O zaman havuzda da şnorkelle yüzelim olsun bitsin!
Bir yazıyla iki lobi birden ayaklandı.
Bir: Şnorkel lobisi.
İki: Kürt lobisi
Meğer memlekette ağır bir şnorkel lobisi varmış. Ve ne demek istediğimi tam anlamadan “nalakasıvaranlayamadıkyani” şeklinde mektuplar döşenmişler... Enteresandır yazanların ezici çoğunluğu kadın. Diyorlar ki: Şnorkelle yüzmek kıroluk değildir. Aksine denizin tadını daha çok çıkarmaktır. Bir keyiftir, bir şölendir falan filan..
Tamam ben de aynısını söylüyorum zaten. Evet öyle imiş. Geç keşfettim ama çok mutluyum. Deniz kuşuna döndüm. Zevkten geberiyorum zart zurt... Yazdıklarımı niye bana tekrar söyler, yazarsınız bunu da hiç anlamam... Su altı belgeseli izlemek gibi demedim mi? Dedim.
Bir kere ben “şnorkelle denizin altını incelemekten” söz etmiyorum. Ben uzun mesafe yüzmekten söz ediyorum. Günlük yüzme aktivitesini şnorkelle yapmaktan ve şnorkelsiz yüzemiyor olmaktan söz ediyorum. Kıroluk dediğim bu!
Şnorkelle yüzen birini kimse ciddi yüzücü sınıfına almaz. “Ben çok iyi bir yüzücüyüm, günde en az 1 saat hiç durmadan yüzerim... Şnorkeli taktım kimse tutamaz beni..” deyin nasıl kahkahalar yükselecektir.
Boğazı geçme yarışına niye insanlar şnorkelle katılmaz mesela? “Şnorkelle yüzme” diye bir kategori var mı? (Varsa katılırım ve hepinizi de geçerim haberiniz olsun!) Benim bildiğim yok. Spor merkezlerinin yarı olimpik havuzlarında şnorkelle yüzen adam gördünüz mü hiç? Göremezsiniz çünkü şnorkelle sportif yüzme diye bir şey yok. Bisikletin iki tarafına düşülmesin diye küçük tekerlek takmak ve ciddi bisikletçi olduğunu iddia etmek gibi bir şey bu. (Halbuki benim gibi cüceler için ne kadar pratik olurdu...) Diyeceğim... Şnorkelle sportif maksatla yüzmek tamam çok zevkli ama kabul edelim ki biraz tembel işi, biraz bilmeme işi, biraz becerememe işi... Nefes alıp vermeyi becerenler öyle şnorkel kafasına falan girmezler. Takarlar yüzücü gözlüklerini çapada çupada yüzerler... Kıroluk dediğin de zaten nedir? Olması gerektiği gibi yapmayı beceremeyip öbür türlüsünü bir stil, bir tercih gibi satmaya çalışmak. Denizin altını şnorkelle inceleyebilirsin, bu uğurda palet de tüp de takabilirsin, saatlerce suda kalabilirsin, bu kıroluk değildir. (Ayrıca tüple daldım da...) ama benim gibi uzun mesafeyi spor maksadıyla şnorkelle yüzersen, yüzmeye çalışırsan kırosundur. Hatta bunu havuzda yapmaya kalkarsan yıldızlı kırosundur.
Bu niye bu kadar tartışma konusu oldu anlamadım. Tamam siz değilsiniz, bir tek ben kıroyum. Hatta kıro-liçe! Anlaştık mı? (Bu arada “bizim havuzumuzda şnorkelle yüzebilirsiniz” diyen ilk spor merkezine üye olacağım. Madem kıroluk değil bakalım “aaa ne demek, tabii tabii, bu sizin en doğal hakkınız” diyen çıkacak mı.. Buradan da ilan edeceğim: Şnorkelciler haklıymış... Kıroluk değilmiş...)
Öbür lobi de Kürt lobisi.
“Kıro nedir, toplumdaki yeri ve kıroluğun insan psikolojisi üzerine etkilerini tartışan bir yazı yazmışsınız... Benim size tek bir sorum olacak. Kıronun tam olarak ne olduğunu biliyor musunuz? Acaba bizim entel kesim birilerini aşağılamak için başka kimlerin sinirleri bozuyor?”
Demiş bir okur. Manasını bilmeden bir kelimeyi kullanma demiş başka okur. Benzer on on beş mektup daha var.
Kıro kelimesinin Kürtçe olduğunu ve manasını elbette ki biliyorum. Hatta keko kelimesinin de manasını biliyorum.. Biri erkek çocuk, delikanlı demek biri de ağbi, dayı demek. Ancak ikisi de anlam kaymasına uğramıştır ve sözlüklere de bu yeni manalarıyla (görgüsüz, kaba) geçmiştir. Bundan dolayı Kürtler alınıyor olabilirler ama bu gün Kürtler dışında kimse kıronun Kürtçede erkek çocuk manasına geldiğini bilmez ama öbür manasını gayet iyi bilir. Dil dediğin böyle ilginç bir şey.
Ama “çok bozuluyoruz, Türk Kürt geriliminde bunun da bir rolü, katkısı var, haberiniz olsun!” derseniz eğer bugünden itibaren kullanmayı keserim olur biter. Yerine güzel bir kelime önerirseniz hele daha da mutlu olurum.

