzel bir hamam var. Kişi başına kese dahil 100 YTL. Çamur banyosu da istiyorum derseniz toplam 145 YTL. İşten çıkıp tertemiz bir hamam taşına yatıp kaslarınızın tel tel açılmasını hissetmek yemin ederim benzersiz bir duygu. Bir şeylerden kısıp (mesela röfleden) ayda 1 kerecik olsun bunu yaşamak lazım. Kese şart değil ama yaptırdıktan sonra insan üste para vereyim diyor. Bu arada bu ne fiyat diyenlere hemen emsal yerlerin kese dahil kişi başı fiyatlarını vereyim: Çemberlitaş hamamı 60 YTL, Cağaloğlu hamamı 57 YTL, Galatasaray Hamamı 60 YTL.
Şu bir türlü tutamadığımız yılbaşı sözleri
Yılbaşı yılbaşı sizi biraz motive etmek için, kar demedim kış demedim gittim, gördüm, denedim...
Haberin Devamı

