Sevgililer Günü= Toplu kasılma günü

Haberin Devamı

Son üç gündür şu tuhaf soruyla karşılaşıyorum: “ Mutlu, sen bilirsin, bir kıza sevgililer gününde ne alınmalı?”

Veya.. “Hangi hediye seni en çok mutlu eder?” En yanlış soru, en yanlış insana soruluyor. Beni en mutlu edecek şey tam teşekküllü bir marangozhanedir.

Ama bunu benden başka tek bir kadının isteyeceğini sanmıyorum.

Marangozhane hayali kuran bir kadın olarak hediye denilen şeyden korktuğum kadar başka hiçbir şeyden korkmam. Dünyanın en tehlikeli şeylerinden biridir. Verirken de bir kasılırım, alırken de.. Zira hediye nedir, ne olmalıdır kafamda bir türlü oturmamış bir şey. Hediye, verenin kişiliğini mi yansıtmalı, alanın mı?

Hiç aklında olmayan bir şey mi hediye etmeli yoksa ihtiyacı olan bir şey mi?

Hiç aklında olmayan bir şey tamam sürprizdir ama hoşuna gitmez, bir kenara koyarsa parayı çöpe atmış olmuyor musun?

Üstelik onun kişiliğiyle hiç ilgisiz bir şey almışsan, senden soğuma ihtimali de var. “ Bu hıyar da beni hiç tanımamış” der mi der.

Ama öte yandan ihtiyacı olan bir şeyi hediye ettiğin zaman da onun “tedarikçi”si durumuna sokuyorsun kendini. Babası veya annesi konumuna düşürüyorsun kendini. Ha eline para vermişsin ha gitmiş satın almışsın ne fark eder.

Hadi anne/sevgili durumunu aştınız diyelim ve lakin istediği şeye fikren karşıysanız ne olacak? Sevgiliniz çılgınlar gibi allı pullu bir şey istiyor (veya dev bir Fenerbahçe şapkası) ama siz de yanında o allı pullu şeyle (veya o korkunç şapka ile) dolaşmasını istemiyorsunuz. Ne olacak şimdi? Gitsen alsan, kız veya oğlan da yemeğe giderken o korkunç şeyi giyse, surat assan “ Yahu sen aldın! Şimdi bu surat ne?” dese haklı mıdır? Haklıdır. E ne diyeceksin? “ Canım kırom. Canım kıroliçem... Sen istiyorsun diye ben sana bu korkunç rüküş şeyi aldım ama benimle beraberken giyme!” mi? O da olmaz...

Bir de mesajlar vardır hediyelerde. Ki en fenası odur. Adam kızın giyimini biraz pasaklı bulur, gider dünya para verip bir “ hanımefendi” giysisi alır.. Üzerinde zarif bir tokası olan, düz, beyaz bir “iş kadını” bluzu mesela.

Veya tam tersi, kız adamı çok resmi bulur gider spor bir şey alır. 200 yıllık ömrün olsa bile gidip almayacağın ve giymeyeceğin yeni model, süspansiyonlu spor ayakkabılarından mesela.

Mesaj açıktır: “Ben senin böyle biraz hanımefendi / spor olmanı istiyorum”.

Hadeee... Bir buhran nedeni daha.. Bu adam, bu kadın, beni olduğum gibi beğenmiyor mu? Beğenmiyorsa neden beraber? Beraberse neden beğenmiyor? Beğenmediğin bir şeyi aldığında numara yapmak kadar zor bir şey de yoktur. Ağzında jilet varken gülümsemeye çalışmak gibi bir şey. Çok beğendim dersin, “ hadi giy o zaman” der. Beğenmedim aslında dersin, yüzü asılır. İçine atarsın, “ lan bunu nasıl alır bana” diye diye senin yüzün asılır.

Karşındakinin numara yapıp yapmadığını çözmek de verenin derdidir. “ Gerçekten beğendin mi? Sahi mi söylüyorsun?” Tatmin olmaz, dikkatle bakar, kız, torbada “ değiştirme kartı” nı arıyor mu diye..

Özet: Sevgililer Günü = Toplu kasılma günü

***


Ammma yine de “ bir gül verin yeter...” demeyeceğim. Yok öyle ucuz nümerolar.

Paranızla değil yaratıcılığınızla gösterin kendinizi. “Bir gün boyunca tek bir kelek, tek bir kapris yapmayacağım” sözü verin mesela.

Yiyor mu? Buyrun o zaman!

DİĞER YENİ YAZILAR