Erzurum’da küçük Musa’nın başına gelene aklınız eriyor mu?
Aklınız alıyor mu demiyorum aklınız eriyor mu diyorum çünkü cidden çok ama çok tuhaf bir cinayet bu. Bir nevi Matrix demekten kendimi alamıyorum. Başka alemlerde, başka boyutlardaki hesaplaşmalar giriyor işin içine ve küçük bir çocuğun kanına giriliyor.
Haberi anlayabilmek için sabahtan beri okumadığım şey kalmadı. Çocukluğumuzun oyunu monopolyden beri işler çok ama çok değişmiş!
Anladığım şudur:
Bir takım oyunlar var. Bunlar internet üzerinden oynanıyor. Aynı anda binlerce kişi oynuyor. Herkesin kendini temsil eden karakterleri var. Karakterini güçlendirmeye çalışıyorsun ki bir takım seviyeleri atlayabilsin. Bu güçlendirmeler oynadıkça elde ediliyor.
Tamam buraya kadar biliyordum. Bilmediğim şu: Silahları gidip başkasından da satın alabiliyormuşsun. Üstelik bildiğin parayla! Meğer bu işin bir ticareti olmuş. Fazladan silahı olan satabiliyor. Veya birilerinin tek işi bu silahları bir şekilde kapıp satmak. Sen de alıp seviyeni yükseltiyorsun.
“10 bin lira harcadım şimdiye kadar” demiş Metin2 oyunun müptelası bir adam bizim gazeteye verdiği mülakatta. (Yabancı bir oyunun adı nasıl Metin2 o da ayrı bir muamma..) 2 yılda 10 bin lira. Ne için? Karakterinin gücünü arttırmak için. Üç rüzgar, bir şimşek, 20 bilmem ne kılıcı alıp “ level” atlamak için. Sayıp dökmüşler de karakterinin sahip olduğu güçleri.
Fakat çok pis işler dönüyormuş oyunda. Artık korkuyormuş, sıkılmış. “Zivana” isimli 12-13 bin TL değerindeki karakterini 5 bin TL’ye satmaya karar vermiş... Haberin altına da başka bir müptela not yazmış. “ Satamaz. Oyunun kurallarına aykırı. Karakterler satılamıyor. Yakında banlerler Zivana’yı...” (Ban: Yasaklamak.)
Fakat bir takım uyanıklar ise bir takım nümerolar geliştirip çalabiliyorlar bu güçleri. Çalıp sonra sahibine yine satmaya kalkabiliyorlar. İşte galiba Erzurum’daki cinayetin nedeni de bu.
Bir seyyar satıcının oğlu olan küçük Musa meğer bir bilgisayar kurdu imiş. Ve bu işlerden çok iyi anlıyormuş. Bir nevi hacker. Musa sabah okula giderken, yüzünde bir çizik olan ve burnu çökük bir genç Musa’nın yanına yaklaşıp onu zorla başka yere götürmüş. Musa giderken ağlıyormuş. Cinayet, Müge Anlı’nın programında da ele alınınca biri şöyle bir ihbarda bulunmuş: Musa, bir çeteye oyun üzerinden çok iyi para kazandırıyordu.
Bir başka iddia da Musa’nın bir takım numaralar çekip birinin gücünü çaldığı.
Artık ne olmuşsa olmuş, çocuğu öldürmüşler.
Olmayan bir karakterin olmayan gücünü çalmak, bunu satmak, zengin olmaya çalışmak, uğruna bir çocuğun kanına girmek...
Çok ama çok acayip gelmiyor mu size de?
Suç rehber kitabın mı?
Jan Devletoğlu’nun dün bir haberi vardı gazetemizde. Lonely Planet, Frommers gibi rehber kitaplarının Türkiye’yi yerin dibine batırdığını söylüyordu. Turistleri kazıklayan taksiciler, tuvaletler, kapkaççılar, turistlere fahişe gözüyle bakan Türk erkekleri...
Hepsi Türkiye’nin gerçekleridir. Turistleri fena halde kazıklayan taksiciler konusunu ben de yazmıştım. Hollandalı arkadaşlarım Sultanahmet Camii’nden Ayasofya Müzesine (araları yürüme 5 dk) Anadolu yakası üzerinden götürülmüşler. Yani birinci köprüden geçip ikinci köprüden dönmüşler ve ahlaksız taksici 250 lira gibi de bir ücret talep etmiş. Bunu burada bangır bangır yazdığımda da Murat Bey (duyarlı bir taksici) dışında kimse ilgilendi. TEK BİR KURUM, TEK BİR ODA, TEK BİR TAKSİ DURAĞI aramadı, mektup yazmadı, umursamadı. Yani bir manada yaptıkları namussuzluğu, ahlaksızlığı, alçaklığı kabul ettiler. Zira sükut ikrardan gelir. Özetle: Türkiye’de turistler taksiciler tarafından yüzde 99 oranında kazıklanırlar. Hem de öyle 3 lira 5 lira fazla olarak değil. Allah yaratmış demeden 200 katı, 300 katı olarak.
Bir rehber kitap tam da bunları yazmak zorundadır. Yurtdışına giderken tam da bu nedenle o ülkenin Lonely Planet veya Rough Guide’ımı yanımdan ayırmam. Var olan olumlu yada olumsuz gerçekleri yazmıyorsa o rehber kitap değildir. Olsa olsa Turizm Bakanlığı propaganda broşürüdür ve yeri de çöp kutusudur.
Türkiye’nin durumu utanç vericiyse suç bunu yazan rehber kitaplarda mıdır? “ Türkiye’yi yerin dibine batırdılar, vay alçaklar” deyince ne oluyor? Rahatlıyor muyuz? Müslüman soykırım yapmaz diyen başbakan gibi Müslüman kazıklamaz, Müslüman tecavüz etmez, Müslüman çalmaz deyip başımızı kuma mı gömelim yoksa?
Müslümanlık yazık ki kimseye ekstra ahlak getirmiyor. Ne diktatöre ne esnafa.. insanın içinde varsa var, yoksa yok. Ve görüyoruz ki bayağı bir bölümünde de yok..
Sanal dünyanın gerçek cinayeti
Haberin Devamı

